Aramayı istediğiniz kelimeyi yazıp, Enter ‘a basın
Kekemelik Zihinde ve Kalptedir
Gençler ile Soruşturma: Ferhat Koç, Haluk Polat, Merve Çil
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp bir türlü diyememeyi kastediyoruz… Konuşmada kekelemek… Alay etmek yok… Fakat kimi türü yüzümüzde hafif bir tebessüm bile bırakırken; fikir adamı için durum aynı mı ya! Doğruyu doğru bildiği gibi konuşamamak, sözü döndürmek, döndürmek, döndürmek… Sözcüklerin başını döndürmek… hatta dinleyenlerin de başını döndürürp bir türlü zihnini netleştirememek, hatta daha da döndürmek/karıştırmak. Fikirde kekelemek sanırız net ve yetkin olamamakla; kendini kekeme kılacak denli korkak ve kaybedecek epev bir şeyi olmakla ilgili bir Şev olsa gerek… Korku ve hedefte ‘bilincin yanılsaması’ ve ‘itaatte yön kaybıyla’ ilgili… Maslahat gözetmek, daha zorla karşılaşmayı...
Bu yazının devamı
179. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı
Hangi tanımlama biçiminden hareket ettiğimize ve zaman ve mekana bağlı olarak bu sorunun cevabı değişir. Klasik kamusal-özel ayrımı ya da Türkiye’de anlaşılageldiği şekliyle kamusal alan, devletle alakalı bir alana, kamu hizmetlerinin görüldüğü yerlere işaret ediyordu.
Âdem’e eşyanın isimlerini öğreten, kaleme ve onun yazdıklarına yemin eden, güzel bir kelimeyi/sözü, kökleri yere, dalları göğe doğru uzayan güzel bir ağaca benzeten Allah’a hamd ederim ki kelimeleri seçebilme, onları tercih edebilme bahtiyarlığına
Kekemelik Zihinde ve Kalptedir
Soruşturma: Ferhat Koç, Haluk Polat, Merve Çil
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp bir türlü diyememeyi kastediyoruz… Konuşmada kekelemek… Alay etmek yok… Fakat kimi türü yüzümüzde hafif bir tebessüm bile bırakırken; fikir adamı için durum aynı mı ya! Doğruyu doğru bildiği gibi konuşamamak, sözü döndürmek, döndürmek, döndürmek… Sözcüklerin başını döndürmek… hatta dinleyenlerin de başını döndürürp bir türlü zihnini netleştirememek, hatta daha da döndürmek/karıştırmak. Fikirde kekelemek sanırız net ve yetkin olamamakla; kendini kekeme kılacak denli korkak ve kaybedecek epev bir şeyi olmakla ilgili bir Şev olsa gerek… Korku ve hedefte ‘bilincin yanılsaması’ ve ‘itaatte yön kaybıyla’ ilgili… Maslahat gözetmek, daha zorla karşılaşmayı...
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Pragmatizmden Ötesi Var mı?
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Hangi tanımlama biçiminden hareket ettiğimize ve zaman ve mekana bağlı olarak bu sorunun cevabı değişir. Klasik kamusal-özel ayrımı ya da Türkiye’de anlaşılageldiği şekliyle kamusal alan, devletle alakalı bir alana, kamu hizmetlerinin görüldüğü yerlere işaret ediyordu.
Dil Ülkesinden Söz Ülkesine
Âdem’e eşyanın isimlerini öğreten, kaleme ve onun yazdıklarına yemin eden, güzel bir kelimeyi/sözü, kökleri yere, dalları göğe doğru uzayan güzel bir ağaca benzeten Allah’a hamd ederim ki kelimeleri seçebilme, onları tercih edebilme bahtiyarlığına