Merhum Akif Emre, 2013 yılındaki Gündemi Hatırlayan Var mı başlıklı yazısında Müslüman aydınların yaşadığı zihnî daralmayı konu edinmişti. Orada güncel politik tartışmalarda kaybolan Müslümanları, hayattan kopmadan asıl ve kendi gündemlerine dönmeye çağırmıştı. İçerisinde İslâmî semboller, retorikler yer alsa da muhtevası boş gösterişli birtakım etkinliklerle yol alamayacağımızı bu ve başka yazılarında da ısrarla vurgulamıştı ve “Bir zamanlar mütevazı yayınevlerinin, çay ocaklarının alçak iskemlelerinde yapılan dinamik entelektüel tartışmalar terk edileli ne kadar zaman oldu?” diye sormuştu. Bu soruda elbette geçmişin samimiyetine duyulan bir özlem ve bunun meydana getirdiği bir hüzün vardı, fakat Akif Emre’nin en fazla dikkat ettiği hususlardan biri de nostalji ve romantizm tuzağına düşmemekti. Onun için de bu özlem ve hüznü ah çekmek için değil, bugün yapılması gerekenlere motivasyon kaynağı olmasını istediği için zikrediyordu. Onun için de yazısını, okuyucuların kendi hafızalarında gezinerek tatlı hisler duymasını sağlayacak şekilde değil, onları harekete geçirici bir cümleyle bitirmişti: “Müslüman düşünürlerin, ‘ilim erbabının’, aydınların kendine, kendi gündemimize dönmelerinin, sahte ışıltılarıyla gözü kamaştıran hakikat boğucu etkinlikleri terk etmenin vaktidir.”
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Bugün ise Oblomov başka bir kılıkta karşımıza çıkar: “Yatağından çıkmayan Oblomov” gitmiş, yerine “ajandasından çıkamayan Oblomov” gelmiştir. Bu yeni figür, sürekli meşgul, yorgun ve tükenmiş olmasına rağmen anlam, sorumluluk
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Oruç, bir tevhîd ayrıcalığıdır. Sadece mü’minlere özgüdür oruç. Sadece mü’minlere ayrıcalıktır savm. Tıpkı salâtın, haccın, zekâtın, cihâdın da bir ayrıcalık olduğu gibi. Sözü baştan almak gerekirse, İslâm bir ayrıcalıktır.
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Günlük kaosun girdabında kaybolup
çaresiz çırpınışlarla öfke yağdırmak yerine
asıl gündeme bir an evvel dönmenin vaktidir.
Akif Emre (2013)
Merhum Akif Emre, 2013 yılındaki Gündemi Hatırlayan Var mı başlıklı yazısında Müslüman aydınların yaşadığı zihnî daralmayı konu edinmişti. Orada güncel politik tartışmalarda kaybolan Müslümanları, hayattan kopmadan asıl ve kendi gündemlerine dönmeye çağırmıştı. İçerisinde İslâmî semboller, retorikler yer alsa da muhtevası boş gösterişli birtakım etkinliklerle yol alamayacağımızı bu ve başka yazılarında da ısrarla vurgulamıştı ve “Bir zamanlar mütevazı yayınevlerinin, çay ocaklarının alçak iskemlelerinde yapılan dinamik entelektüel tartışmalar terk edileli ne kadar zaman oldu?” diye sormuştu. Bu soruda elbette geçmişin samimiyetine duyulan bir özlem ve bunun meydana getirdiği bir hüzün vardı, fakat Akif Emre’nin en fazla dikkat ettiği hususlardan biri de nostalji ve romantizm tuzağına düşmemekti. Onun için de bu özlem ve hüznü ah çekmek için değil, bugün yapılması gerekenlere motivasyon kaynağı olmasını istediği için zikrediyordu. Onun için de yazısını, okuyucuların kendi hafızalarında gezinerek tatlı hisler duymasını sağlayacak şekilde değil, onları harekete geçirici bir cümleyle bitirmişti: “Müslüman düşünürlerin, ‘ilim erbabının’, aydınların kendine, kendi gündemimize dönmelerinin, sahte ışıltılarıyla gözü kamaştıran hakikat boğucu etkinlikleri terk etmenin vaktidir.”
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Ajandadaki Oblomov: Koştururken Tükenen Modern Erkeğin Portresi
Bugün ise Oblomov başka bir kılıkta karşımıza çıkar: “Yatağından çıkmayan Oblomov” gitmiş, yerine “ajandasından çıkamayan Oblomov” gelmiştir. Bu yeni figür, sürekli meşgul, yorgun ve tükenmiş olmasına rağmen anlam, sorumluluk
Kur’ân Ahlâkı Üzerine Bazı Düşünceler
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Oruç Bir Ayrıcalıktır
Oruç, bir tevhîd ayrıcalığıdır. Sadece mü’minlere özgüdür oruç. Sadece mü’minlere ayrıcalıktır savm. Tıpkı salâtın, haccın, zekâtın, cihâdın da bir ayrıcalık olduğu gibi. Sözü baştan almak gerekirse, İslâm bir ayrıcalıktır.
Dinsel Sanat Dindar Sanatçı
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Alışverişe devam et