Biliyorum, modern zamanların çıkmazlarında, savrulmamak için çabalıyorsun… Bir okyanus ortasında pusulasını kaybetmiş gemi kaptanı gibi tedirgin ve bir o kadar kaygılısın. Ya bir daha kıyıya, o güvenli limana ulaşamazsan! Ya bir daha seni kucaklayacak toprağa ayaklarını basamazsan! O sıcaklığı hissedemezsen! Yitirdiğin duygulara bir yenisini daha eklersen! Ruhunu yitirmiş, kimsesizliğe razı olmuş bu derin okyanusta kaybolup gidersen! Ya bir duyguyu daha yitirmenin hayal kırıklığını yaşayıp sonra buna alışırsan!
Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…
Bu yazının devamı
203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Dilin ihtiyaç duyduğu sesler, iletişim betimleri, simgeler, sözcükler, renkler ve ona anlam katan birçok etmen, bu hazinenin yaşantısını sürdürmesine, kendini geliştirip ilerletmesine ve dahası varlığını yenilemesine olanak sağlarken, bireyden topluma kültür miraslarını kaydederek, nesilleri birbirine bağlar. Bu yönüyle dil toplumsal bir köprüdür. Elbette bu köprü toplumların sadece filolojisiyle yetinmez. Onların anlam atfettiği simgesel betimlere de kucak açar.
Eğitimin sinemayla olan ilişkisinde pek çok konu ve tema öne çıkar. Ancak belki de bunlar içinde çocukların dünyasından eğitimi ve hakikat ilişkisini tefekkür etmek oldukça önemli. Sinema filmlerinin muhatabı çocuklar olunca onlar
“Önce söz vardı” diyen kadim kitabı “Oku!” diye tamamladı son kutsal kitap. Sözün ve okumanın gücüne neredeyse tüm kutsal metinlerde özel bir vurgu vardır. Bilgi edinme ve anlamaya dair ‘okuma’ eylemi bir teklif iken telkine dönüşmüş ve bizi taşıdığı yer
Koşarak anlatıyoruz kendimizi. Evdeysek evimizi ya da sokağı, sakinleşmek için adımlarımızı saydığımız sahil yolunu, iş çıkışlarını, buluşmaları, ayrılmaları koşturuyoruz. Küçücük bir çay ocağını bile bir sonraki işin peşine takıyoruz. Sonra ayaklarımız zonkluyor gece olunca. Ayaklarımız yetişemediğimiz ne varsa ona göre zonkluyor. Neye geç kaldık, neyin cevabını zamanında veremedik de içimizde büyüdü sözler…
Samimiyetin Hüneri
“Bir yığın söz ki samimiyet ancak hüneri…”
M.A. Ersoy
Biliyorum, modern zamanların çıkmazlarında, savrulmamak için çabalıyorsun… Bir okyanus ortasında pusulasını kaybetmiş gemi kaptanı gibi tedirgin ve bir o kadar kaygılısın. Ya bir daha kıyıya, o güvenli limana ulaşamazsan! Ya bir daha seni kucaklayacak toprağa ayaklarını basamazsan! O sıcaklığı hissedemezsen! Yitirdiğin duygulara bir yenisini daha eklersen! Ruhunu yitirmiş, kimsesizliğe razı olmuş bu derin okyanusta kaybolup gidersen! Ya bir duyguyu daha yitirmenin hayal kırıklığını yaşayıp sonra buna alışırsan!
Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sosyal Medyanın Gölgesinde Dilin Varlığı
Dilin ihtiyaç duyduğu sesler, iletişim betimleri, simgeler, sözcükler, renkler ve ona anlam katan birçok etmen, bu hazinenin yaşantısını sürdürmesine, kendini geliştirip ilerletmesine ve dahası varlığını yenilemesine olanak sağlarken, bireyden topluma kültür miraslarını kaydederek, nesilleri birbirine bağlar. Bu yönüyle dil toplumsal bir köprüdür. Elbette bu köprü toplumların sadece filolojisiyle yetinmez. Onların anlam atfettiği simgesel betimlere de kucak açar.
Küçürek Öyküler
Tekasür
– Bu kabristan çok büyümüş.
– Say say bitmiyor, sorma…
Mecidi Sinemasında Eğitim, Çocuk ve Hakikati Arayış
Eğitimin sinemayla olan ilişkisinde pek çok konu ve tema öne çıkar. Ancak belki de bunlar içinde çocukların dünyasından eğitimi ve hakikat ilişkisini tefekkür etmek oldukça önemli. Sinema filmlerinin muhatabı çocuklar olunca onlar
Kitabın Sosyal Medya ile İmtihanı
“Önce söz vardı” diyen kadim kitabı “Oku!” diye tamamladı son kutsal kitap. Sözün ve okumanın gücüne neredeyse tüm kutsal metinlerde özel bir vurgu vardır. Bilgi edinme ve anlamaya dair ‘okuma’ eylemi bir teklif iken telkine dönüşmüş ve bizi taşıdığı yer
Konuşularak Yapılan Masallar
Koşarak anlatıyoruz kendimizi. Evdeysek evimizi ya da sokağı, sakinleşmek için adımlarımızı saydığımız sahil yolunu, iş çıkışlarını, buluşmaları, ayrılmaları koşturuyoruz. Küçücük bir çay ocağını bile bir sonraki işin peşine takıyoruz. Sonra ayaklarımız zonkluyor gece olunca. Ayaklarımız yetişemediğimiz ne varsa ona göre zonkluyor. Neye geç kaldık, neyin cevabını zamanında veremedik de içimizde büyüdü sözler…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.