“Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilâhî kelâm
Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara
bir rehber (olarak indirilmiş)tir.”
(Bakara Sûresi, 2. âyet)
“Kur’ân fayda vermez, samimiyet olmadıkça;
Samimiyet fayda vermez, Kur’ân’ı fıkhedip ona uymadıkça.”
(Semra Kürün ÇEKMEGİL)
“Vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…”
(Halil CİBRAN)
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa?
Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyince geri kalan tüm düğmeler yanlış iliklenecekti. Belki de doğru soruları sormak gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekti.
Kimi temel kavramlar günlük yaşamımızın içine o kadar çok girerler ki, kavram bilincimizde herhangi bir yer etmezler. Biz hiçbir zaman bu kavramlar üzerine düşünmeyiz. Bu kavramları bir değişim veya güçlüklerin yaşandığı dönemler geçirirken farkına varırız. Bu kavramlardan en önemlilerinden biri benlik kavramıdır.
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Can ölümle mukayyet bir oluştur ve her can ölümü tadacaktır”
Ölüme yumar o derin kederli gözlerini bir damla huzur için
Varlığa açar nemli gözlerini yeniden O’labilmek için
İçi insan dışı insan…
“Oruçlu doğar insan ölümün iftar sofrasına”
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Vusûlsüzlüğümüz Samimiyet Yoksunluğundan(mı)dır?
“Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilâhî kelâm
Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara
bir rehber (olarak indirilmiş)tir.”
(Bakara Sûresi, 2. âyet)
“Kur’ân fayda vermez, samimiyet olmadıkça;
Samimiyet fayda vermez, Kur’ân’ı fıkhedip ona uymadıkça.”
(Semra Kürün ÇEKMEGİL)
“Vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…”
(Halil CİBRAN)
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa?
Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyince geri kalan tüm düğmeler yanlış iliklenecekti. Belki de doğru soruları sormak gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekti.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
188. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Gelecekte İnsan
Kimi temel kavramlar günlük yaşamımızın içine o kadar çok girerler ki, kavram bilincimizde herhangi bir yer etmezler. Biz hiçbir zaman bu kavramlar üzerine düşünmeyiz. Bu kavramları bir değişim veya güçlüklerin yaşandığı dönemler geçirirken farkına varırız. Bu kavramlardan en önemlilerinden biri benlik kavramıdır.
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
İçtihad Kapısı Kapalı mıydı Gerçekten, Ya da Hangi İçtihad?
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Ölen Kim’dir
Can ölümle mukayyet bir oluştur ve her can ölümü tadacaktır”
Ölüme yumar o derin kederli gözlerini bir damla huzur için
Varlığa açar nemli gözlerini yeniden O’labilmek için
İçi insan dışı insan…
“Oruçlu doğar insan ölümün iftar sofrasına”
Mimarinin Gözü Gözün İmarı
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Alışverişe devam et