Bahçede, her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kırmızı güller açar. Yaprakların üzerine düşen çiy damlaları, minik aynalar gibi sabahı yansıtır. Kuş sesleri arasında, çitin ardından bakan biri için manzara büyüleyicidir; renklerin uyumu, sessiz bir zarafetle insanın içine ferahlık salar. Fakat biri merakla yaklaşıp eğildiğinde, o güzelliğin ardında başka bir hakikat belirir: toprağın derinlerinden gelen ağır, çürümüş bir koku. Köklerin çevresinde, bir zamanlar besleyen toprağın artık yorgun, nemli ve kararmış bir hâli vardır. Gül hâlâ güzel görünür ama güzelliğini taşıyan zemin bozulmuştur.
İşte o anda büyü dağılır. Dıştaki ihtişam, içteki çürümeyi saklayamaz. O kırmızı yaprakların altında sessiz bir çözülme vardır; hayatın en görkemli anında bile gizli bir keder gibi. İnsan da böyledir. Sözleri, kıyafeti, yüzündeki zarafet ne kadar parlak olursa olsun; içinde kibir, haset ya da hoyratlık barınıyorsa, o güzellik bir süre sonra solmaya mahkûmdur. Çünkü suret, hakikatin cilasıdır; huy ise cevherin rengi. Yüz bazen ışığı yansıtır ama huy, ışığın kaynağıdır. Eğer içteki kaynak bulanıksa, en parlak yüz bile karanlık görünür.
Fıtratın Sessiz Mimarı: Çocuğun Ruhunda İnşa Edilen Huy
İnsanın iç toprağında çocuklukla kurulan ahlâkın temelleri.
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Eğitimle alâkalı olacak bu kısa yazımda, eğitimin felsefesinden, muhtelif eğitim modellerinden, modern eğitimden, Emerson’un ya da Rousseau’nun tavsiyelerinden, sosyolojik tanımlamalardan, eğitim şûrasının hiçbir müsbet sonuca yönelik olmayan ipe sapa gelmez beylik lâflarından, Talim Terbiye’den, teorik fantezilerden, eğitim sistemimiz aslında şöyle ya da böyle olmalı gibi boş avuntulardan, akademisyenlerimizin şekil bakımından ekranları dolduran ama muhteva bakımından avare kaçan fikir hovardalığı dolu nutuklarından, milli dâvâlara karşı tasasız siyasetçilerin dar ve sahte oyalamalarından bahsederek konuyu dağıtan aşırı yorumlar yapmayacağım.
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Yüzün Işığı, Kökün Karanlığı: Ahlâkın Görünmez Toprağı
Görünüşün ardındaki ahlakî derinliğe bir bakış.
Bahçede, her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kırmızı güller açar. Yaprakların üzerine düşen çiy damlaları, minik aynalar gibi sabahı yansıtır. Kuş sesleri arasında, çitin ardından bakan biri için manzara büyüleyicidir; renklerin uyumu, sessiz bir zarafetle insanın içine ferahlık salar. Fakat biri merakla yaklaşıp eğildiğinde, o güzelliğin ardında başka bir hakikat belirir: toprağın derinlerinden gelen ağır, çürümüş bir koku. Köklerin çevresinde, bir zamanlar besleyen toprağın artık yorgun, nemli ve kararmış bir hâli vardır. Gül hâlâ güzel görünür ama güzelliğini taşıyan zemin bozulmuştur.
İşte o anda büyü dağılır. Dıştaki ihtişam, içteki çürümeyi saklayamaz. O kırmızı yaprakların altında sessiz bir çözülme vardır; hayatın en görkemli anında bile gizli bir keder gibi. İnsan da böyledir. Sözleri, kıyafeti, yüzündeki zarafet ne kadar parlak olursa olsun; içinde kibir, haset ya da hoyratlık barınıyorsa, o güzellik bir süre sonra solmaya mahkûmdur. Çünkü suret, hakikatin cilasıdır; huy ise cevherin rengi. Yüz bazen ışığı yansıtır ama huy, ışığın kaynağıdır. Eğer içteki kaynak bulanıksa, en parlak yüz bile karanlık görünür.
Fıtratın Sessiz Mimarı: Çocuğun Ruhunda İnşa Edilen Huy
İnsanın iç toprağında çocuklukla kurulan ahlâkın temelleri.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
221. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İsrail’i Nasıl Mağlup Ederiz?
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Ahlakın Eleştirisi ya da Eleştiri Ahlakı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Eğitim Maarif veya Bir Gelecek Projesi Hayâli
Eğitimle alâkalı olacak bu kısa yazımda, eğitimin felsefesinden, muhtelif eğitim modellerinden, modern eğitimden, Emerson’un ya da Rousseau’nun tavsiyelerinden, sosyolojik tanımlamalardan, eğitim şûrasının hiçbir müsbet sonuca yönelik olmayan ipe sapa gelmez beylik lâflarından, Talim Terbiye’den, teorik fantezilerden, eğitim sistemimiz aslında şöyle ya da böyle olmalı gibi boş avuntulardan, akademisyenlerimizin şekil bakımından ekranları dolduran ama muhteva bakımından avare kaçan fikir hovardalığı dolu nutuklarından, milli dâvâlara karşı tasasız siyasetçilerin dar ve sahte oyalamalarından bahsederek konuyu dağıtan aşırı yorumlar yapmayacağım.
Zihniyet Manzaramız: Bir Bilanço Taslağı
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Dinlerde Tövbe
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Alışverişe devam et