11 Eylül 2001 tarihiyle beraber dünyada yeni bir döneme girilir ve “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) kavramının metaforik bir önem kazandığı görülür. Yeni dünya düzeni kavramı, kendi zihinsel temelleri üzerine oturan ve her dönemi belirlemek için kullanılan bir kavram olarak ele alınır. Kahraman’a göre, 11 Eylül Olayları sonrasını da bu kavramla nitelendirmek pek mümkündür. 11 Eylül 2001 olayları sonrasında dünyada güç dengelerinin hızlı bir biçimde değiştiği de söylenebilir. Bu güç dengesinin kendini belli ettirdiği en önemli alanlardan biri de sinemadır ve 11 Eylül olaylarını konu edinen yapımlarda hızlı bir artış görülmeye başlar. Bu filmlerin pek çoğunda hikâyenin Müslümanlar ve onların temsil biçimleriyle örüldüğü söylenebilir. Elbette 11 Eylül 2001 sonrasında “öteki” temsillerinin belirli coğrafyaları kapsaması ya da belirli inançlara sahip insanlardan söz etmesi tesadüfî değildir. Bu noktada sinema ile reel politik söylemler arasında bir bağın kaçınılmaz olduğu gerçeği karşımıza çıkar. Bu makalede ele alacağımız örnek film ve bu filmin yönetmeninin politik düşüncesinin arka planında sinemanın ideolojik bir enstrüman olarak nasıl kullanıldığına değinilmektedir.
11 Eylül sonrası Batılı medyada Müslümanların nasıl ötekileştirildiği yönünde son yıllarda yapılan incelemeler ve akademik araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgular Sisler (2006: 86) tarafından şu şekilde sıralanır:
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Adını duyduğumuz bir kitap ya da film, odağı kendisine ya da bir benzerine yönlendiriyor. Çünkü çokça duyulur, okunur, görünür ise bir şey, popülaritesi de fazladır, vitrindeki yerini almıştır. Böyle olunca adını sık duymadığımız çalışmalar,
Oryantalist Söylemin ‘Ölümcül Tuzak’ı
11 Eylül 2001 tarihiyle beraber dünyada yeni bir döneme girilir ve “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) kavramının metaforik bir önem kazandığı görülür. Yeni dünya düzeni kavramı, kendi zihinsel temelleri üzerine oturan ve her dönemi belirlemek için kullanılan bir kavram olarak ele alınır. Kahraman’a göre, 11 Eylül Olayları sonrasını da bu kavramla nitelendirmek pek mümkündür. 11 Eylül 2001 olayları sonrasında dünyada güç dengelerinin hızlı bir biçimde değiştiği de söylenebilir. Bu güç dengesinin kendini belli ettirdiği en önemli alanlardan biri de sinemadır ve 11 Eylül olaylarını konu edinen yapımlarda hızlı bir artış görülmeye başlar. Bu filmlerin pek çoğunda hikâyenin Müslümanlar ve onların temsil biçimleriyle örüldüğü söylenebilir. Elbette 11 Eylül 2001 sonrasında “öteki” temsillerinin belirli coğrafyaları kapsaması ya da belirli inançlara sahip insanlardan söz etmesi tesadüfî değildir. Bu noktada sinema ile reel politik söylemler arasında bir bağın kaçınılmaz olduğu gerçeği karşımıza çıkar. Bu makalede ele alacağımız örnek film ve bu filmin yönetmeninin politik düşüncesinin arka planında sinemanın ideolojik bir enstrüman olarak nasıl kullanıldığına değinilmektedir.
11 Eylül sonrası Batılı medyada Müslümanların nasıl ötekileştirildiği yönünde son yıllarda yapılan incelemeler ve akademik araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgular Sisler (2006: 86) tarafından şu şekilde sıralanır:
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir “Girdap”ın İçinde Olmak
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Süreyya’yı Sinemada Taşlamak
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Değişmek mi Zor Değiştirmek mi? İmparatorlar Kulübü’nde Karakterli Olmayı Aramak
Adını duyduğumuz bir kitap ya da film, odağı kendisine ya da bir benzerine yönlendiriyor. Çünkü çokça duyulur, okunur, görünür ise bir şey, popülaritesi de fazladır, vitrindeki yerini almıştır. Böyle olunca adını sık duymadığımız çalışmalar,
Bir Film Nasıl İzlenir?‘Kısa’dan ‘Uzun’a Çocuklar ve Aileler için Film Rehberine Giriş
Filmler günümüz kültürünün o kadar büyük bir parçasını oluşturuyor ki hiç var olmadıkları bir zamanı hayal etmek meşakkatli bir duruma benziyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.