Biliyorum, modern zamanların çıkmazlarında, savrulmamak için çabalıyorsun… Bir okyanus ortasında pusulasını kaybetmiş gemi kaptanı gibi tedirgin ve bir o kadar kaygılısın. Ya bir daha kıyıya, o güvenli limana ulaşamazsan! Ya bir daha seni kucaklayacak toprağa ayaklarını basamazsan! O sıcaklığı hissedemezsen! Yitirdiğin duygulara bir yenisini daha eklersen! Ruhunu yitirmiş, kimsesizliğe razı olmuş bu derin okyanusta kaybolup gidersen! Ya bir duyguyu daha yitirmenin hayal kırıklığını yaşayıp sonra buna alışırsan!
Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden o eski, çağlar öncesine uzanan karmaşıklığını tekrar kazandı
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Masallar mutlu sonla biter. Ejderhalar mağlup olur, ormanı kaplayan karanlık aydınlığa dönüşür, ‘iyiler’ yol boyu hep iyi olarak kalır ve daha büyük bir iyileşme ile yurtlarına varırlar. Üstelik yola çıkan kahramanımız acemidir. Olağanüstü olaylara karşı onu koruyan da bu hamlığıdır. Kahramanımız yolu yürürken gelişir ve bu gelişme bizim hayal gücümüzü geliştirir aynı zamanda. Ejderhaları yenebileceğimize dair umudumuzu masallara olan inancımızla hissederiz.
Yılların arasından elma kokusu geliyor. Yorgun Mermi/ Kuddusi DEMİR Elma… Kulağıma kulağıma Elmadan fazla olduğunu Söyleyip duruyordu. İncir, nar, üzüm, karadut, böğürtlen Kızılcık hatta. Hatta’dan ve olmamaktan Bu yazının devamı 223. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 223. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Burası dünya ve bizler imtihandayız. Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz. Bazen ellerimizin işlediği yüzündendir başımıza gelenler… Akletmeyişimizden, düşüncesizliğimizden, gerekeni gerektiği gibi, gerektiği zamanda yapmayışımızdan… Allah’ın …
Samimiyetin Hüneri
“Bir yığın söz ki samimiyet ancak hüneri…”
M.A. Ersoy
Biliyorum, modern zamanların çıkmazlarında, savrulmamak için çabalıyorsun… Bir okyanus ortasında pusulasını kaybetmiş gemi kaptanı gibi tedirgin ve bir o kadar kaygılısın. Ya bir daha kıyıya, o güvenli limana ulaşamazsan! Ya bir daha seni kucaklayacak toprağa ayaklarını basamazsan! O sıcaklığı hissedemezsen! Yitirdiğin duygulara bir yenisini daha eklersen! Ruhunu yitirmiş, kimsesizliğe razı olmuş bu derin okyanusta kaybolup gidersen! Ya bir duyguyu daha yitirmenin hayal kırıklığını yaşayıp sonra buna alışırsan!
Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
203. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Gece`nin Yönetimi
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden o eski, çağlar öncesine uzanan karmaşıklığını tekrar kazandı
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Geleneksel Masallar
Masallar mutlu sonla biter. Ejderhalar mağlup olur, ormanı kaplayan karanlık aydınlığa dönüşür, ‘iyiler’ yol boyu hep iyi olarak kalır ve daha büyük bir iyileşme ile yurtlarına varırlar. Üstelik yola çıkan kahramanımız acemidir. Olağanüstü olaylara karşı onu koruyan da bu hamlığıdır. Kahramanımız yolu yürürken gelişir ve bu gelişme bizim hayal gücümüzü geliştirir aynı zamanda. Ejderhaları yenebileceğimize dair umudumuzu masallara olan inancımızla hissederiz.
Elma Ve Fazlası
Yılların arasından elma kokusu geliyor. Yorgun Mermi/ Kuddusi DEMİR Elma… Kulağıma kulağıma Elmadan fazla olduğunu Söyleyip duruyordu. İncir, nar, üzüm, karadut, böğürtlen Kızılcık hatta. Hatta’dan ve olmamaktan Bu yazının devamı 223. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 223. Sayıyı Satın Al Giriş yap
İmtihanı Zorlaştırmak
Burası dünya ve bizler imtihandayız. Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz. Bazen ellerimizin işlediği yüzündendir başımıza gelenler… Akletmeyişimizden, düşüncesizliğimizden, gerekeni gerektiği gibi, gerektiği zamanda yapmayışımızdan… Allah’ın …
Alışverişe devam et