Varlık dünyasının en mükemmeli olarak yaratılan insanın hayatını anlamlı kılan en önemli husus ona bir takım sorumluluklar verilerek ilahi kudret tarafından “mükellef” konumuna yükseltilmesidir. Meleklerin bile gıpta ettikleri bir konumdur bu. İnsanı mükellef kılan Kur’an nihilist yaklaşımı reddederek sorumluluk anlayışıyla gayeliliği ön planda tutmaktadır.
Kur’an açısından sorumluluk kavramını, ilahi vahyin prensiplerini, peygamberi seziş ve anlayış şekline uygun olarak insanın kendi dünyasına hâkim kılması, söz ve davranış olarak yaşamak gayretinde olmasıdır. “Kıyamet günü hiçbir kul ömrünü nerede tükettiğinden, bilgisiyle ne iş yaptığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bedenini nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizi) hadisi sorumluluğa değinmekte ve sorumluluğun çerçevesini çizmektedir.
“İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?” (Kıyame, 36) şeklindeki ayetler insanları uyarmakta, sorumluluğun evrensel anlamda herkesi kuşattığını ifade etmektedir. Şöyle ki, sorumluluk duygusu ve davranış bilinci insanın varoluş gayesinin esasını oluşturur.
“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz ancak Müslüman olmaktan başka bir din ve tutum üzerinde ölmeyin.” (Ali İmran, 102) ayeti Allah’a karşı gelmekten hakkıyla sakınmak ve O’na karşı takva, itaat ve sorumluluk görevini eksiksiz olarak yerine getirip Müslüman olarak can vermek gerektiğini belirtmektedir.
Bu yazının devamı
180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan eğitimi netameli bir konu, çünkü muhatabı da hitap edeni de insan. Eğitimin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair binlerce kez konuşulmasına, tartışılmasına, yazılıp çizilmesine rağmen sorun
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Yeryüzünde söz sahibi olmak isteyen insanın ihtirası, en güzel sözü kabullenmesine mâni olmuş, bu mânia Allah’a itaat etmesinin önüne geçmiştir. Kendisine muktedir olamayan insan, kaba güç ve dayatma ile insanlığı abluka altına almış, zalimliği ile zorbalıkla Allah’ın arzında hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. İdaresinden mesul olduğu alanlarda, hayra davet eden, iyiliği yaşam tarzı haline getiren ve var …
Geçici bir konaklama yeridir dünya. Ölüm ile sona erecek değildir hayat. Bu dünyada mukim değil yolcudur insan. Ahiret yurduna alınan bir davettir insanın dünyaya gelişi. Asıl olan, kalıcı olan yerdir. Kalıcı olan yer ise ahiret yurdudur.
Sorumluluk Bilinci
Varlık dünyasının en mükemmeli olarak yaratılan insanın hayatını anlamlı kılan en önemli husus ona bir takım sorumluluklar verilerek ilahi kudret tarafından “mükellef” konumuna yükseltilmesidir. Meleklerin bile gıpta ettikleri bir konumdur bu. İnsanı mükellef kılan Kur’an nihilist yaklaşımı reddederek sorumluluk anlayışıyla gayeliliği ön planda tutmaktadır.
Kur’an açısından sorumluluk kavramını, ilahi vahyin prensiplerini, peygamberi seziş ve anlayış şekline uygun olarak insanın kendi dünyasına hâkim kılması, söz ve davranış olarak yaşamak gayretinde olmasıdır. “Kıyamet günü hiçbir kul ömrünü nerede tükettiğinden, bilgisiyle ne iş yaptığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bedenini nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizi) hadisi sorumluluğa değinmekte ve sorumluluğun çerçevesini çizmektedir.
“İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?” (Kıyame, 36) şeklindeki ayetler insanları uyarmakta, sorumluluğun evrensel anlamda herkesi kuşattığını ifade etmektedir. Şöyle ki, sorumluluk duygusu ve davranış bilinci insanın varoluş gayesinin esasını oluşturur.
“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz ancak Müslüman olmaktan başka bir din ve tutum üzerinde ölmeyin.” (Ali İmran, 102) ayeti Allah’a karşı gelmekten hakkıyla sakınmak ve O’na karşı takva, itaat ve sorumluluk görevini eksiksiz olarak yerine getirip Müslüman olarak can vermek gerektiğini belirtmektedir.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Eğitim üzerine Değiniler
İnsan eğitimi netameli bir konu, çünkü muhatabı da hitap edeni de insan. Eğitimin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair binlerce kez konuşulmasına, tartışılmasına, yazılıp çizilmesine rağmen sorun
Yardım
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Hevanın İktidar Alanından Sıyrılmak
Yeryüzünde söz sahibi olmak isteyen insanın ihtirası, en güzel sözü kabullenmesine mâni olmuş, bu mânia Allah’a itaat etmesinin önüne geçmiştir. Kendisine muktedir olamayan insan, kaba güç ve dayatma ile insanlığı abluka altına almış, zalimliği ile zorbalıkla Allah’ın arzında hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. İdaresinden mesul olduğu alanlarda, hayra davet eden, iyiliği yaşam tarzı haline getiren ve var …
Kim Yolcu Değil Ki Bu Dünyada?
Geçici bir konaklama yeridir dünya. Ölüm ile sona erecek değildir hayat. Bu dünyada mukim değil yolcudur insan. Ahiret yurduna alınan bir davettir insanın dünyaya gelişi. Asıl olan, kalıcı olan yerdir. Kalıcı olan yer ise ahiret yurdudur.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.