Aramayı istediğiniz kelimeyi yazıp, Enter ‘a basın
Vicdani Çürüme
Gençler ile Soruşturma: Ferhat Koç, Merve Çil, Haluk Polat
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız? Kimine göre ‘doğru ile yanlışı’ birbirinden ayırma yetisi, kimine göreyse ahlâki ilkeler farkındalığı. Kimliğin bölünerek, ikiye yarılarak, birinin diğerine soru ve hesap sorması… Kişini kendi benliyle ahlâki bir hesaplaşmaya, sorgulamaya girmesi…
İçimizdeki mahkeme… İşte biz bu son söylediğimizi daha fazlasıyla vurgulayacağız. ‘içimizdeki mahkeme’! Yargıcı da yargılananı da aynı olan bir mahkeme! Ne yaparsak yapalım kendimizden atıp uzaklaşamayacağımız, eksilen ve artan oranlarda bizi rahat bırakmayacak, inanç, kabul ve imani ilkelerden beslenen ‘iç-fısıltı’, ‘yargıcımız’.
Bu yazının devamı
185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Zamanın ileriye doğru uzayıp uzamadığı veya mekânın genleşmeye devam edip etmediği son derece problematik bir konudur. Ama bilinen ve gözlenen bir olgu, bir durum mevcuttur ki bu, hayat diye soyutlaştırdığımız beşerî yaşam alanının mütemadiyen değişim içinde olduğu, vüs’at [genişlik]
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Vicdani Çürüme
Soruşturma: Ferhat Koç, Merve Çil, Haluk Polat
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız? Kimine göre ‘doğru ile yanlışı’ birbirinden ayırma yetisi, kimine göreyse ahlâki ilkeler farkındalığı. Kimliğin bölünerek, ikiye yarılarak, birinin diğerine soru ve hesap sorması… Kişini kendi benliyle ahlâki bir hesaplaşmaya, sorgulamaya girmesi…
İçimizdeki mahkeme… İşte biz bu son söylediğimizi daha fazlasıyla vurgulayacağız. ‘içimizdeki mahkeme’! Yargıcı da yargılananı da aynı olan bir mahkeme! Ne yaparsak yapalım kendimizden atıp uzaklaşamayacağımız, eksilen ve artan oranlarda bizi rahat bırakmayacak, inanç, kabul ve imani ilkelerden beslenen ‘iç-fısıltı’, ‘yargıcımız’.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
Zamanın ileriye doğru uzayıp uzamadığı veya mekânın genleşmeye devam edip etmediği son derece problematik bir konudur. Ama bilinen ve gözlenen bir olgu, bir durum mevcuttur ki bu, hayat diye soyutlaştırdığımız beşerî yaşam alanının mütemadiyen değişim içinde olduğu, vüs’at [genişlik]
Pragmatizmden Ötesi Var mı?
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.