“Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem hükümetler hem de özel gruplar tarafından çok geniş bir ölçekte hayata geçirildiğidir.”
İkbal Ahmed, 20. Yy’ın en etkili aktivist entellektüellerinden biri olarak kabul edilir. Hindistan ve Pakistan’ın ayrılmasından sonra Pakistan’a göç etmiş, eğitim için gittiği Amerika’da bir kolejde siyaset bilimi hocalığı yapmıştır. Kitap ise Davıd Barsamıan’ın İkbal Ahmed ile yaptığı uzun soluklu söyleşilerden oluşuyor. Kitap, Ahmed’in kişisel anlatısından, emperyalizme, Cezayir bağımsızlık savaşına, Filistin sorununa, Bosna ve Kosova katliamlarına, Ahmed’in Ortadoğu’ya dair geniş perspektifli değerlendirmelerine kadar birçok konuyu içeriyor. İlgi çekici bir şekilde dönemin etkili entellektüelleri Frantz Fanon, Malcom X, Edward Said ve Noam Chomsky ile olan ilişkilerini; bunun yanında Gandhi ve Yaser Arafat gibi siyasilerle olan etkileşimlerinide kitap bağlamında okumak mümkün. Kitabın önsözünü yazan Edward Said, İkbal Ahmed’ten ‘politik meselerlerdeki akıl hocam’ olarak bahsetmektedir.
“Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir. 20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır.”
“Kavrama ilişkin ilk tartışma, postkolonyal teriminin zamansal olarak sömürge sonrası dönemi anlatmak için mi, yoksa sömürge döneminin başka şekillerde hala devam ettiğini göstermek için mi kullanılacağı noktasındadır.İkinci görüşü savunanlar daha çok klasik Marksist geleneğe
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır.”
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
Dil Evreninden Söz Ülkesine
İMPARATORLUĞA MEYDAN OKURKEN
“Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem hükümetler hem de özel gruplar tarafından çok geniş bir ölçekte hayata geçirildiğidir.”
İkbal Ahmed, 20. Yy’ın en etkili aktivist entellektüellerinden biri olarak kabul edilir. Hindistan ve Pakistan’ın ayrılmasından sonra Pakistan’a göç etmiş, eğitim için gittiği Amerika’da bir kolejde siyaset bilimi hocalığı yapmıştır. Kitap ise Davıd Barsamıan’ın İkbal Ahmed ile yaptığı uzun soluklu söyleşilerden oluşuyor. Kitap, Ahmed’in kişisel anlatısından, emperyalizme, Cezayir bağımsızlık savaşına, Filistin sorununa, Bosna ve Kosova katliamlarına, Ahmed’in Ortadoğu’ya dair geniş perspektifli değerlendirmelerine kadar birçok konuyu içeriyor. İlgi çekici bir şekilde dönemin etkili entellektüelleri Frantz Fanon, Malcom X, Edward Said ve Noam Chomsky ile olan ilişkilerini; bunun yanında Gandhi ve Yaser Arafat gibi siyasilerle olan etkileşimlerinide kitap bağlamında okumak mümkün. Kitabın önsözünü yazan Edward Said, İkbal Ahmed’ten ‘politik meselerlerdeki akıl hocam’ olarak bahsetmektedir.
Bu yazının devamı 201. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
201. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Ayartılmış Yığınlar Aydınlığa Çıkaracak Yollar
“Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir. 20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır.”
Yılmak da Neyin Nesi Yoksa İnancını Yitirmek mi!?
“Kavrama ilişkin ilk tartışma, postkolonyal teriminin zamansal olarak sömürge sonrası dönemi anlatmak için mi, yoksa sömürge döneminin başka şekillerde hala devam ettiğini göstermek için mi kullanılacağı noktasındadır.İkinci görüşü savunanlar daha çok klasik Marksist geleneğe
Çocuk Edebiyatına Büyükçe Meraklar
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır.”
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’!
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
Alışverişe devam et