Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz[2]. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara, bazen de hem de sosyolojik ve felsefi meselelere[3] eğilmek önemlidir. İşte bu sebeple, günümüzün en güncel konularından biri olan medya okuryazarlığı kavramını ve onun önemli bir dalı olarak kabul edilen sinema okuryazarlığını[4] anlamak, araştırmak gerekmektedir.
Medya okuryazarlığı alanında çalışan uzmanlar (eğitimciler, dil uzmanları, iletişim ve toplum araştırmacıları) temel olarak iki amacı gerçekleştirmeye çalışırlar: Medyayı okuma-yazma bilen kitlelerle buluşturmak ve medya ile okuyucu arasındaki karşılıklı etkileşimi anlamak. Bu uzmanlar, etkileşimin nasıl daha verimli hale getirilebileceğini araştırırlar. Medya okuryazarlığının önemli hedeflerinden biri, bireyleri medyanın zararlı etkilerinden korumaktır. Bu süreçte amaç, insanları düşünmeden izleyen, dinleyen, bakan ve mesajı olduğu gibi kabul eden bir okuryazarlık anlayışından uzaklaştırarak, onları, eleştirel düşünebilen ve üretken bireyler haline getirmeye çalışmaktır.
Bu anlamda sinema okuryazarlığı ile düşünülen de farkına varmadan, düşünmeden, salt izlemeye odaklı izleme alışkanlıklarımıza son vermektir. Buradaki “son vermek” söz öbeğiyle kastedilen, filmleri sadece pasif bir şekilde tüketmekle kalmamaktır. Filmlerin arkasındaki anlam katmanlarını, kullanılan sanatsal ve teknik yöntemleri, toplumsal ve kültürel bağlamlarını eleştirel bir gözle anlayabilme ve yorumlayabilme yeteneğidir. Bu yetenek keşfedildiğinde ya da öğrenildiğinde, film izleme eylemi ve görüntüyü oluşturan tüm katmanları okumak ve anlamak kolaylaşmaya başlayacaktır.
Sinema okuryazarlığı, bir filmi anlama ve yorumlamanın çeşitli boyutlarını içermektedir. Görüntüyü okumak ve anlam üretmek, filmin dili ve göstergeleri, filmsel anlatı ve biçimsel unsurlar, eleştirel yaklaşım ve sorgulama, film ve gerçeklik ilişkisi bunlardan bazılarıdır. İlkin görüntüyü okumaktan ve anlam üretmekten ne kastedildiği kısaca açıklanmalıdır. Sinema okuryazarlığını kavramak için öncelikle insanların görüntüleri “okuması” gerektiği ve en basit görsel imgelerin bile farklı kültürlerce farklı yorumlandığı gerçeğini kabul etmemiz gerekir.[5] Bu durum, anlamın şeylerin doğasında olmadığını, aksine inşa edildiğini ve üretildiğini; bir anlamlandırma pratiğinin sonucu olduğunu gösterir. Dolayısıyla bir görselin tek bir ‘doğru’ anlamı olmadığını ve yorumlayıcı çalışmaların gerekliliğini anlamak burada kritik bir önem taşır.[6]
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Koşarak anlatıyoruz kendimizi. Evdeysek evimizi ya da sokağı, sakinleşmek için adımlarımızı saydığımız sahil yolunu, iş çıkışlarını, buluşmaları, ayrılmaları koşturuyoruz. Küçücük bir çay ocağını bile bir sonraki işin peşine takıyoruz. Sonra ayaklarımız zonkluyor gece olunca. Ayaklarımız yetişemediğimiz ne varsa ona göre zonkluyor. Neye geç kaldık, neyin cevabını zamanında veremedik de içimizde büyüdü sözler…
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Wall-E& Kutu
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz[2]. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara, bazen de hem de sosyolojik ve felsefi meselelere[3] eğilmek önemlidir. İşte bu sebeple, günümüzün en güncel konularından biri olan medya okuryazarlığı kavramını ve onun önemli bir dalı olarak kabul edilen sinema okuryazarlığını[4] anlamak, araştırmak gerekmektedir.
Medya okuryazarlığı alanında çalışan uzmanlar (eğitimciler, dil uzmanları, iletişim ve toplum araştırmacıları) temel olarak iki amacı gerçekleştirmeye çalışırlar: Medyayı okuma-yazma bilen kitlelerle buluşturmak ve medya ile okuyucu arasındaki karşılıklı etkileşimi anlamak. Bu uzmanlar, etkileşimin nasıl daha verimli hale getirilebileceğini araştırırlar. Medya okuryazarlığının önemli hedeflerinden biri, bireyleri medyanın zararlı etkilerinden korumaktır. Bu süreçte amaç, insanları düşünmeden izleyen, dinleyen, bakan ve mesajı olduğu gibi kabul eden bir okuryazarlık anlayışından uzaklaştırarak, onları, eleştirel düşünebilen ve üretken bireyler haline getirmeye çalışmaktır.
Bu anlamda sinema okuryazarlığı ile düşünülen de farkına varmadan, düşünmeden, salt izlemeye odaklı izleme alışkanlıklarımıza son vermektir. Buradaki “son vermek” söz öbeğiyle kastedilen, filmleri sadece pasif bir şekilde tüketmekle kalmamaktır. Filmlerin arkasındaki anlam katmanlarını, kullanılan sanatsal ve teknik yöntemleri, toplumsal ve kültürel bağlamlarını eleştirel bir gözle anlayabilme ve yorumlayabilme yeteneğidir. Bu yetenek keşfedildiğinde ya da öğrenildiğinde, film izleme eylemi ve görüntüyü oluşturan tüm katmanları okumak ve anlamak kolaylaşmaya başlayacaktır.
Sinema okuryazarlığı, bir filmi anlama ve yorumlamanın çeşitli boyutlarını içermektedir. Görüntüyü okumak ve anlam üretmek, filmin dili ve göstergeleri, filmsel anlatı ve biçimsel unsurlar, eleştirel yaklaşım ve sorgulama, film ve gerçeklik ilişkisi bunlardan bazılarıdır. İlkin görüntüyü okumaktan ve anlam üretmekten ne kastedildiği kısaca açıklanmalıdır. Sinema okuryazarlığını kavramak için öncelikle insanların görüntüleri “okuması” gerektiği ve en basit görsel imgelerin bile farklı kültürlerce farklı yorumlandığı gerçeğini kabul etmemiz gerekir.[5] Bu durum, anlamın şeylerin doğasında olmadığını, aksine inşa edildiğini ve üretildiğini; bir anlamlandırma pratiğinin sonucu olduğunu gösterir. Dolayısıyla bir görselin tek bir ‘doğru’ anlamı olmadığını ve yorumlayıcı çalışmaların gerekliliğini anlamak burada kritik bir önem taşır.[6]
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kefernahum’da Çocuk Olmak ve Ötekileri Yeniden Düşünmek
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Konuşularak Yapılan Masallar
Koşarak anlatıyoruz kendimizi. Evdeysek evimizi ya da sokağı, sakinleşmek için adımlarımızı saydığımız sahil yolunu, iş çıkışlarını, buluşmaları, ayrılmaları koşturuyoruz. Küçücük bir çay ocağını bile bir sonraki işin peşine takıyoruz. Sonra ayaklarımız zonkluyor gece olunca. Ayaklarımız yetişemediğimiz ne varsa ona göre zonkluyor. Neye geç kaldık, neyin cevabını zamanında veremedik de içimizde büyüdü sözler…
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.