Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp bir türlü diyememeyi kastediyoruz… Konuşmada kekelemek… Alay etmek yok… Fakat kimi türü yüzümüzde hafif bir tebessüm bile bırakırken; fikir adamı için durum aynı mı ya! Doğruyu doğru bildiği gibi konuşamamak, sözü döndürmek, döndürmek, döndürmek… Sözcüklerin başını döndürmek… hatta dinleyenlerin de başını döndürürp bir türlü zihnini netleştirememek, hatta daha da döndürmek/karıştırmak. Fikirde kekelemek sanırız net ve yetkin olamamakla; kendini kekeme kılacak denli korkak ve kaybedecek epev bir şeyi olmakla ilgili bir Şev olsa gerek… Korku ve hedefte ‘bilincin yanılsaması’ ve ‘itaatte yön kaybıyla’ ilgili… Maslahat gözetmek, daha zorla karşılaşmayı...
1930 sonrası Türkiye’de güdülen bazı dil politikaları dilimizi zayıflattı. Buna modernitenin farklı alanlardaki hâkimiyeti de tesir etti. Hangi alanda iyiyseniz o alanda kelimeleriniz de iyidir. Türkçedeki balık isimlerinin çoğu neden Rumca?
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız?
Kekemelik Zihinde ve Kalptedir
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp bir türlü diyememeyi kastediyoruz… Konuşmada kekelemek… Alay etmek yok… Fakat kimi türü yüzümüzde hafif bir tebessüm bile bırakırken; fikir adamı için durum aynı mı ya! Doğruyu doğru bildiği gibi konuşamamak, sözü döndürmek, döndürmek, döndürmek… Sözcüklerin başını döndürmek… hatta dinleyenlerin de başını döndürürp bir türlü zihnini netleştirememek, hatta daha da döndürmek/karıştırmak. Fikirde kekelemek sanırız net ve yetkin olamamakla; kendini kekeme kılacak denli korkak ve kaybedecek epev bir şeyi olmakla ilgili bir Şev olsa gerek… Korku ve hedefte ‘bilincin yanılsaması’ ve ‘itaatte yön kaybıyla’ ilgili… Maslahat gözetmek, daha zorla karşılaşmayı...
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Dil Evreninden Söz Ülkesine
1930 sonrası Türkiye’de güdülen bazı dil politikaları dilimizi zayıflattı. Buna modernitenin farklı alanlardaki hâkimiyeti de tesir etti. Hangi alanda iyiyseniz o alanda kelimeleriniz de iyidir. Türkçedeki balık isimlerinin çoğu neden Rumca?
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
Pragmatizmden Ötesi Var mı?
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Efendim Şartlar Böyle!
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
Vicdani Çürüme
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız?