Okumak özgürlüğe uçmaksa, Yazmak dalmaktır belki de. Ellerinle açarsın önünü, Ayaklarını çırparsın ilerlemek için. Kimi zaman yutsan bile suyu Tatlıdır bir göl gibi, hissetmezsin. Kimi zaman, boyunu aşar su Ayaklarının üstünde durduğunda yere basamazsın. Korkarsın dalmaya, emin olamazsın. Daldığında çıkamama korkusu vardır. Dalışın zorluğundan dolayı, debelenmekten çekinirsin Debelendikçe batıp, yukarı çıkamamaktan. Toparlayamamaktan bir daha… Kimi zaman dalışın yorar seni. Bir oksijen ister vücudun. Azalır direncin, Parmakların geri geri gider. Dışarı çıkar, gökyüzünü seyrederek devam edersin yazına. Anlatması zor gelen şeylerin yanına Bir iki çiçek kondurursun. Rahatlarsın böylece. Kimi zaman çok tuzlu olur su. Ne kadar dalmak istesen de, zorlar seni Su üstünde yaz der belki sana Çok fazla dalma, dokunma suya sabuna. Kimi zamansa daldığında Farkedemezsin dalgınlığından Su mudur daha tuzlu olan, gözyaşların mı? Suya dalarken, dalıyorum dersin. Bazen bir tebessüm belirir çehrende Bazen de yanaklarından aşağı süzülen Tuzlu su misali yakan damlalar vardır. Sakalının bittiği yerde birleştiği an damlalar, Tüylerin ürperir ve oksijenin alarm verir Şimdi ya çıkman gerekir sudan Ya da rahatlamak için yukarılarda ayak çırpman.
Tuz basılan yaralara tel tel akan tere tezeneye türküye
Uykular ısmarlanmış dalgalar vururken
‘ey cehennem böyle bir kurban gerekmiş sana’
bu ağıtların gitmeyle derdin ne?
bu azgın sulardan süzülerek gelen
Sallanıp duruyor altımda deniz
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Bu yazının devamı 210. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 210. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Her gün heyecanla yataktan kalkabilmeliyiz. Bugün daha iyi, daha güzel bir şeyler yapmalıyım, diyerek. Dünle bugünün bir farkı olmalı düşüncesiyle. Eşit değil daha fazla. İlimse ilim, fikirse fikir, amelse amel. Her ne yapabiliyorsak. Bir hasta ziyareti, anne babaya hoş bir söz, bir akrabaya, bir komşuya yardım. Yetimin başını okşa, bir çocuğu sevindir. Yolun ortasından bir …
Bir rüyanın fevkinde
Fevkalade bir gezegende
Yürüyordum durmadan
Ebediyet filizlerini görmek için
Sonsuzluk bahçesinde
Biraz seyrettikten sonra
Nehir kıyısında rastladım
Bir âheng-i hümâya
Susuzluktan bîtâb düşmüştü
Yorgun kanatlarıyla selamladı beni
Dedim: Ey biçare dilhûn!
Neden bekler durursun?
Yudumla âb-ı hayatı
Güneş rengi dudaklarıyla
Uzanıp semaya
Sildi gözlerindeki demi…
Okumak özgürlüğe uçmaksa
Okumak özgürlüğe uçmaksa,
Yazmak dalmaktır belki de.
Ellerinle açarsın önünü,
Ayaklarını çırparsın ilerlemek için.
Kimi zaman yutsan bile suyu
Tatlıdır bir göl gibi, hissetmezsin.
Kimi zaman, boyunu aşar su
Ayaklarının üstünde durduğunda yere basamazsın.
Korkarsın dalmaya, emin olamazsın.
Daldığında çıkamama korkusu vardır.
Dalışın zorluğundan dolayı,
debelenmekten çekinirsin
Debelendikçe batıp, yukarı çıkamamaktan.
Toparlayamamaktan bir daha…
Kimi zaman dalışın yorar seni.
Bir oksijen ister vücudun.
Azalır direncin,
Parmakların geri geri gider.
Dışarı çıkar, gökyüzünü seyrederek devam edersin yazına.
Anlatması zor gelen şeylerin yanına
Bir iki çiçek kondurursun.
Rahatlarsın böylece.
Kimi zaman çok tuzlu olur su.
Ne kadar dalmak istesen de, zorlar seni
Su üstünde yaz der belki sana
Çok fazla dalma, dokunma suya sabuna.
Kimi zamansa daldığında
Farkedemezsin dalgınlığından
Su mudur daha tuzlu olan, gözyaşların mı?
Suya dalarken, dalıyorum dersin.
Bazen bir tebessüm belirir çehrende
Bazen de yanaklarından aşağı süzülen
Tuzlu su misali yakan damlalar vardır.
Sakalının bittiği yerde birleştiği an damlalar,
Tüylerin ürperir ve
oksijenin alarm verir
Şimdi ya çıkman gerekir sudan
Ya da rahatlamak için
yukarılarda ayak çırpman.
Yazar
İlgili Yazılar
Tuz Basılan
Tuz basılan yaralara tel tel akan tere tezeneye türküye
Uykular ısmarlanmış dalgalar vururken
‘ey cehennem böyle bir kurban gerekmiş sana’
bu ağıtların gitmeyle derdin ne?
bu azgın sulardan süzülerek gelen
Sallanıp duruyor altımda deniz
Şiir
vaziyet
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
elinde eksik tarif
önünde müşkül bir yol
kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
geldiğin gibi olmuyorsun hiç
senden değil bu elbet
rahat ol
şamar oğlanı zaman
Bir Yakınlık Dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Bu yazının devamı 210. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 210. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Heyecan
Her gün heyecanla yataktan kalkabilmeliyiz. Bugün daha iyi, daha güzel bir şeyler yapmalıyım, diyerek. Dünle bugünün bir farkı olmalı düşüncesiyle. Eşit değil daha fazla. İlimse ilim, fikirse fikir, amelse amel. Her ne yapabiliyorsak. Bir hasta ziyareti, anne babaya hoş bir söz, bir akrabaya, bir komşuya yardım. Yetimin başını okşa, bir çocuğu sevindir. Yolun ortasından bir …
Seyir
Bir rüyanın fevkinde
Fevkalade bir gezegende
Yürüyordum durmadan
Ebediyet filizlerini görmek için
Sonsuzluk bahçesinde
Biraz seyrettikten sonra
Nehir kıyısında rastladım
Bir âheng-i hümâya
Susuzluktan bîtâb düşmüştü
Yorgun kanatlarıyla selamladı beni
Dedim: Ey biçare dilhûn!
Neden bekler durursun?
Yudumla âb-ı hayatı
Güneş rengi dudaklarıyla
Uzanıp semaya
Sildi gözlerindeki demi…