Kalbinde bir sır doğduysa,Bırak benzesin,Biraz yağmura,Biraz güneşe,Biraz da denize…Hakikate benzesin yüksek sesle…Senin ellerin rahle,Gözlerin cüz gülleri…Bekle,Pay-ı tahtı kurulsun gerçeğin,Yarana merhem sürsün zaman,Unut bu akşam hüznü,Rahmettir içtiğin…Kalbin diyar diyar gezmiş sırrıLakin, ne lügatler çözebilmiş lisanını,Ne de gönlün bulmuş gerçek Hira’sını…Ey ışığıyla bana seni gösteren güneş,Yoksa sen misin gönlümün mağarasına eş?
Hayal şehrin boyacıları
Bir üç yüz iki otobüsle döndüler evlerine
Masallarda sürekli aranan renklerle
Bir şehri koruyan meleklerle
Parmaklarıyla insanlara renk tutmayı öğrettiler
Yoklama alınacaktı birazdan bütün sokaklarda
Boş sokaklar şimdi onları eğlendiriyordu
Kara kediler hariç, her şey güzeldi
Uyanmak güzeldi uyandırmak için şehri
Güzeldi şeffaf renklerin boşluğuna çaresizliği sığdırmak.
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Bu yazının devamı 210. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 210. Sayıyı Satın Al Giriş yap
O dalgalı saçlarına bayıldığım küçük kızElleri böğürtlenli, ayağı çıplakKüçük adımların büyük yollarındaNasıl da tutunmuştuk hayataYaramaz gözlerinde Bir dünya gizliKalem tutan ellerinYüreğinde sırların felakıKoruyacaktır seni Gün dönmeden karanlığaBir uçurtmanın ipindeGöğü kaplarken hayallerinBir nefes soluklarkenHer akşam aynı sofradaAltı küçük elVe bugün sen büyüdünDünya küçülürken…Ufkun dar yollarındaUmuda büyük adımlarla yürüCebinde birkaç şarkıElinde bir avuç şiirDilinde duaları unutma…
Ellerimde elma var gözlerimde mil Sarılırım sen yokken tutunduğum kabana Sokak sokak dolaştım sindim lamba dibine Dik duvarda tek ayak Ellerimde elmalar Göğsümde dişi bir kurt Hem de gıdıklar beni Yan yürüdüm yürürüm Neden düşmem aşağı? Ciim Ciim cim pıır Devlet denen o karga Dedemgilin bacaya Çimi Çimi çirona Sarı yasa anadan Tuttu verdi …
Sır
Kalbinde bir sır doğduysa,Bırak benzesin,Biraz yağmura,Biraz güneşe,Biraz da denize…Hakikate benzesin yüksek sesle…Senin ellerin rahle,Gözlerin cüz gülleri…Bekle,Pay-ı tahtı kurulsun gerçeğin,Yarana merhem sürsün zaman,Unut bu akşam hüznü,Rahmettir içtiğin…Kalbin diyar diyar gezmiş sırrıLakin, ne lügatler çözebilmiş lisanını,Ne de gönlün bulmuş gerçek Hira’sını…Ey ışığıyla bana seni gösteren güneş,Yoksa sen misin gönlümün mağarasına eş?
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Hayal Şehrin Boyacıları
Hayal şehrin boyacıları
Bir üç yüz iki otobüsle döndüler evlerine
Masallarda sürekli aranan renklerle
Bir şehri koruyan meleklerle
Parmaklarıyla insanlara renk tutmayı öğrettiler
Yoklama alınacaktı birazdan bütün sokaklarda
Boş sokaklar şimdi onları eğlendiriyordu
Kara kediler hariç, her şey güzeldi
Uyanmak güzeldi uyandırmak için şehri
Güzeldi şeffaf renklerin boşluğuna çaresizliği sığdırmak.
Bir Yakınlık Dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Bu yazının devamı 210. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 210. Sayıyı Satın Al Giriş yap
umuda yürü
O dalgalı saçlarına bayıldığım küçük kızElleri böğürtlenli, ayağı çıplakKüçük adımların büyük yollarındaNasıl da tutunmuştuk hayataYaramaz gözlerinde Bir dünya gizliKalem tutan ellerinYüreğinde sırların felakıKoruyacaktır seni Gün dönmeden karanlığaBir uçurtmanın ipindeGöğü kaplarken hayallerinBir nefes soluklarkenHer akşam aynı sofradaAltı küçük elVe bugün sen büyüdünDünya küçülürken…Ufkun dar yollarındaUmuda büyük adımlarla yürüCebinde birkaç şarkıElinde bir avuç şiirDilinde duaları unutma…
Deli Gattura
Ellerimde elma var gözlerimde mil Sarılırım sen yokken tutunduğum kabana Sokak sokak dolaştım sindim lamba dibine Dik duvarda tek ayak Ellerimde elmalar Göğsümde dişi bir kurt Hem de gıdıklar beni Yan yürüdüm yürürüm Neden düşmem aşağı? Ciim Ciim cim pıır Devlet denen o karga Dedemgilin bacaya Çimi Çimi çirona Sarı yasa anadan Tuttu verdi …
Kudüs Bakışlı Çocuğa Minnetle
Ey çağın ebabili,
Kudüs gülüşlü çocuk
Öğrettiğin onca şey için
Sana minnettarız