“Ben kendi işimi yapıyorum, sen kendi işini. Bu dünyaya senin beklentilerini karşılamaya gelmedim. Sen de bu dünyaya benim beklentilerime göre yaşamak zorun da değilsin. Sen sensin. Bende benim. Şans eseri birbirimizi bulursak, bu güzel.. Bulamazsak dert değil”. (Gestalt duası)
Ben merkezli bir hayatın içerisinde yaşamaya çalışan zihinlerin bencil olmamaları ya da bencil davranmamaları söz konusu bile olamaz. Galiba Gestalt’in yaptığı dua bu çağda karşılığını buldu.
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor. Bencil tarafını öyle bir besliyor; öyle bir devleştiriyor ki; kendi dışındakilere bir fedakârlık gerektiğinde, bütün benliği sarsılıyor. Kırılgan, alıngan, tahammülü az ve dirençsiz bir birey oluveriyor.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gerçeklik olarak “Amele özgü olan nedir?”, yöntemine ilişkin olarak da “Yapılması uygun düşen amel nedir?” iki soruyla amel mefhumunun manevî boyutunu anlamlandırma ile pratik hayattaki işlevsel boyutunu kullanma yönünde karşılaştırmalı bir bakış açısı geliştirmek önemli.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar. Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları.
Ne Kadar İhtimam Gösteriyoruz?
“Ben kendi işimi yapıyorum, sen kendi işini. Bu dünyaya senin beklentilerini karşılamaya gelmedim. Sen de bu dünyaya benim beklentilerime göre yaşamak zorun da değilsin. Sen sensin. Bende benim. Şans eseri birbirimizi bulursak, bu güzel.. Bulamazsak dert değil”. (Gestalt duası)
Ben merkezli bir hayatın içerisinde yaşamaya çalışan zihinlerin bencil olmamaları ya da bencil davranmamaları söz konusu bile olamaz. Galiba Gestalt’in yaptığı dua bu çağda karşılığını buldu.
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor. Bencil tarafını öyle bir besliyor; öyle bir devleştiriyor ki; kendi dışındakilere bir fedakârlık gerektiğinde, bütün benliği sarsılıyor. Kırılgan, alıngan, tahammülü az ve dirençsiz bir birey oluveriyor.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Modern İnsandan Arınmış İnsan Çabası
Gerçeklik olarak “Amele özgü olan nedir?”, yöntemine ilişkin olarak da “Yapılması uygun düşen amel nedir?” iki soruyla amel mefhumunun manevî boyutunu anlamlandırma ile pratik hayattaki işlevsel boyutunu kullanma yönünde karşılaştırmalı bir bakış açısı geliştirmek önemli.
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Acı ve Onur
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
İnsanları “İyi” Yapan Değerlerin Görmezden Gelinmesi
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar. Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.