Böyle başlanıyor ya, alışılan bu… Yok alışkanlıklara vurgu için demiyorum aslında, başka ne diyebilirim diye düşündüm. Bu mektuba başlamadan önce düşündüğüm sadece bu değildi tabii. Yeni yıl meselesi her yıl yaşadığım garip bir hâl. Bende hiçbir yıl eskimiyor aslında, içinde anılarımı biriktiren yıllar sapasağlam beynimde, bazıları yer etmiş gönlümde. O nedenle geçen yıl muhasebeden ibaret, hepsi bu işte… Ne yapabildim geçen yıl, ne yapamadım, planlarımın hangileri yarım kaldı… Rabbim ömür ve izin verirse yeni başlayan takvimle neler yapabilirim, diye düşünürüm sadece. O nedenle kutlamam ben, sevinmem bir yıl bitti diye, başlayınca da kutlama bana göre değil. Ben, benimle başlıyorum, kutlanacak olan bir şey varsa o da insan doğup insan kalmaya gayret edenlerin bu gayretlerindeki samimiyetleri, teslimiyetleri… Yani kul olmanın gereğini yerine getiren herkesi hem kutluyor hem de tebrik ediyorum…
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Hayatı bize gösteren, bizi görünür kılan ya da bizi perdeleyen, örten hatta maskeleyen nedir? İşimiz, konumumuz, imkânlarımız, sahip olduklarımız mıdır? Kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden yeryüzündeki hikâyemizi bütüne taşıyan o köprü nasıl ve nerede kurulur?
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Geçtiğimiz haftalarda içimizi ısıtan, yüreğimizi soğutan bir habere dikkat kesildik. Habere konu olan olay bir okul bahçesinde geçiyordu. Çocuklar dışarda oyun oynarken, okul bahçesine yanaşan kamyon, karşısında kalabalık bir ordu buldu. Adı boykot listelerinin başlarında
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Mektup VII
Tekrar Merhabalar diyorum.
Böyle başlanıyor ya, alışılan bu… Yok alışkanlıklara vurgu için demiyorum aslında, başka ne diyebilirim diye düşündüm. Bu mektuba başlamadan önce düşündüğüm sadece bu değildi tabii. Yeni yıl meselesi her yıl yaşadığım garip bir hâl. Bende hiçbir yıl eskimiyor aslında, içinde anılarımı biriktiren yıllar sapasağlam beynimde, bazıları yer etmiş gönlümde. O nedenle geçen yıl muhasebeden ibaret, hepsi bu işte… Ne yapabildim geçen yıl, ne yapamadım, planlarımın hangileri yarım kaldı… Rabbim ömür ve izin verirse yeni başlayan takvimle neler yapabilirim, diye düşünürüm sadece. O nedenle kutlamam ben, sevinmem bir yıl bitti diye, başlayınca da kutlama bana göre değil. Ben, benimle başlıyorum, kutlanacak olan bir şey varsa o da insan doğup insan kalmaya gayret edenlerin bu gayretlerindeki samimiyetleri, teslimiyetleri… Yani kul olmanın gereğini yerine getiren herkesi hem kutluyor hem de tebrik ediyorum…
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kaplumbağa Hızına Ulaşmak
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Aile Ocağı
Hayatı bize gösteren, bizi görünür kılan ya da bizi perdeleyen, örten hatta maskeleyen nedir? İşimiz, konumumuz, imkânlarımız, sahip olduklarımız mıdır? Kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden yeryüzündeki hikâyemizi bütüne taşıyan o köprü nasıl ve nerede kurulur?
Bir Çocuğun Karakutusu Olarak Oyuncak ve Dünyanın Türlü Türlü Halleri
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Koltuğun Hacmi
Geçtiğimiz haftalarda içimizi ısıtan, yüreğimizi soğutan bir habere dikkat kesildik. Habere konu olan olay bir okul bahçesinde geçiyordu. Çocuklar dışarda oyun oynarken, okul bahçesine yanaşan kamyon, karşısında kalabalık bir ordu buldu. Adı boykot listelerinin başlarında
Mahalleden
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.