Okumak özgürlüğe uçmaksa, Yazmak dalmaktır belki de. Ellerinle açarsın önünü, Ayaklarını çırparsın ilerlemek için. Kimi zaman yutsan bile suyu Tatlıdır bir göl gibi, hissetmezsin. Kimi zaman, boyunu aşar su Ayaklarının üstünde durduğunda yere basamazsın. Korkarsın dalmaya, emin olamazsın. Daldığında çıkamama korkusu vardır.
Hayal şehrin boyacıları
Bir üç yüz iki otobüsle döndüler evlerine
Masallarda sürekli aranan renklerle
Bir şehri koruyan meleklerle
Parmaklarıyla insanlara renk tutmayı öğrettiler
Yoklama alınacaktı birazdan bütün sokaklarda
Boş sokaklar şimdi onları eğlendiriyordu
Kara kediler hariç, her şey güzeldi
Uyanmak güzeldi uyandırmak için şehri
Güzeldi şeffaf renklerin boşluğuna çaresizliği sığdırmak.
Doğa en çok çocuğu sever. Ağaçlar, kuşlar, dereler, yollar… Küçük bir dal parçasıyla konuşur musunuz siz? Ben konuşurum. Çünkü çocuğum. Kuşlar pencerelerde çocuk sesi arar. Bir dere görsem Bu yazının devamı 189. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 189. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Okumak özgürlüğe uçmaksa
Okumak özgürlüğe uçmaksa,
Yazmak dalmaktır belki de.
Ellerinle açarsın önünü,
Ayaklarını çırparsın ilerlemek için.
Kimi zaman yutsan bile suyu
Tatlıdır bir göl gibi, hissetmezsin.
Kimi zaman, boyunu aşar su
Ayaklarının üstünde durduğunda yere basamazsın.
Korkarsın dalmaya, emin olamazsın.
Daldığında çıkamama korkusu vardır.
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
191. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Yitik Temenna
Yankısız övüntülerde yenilmelerin
Yolların elinde rengârenk görüngüler.
Eskil korkulardan geçmekte küçüklüğün
ve savunmasız izlerde didinmeler.
Geçici siluetlerden dörtnala uzaklaşıp.
Kaybolup bitik sevinçlerde;
gölgesinde hatıranın.
Sessizliğin bölünüşünde saatlerin
an’larla izler
alışkanlıkları.
Hacı Kardaşlarıma
Hoş geldin Kâbe’den ey mü’min kardaş
İnşallah haccınız dev bendler gibi
Arzın her yanından bulup bir haldaş
Elele verdiniz bülendler gibi
Lebbeyk allahümme lebbeyk nidası
Göğü inletmiştir tekbir sedası
Kalbine dolduysa dava ihlâsı
Hazlısın olsan da sur-bendler gibi
Harem-i Şerif’te tek saf oldunuz
Kimbilir o anda ne hoş kuldunuz
Eve dönünce de öyle olunuz
Necatı ‘birlik’te görenler gibi
Rüzgar
Güneşe kim odun taşır
Baba.
Anne evde dolaşan bir ses ise de
Baba kapıdır.
Aynı saatte, kilidi dönen.
Anne yeryüzüne yağmurdur, iner.
Baba ağaçtır.
Kökleriyle övünür meyveler.
Tez kızarır.
Tatlanır.
Hayal Şehrin Boyacıları
Hayal şehrin boyacıları
Bir üç yüz iki otobüsle döndüler evlerine
Masallarda sürekli aranan renklerle
Bir şehri koruyan meleklerle
Parmaklarıyla insanlara renk tutmayı öğrettiler
Yoklama alınacaktı birazdan bütün sokaklarda
Boş sokaklar şimdi onları eğlendiriyordu
Kara kediler hariç, her şey güzeldi
Uyanmak güzeldi uyandırmak için şehri
Güzeldi şeffaf renklerin boşluğuna çaresizliği sığdırmak.
Çocuklu Ev
Doğa en çok çocuğu sever. Ağaçlar, kuşlar, dereler, yollar… Küçük bir dal parçasıyla konuşur musunuz siz? Ben konuşurum. Çünkü çocuğum. Kuşlar pencerelerde çocuk sesi arar. Bir dere görsem Bu yazının devamı 189. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 189. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Alışverişe devam et