Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
Sanki derlediği bir giz saklıyor
Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
Yaymış ahzani duygularını asırlardır
Gölgesine sığınmak için bir acizin
Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
Nihayet gelmiş dibine
Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
Takılı dallarına huş ağacının,
Koyu kızıl ve derin gözleri.
Kalbinde bir sır doğduysa, Bırak benzesin, Biraz yağmura, Biraz güneşe, Biraz da denize… Hakikate benzesin yüksek sesle… Senin ellerin rahle, Gözlerin cüz gülleri… Bekle, Pay-ı tahtı kurulsun gerçeğin, Yarana merhem sürsün zaman, Unut bu akşam hüznü, Rahmettir içtiğin… Kalbin diyar diyar gezmiş sırrı Lakin, ne lügatler çözebilmiş lisanını, Ne de gönlün bulmuş gerçek Hira’sını… Ey …
sevinç evi
Evimizin zili kuştur, öter.
Annem erkenden uyanır.
Sofrada çaydanlıkla gözgöze gelirim.
Evde köşem var.
Beni kimsecikler bulamaz orada.
Hem görünürüm
Hem de yalnızlığımı yakalarım.
Babam eve kışı, yazı
Bütün mevsimleri getirir.
Evcilik oynamamı ister ev.
Ev içinde ev…
Mutluluk nedir diye sorsanız çocuklara
Eve dönmek derler.
Okuldan,
Parktan,
Misafirlikten…
Eve dönünce oyuncak fare
Sadece çocukla konuşur.
Anne odalara koşar
Çocuk uyur.
Düşünde büyür…
Evleri yükseltmeyin.
Hızla büyümeyelim.
Dizimizi kanatan eşyaları geri verin
Bizi düşüren balkonları da.
Büyükleri kızdıran biz degiliz
Dışarıdan gelen bizi sevmeyen eşyalar.
Geri verin.
Bizi sevseydiler babamı kaçırmazdılar evden.
Çalıştırıp yormazdılar.
Rüyamda korkuyorum.
Dolap üzerime düşüyor.
İlgili Yazılar
Gün batımı
Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
Sanki derlediği bir giz saklıyor
Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
Yaymış ahzani duygularını asırlardır
Gölgesine sığınmak için bir acizin
Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
Nihayet gelmiş dibine
Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
Takılı dallarına huş ağacının,
Koyu kızıl ve derin gözleri.
Sır
Kalbinde bir sır doğduysa, Bırak benzesin, Biraz yağmura, Biraz güneşe, Biraz da denize… Hakikate benzesin yüksek sesle… Senin ellerin rahle, Gözlerin cüz gülleri… Bekle, Pay-ı tahtı kurulsun gerçeğin, Yarana merhem sürsün zaman, Unut bu akşam hüznü, Rahmettir içtiğin… Kalbin diyar diyar gezmiş sırrı Lakin, ne lügatler çözebilmiş lisanını, Ne de gönlün bulmuş gerçek Hira’sını… Ey …
Büyüdük Küçüldü Sözlerimiz
Söz dağlarında heyelan oldu, kaldık buralarda,
Dil ateşten seyelan oldu, yandık bu dağlarda.
Dönemiyorum, geçmişim şaşalı kaldı benim,
Diyemiyorum, geleceğim umuttandır benim.
Büyüdük, küçüldü sözlerimiz,
Üzüldük, yaşlandı gözlerimiz.
İlkbahar’da yapraklar dökülür bu devranda,
Sonbahar’da açar çiçekler korunan kurganda.
Adaletin Amentüsü
Haykırıyor âdem evladı, dillerde adaletin amentüsü,
Dualarla örülüdür yeryüzündeki masumiyetin örtüsü.
Kurmadığımız cümlelerden imtihan ediliyoruz,
Kurulan türlü tezgâhların ağırlığında eziliyoruz.
Bu dönen devrandır, şu hayat seyrandır der misin?
Ziyan olan her yaşantın için tövbe eder misin?
Gün geliyor ve bizler yek sıra halinde diziliyoruz,
Gidilen iki yolun sonunda tek sonuca seçiliyoruz.
Değişmez kanundur bu, hak daima galip gelecek,
Yetersizlik içinde olanlar yeter demeye devam edecek.
Mavi Kardelenler Borçlusu
Kırsal hakikatler besliyorum, kentler ki samimiyetten küçüktür,
Köylerdeki inancı kuşanıp da geldim, şehirler ki ağır bir yüktür.
Bildiklerim, çıktığım yolların tarifine yetmiyor,
Bu kara yazı, şu koca ömrün tarihine gitmiyor.
Hayal, zihnin kapısına itinayla vurulmuş alımlı bir rüyadır,
Aşk, uçsuz bucaksız sahradan denizler çıkaran bir deryadır.
Ezgiler mırıldandık, üstelik sevdalar satın aldık,
Gündüzleri güneşe, her gece aya hasret kaldık.