Merhum Akif Emre, 2013 yılındaki Gündemi Hatırlayan Var mı başlıklı yazısında Müslüman aydınların yaşadığı zihnî daralmayı konu edinmişti. Orada güncel politik tartışmalarda kaybolan Müslümanları, hayattan kopmadan asıl ve kendi gündemlerine dönmeye çağırmıştı. İçerisinde İslâmî semboller, retorikler yer alsa da muhtevası boş gösterişli birtakım etkinliklerle yol alamayacağımızı bu ve başka yazılarında da ısrarla vurgulamıştı ve “Bir zamanlar mütevazı yayınevlerinin, çay ocaklarının alçak iskemlelerinde yapılan dinamik entelektüel tartışmalar terk edileli ne kadar zaman oldu?” diye sormuştu. Bu soruda elbette geçmişin samimiyetine duyulan bir özlem ve bunun meydana getirdiği bir hüzün vardı, fakat Akif Emre’nin en fazla dikkat ettiği hususlardan biri de nostalji ve romantizm tuzağına düşmemekti. Onun için de bu özlem ve hüznü ah çekmek için değil, bugün yapılması gerekenlere motivasyon kaynağı olmasını istediği için zikrediyordu. Onun için de yazısını, okuyucuların kendi hafızalarında gezinerek tatlı hisler duymasını sağlayacak şekilde değil, onları harekete geçirici bir cümleyle bitirmişti: “Müslüman düşünürlerin, ‘ilim erbabının’, aydınların kendine, kendi gündemimize dönmelerinin, sahte ışıltılarıyla gözü kamaştıran hakikat boğucu etkinlikleri terk etmenin vaktidir.”
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
7 Ekim 2023, ileride Ortadoğu tarihi yazılırken bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçecek kritik bir tarih. O gün sadece kurulmakta olan yeni bölgesel düzen ve İsrail’in en aşırı sağ hükümetinin Filistin’e dair planları bozulmadı.
Yerleşimci sömürgeci bir aktördür İsrail. Yerleşimci sömürgecilik ise bir siyasal projedir ve bir bölgenin yerli halkını yerinden ederek onun yerine başkalarını yerleştirmeyi amaçlayan, sömürgeciliğe dayalı bir baskı sistemidir.
Öyle bir dönemden geçiliyor ki ahlâki ve vicdani değerler kaybolmakta, düzeysizlik dip yapmakta ve adeta bir değerler savrulması yaşanmaktadır. Olağanüstü değişim, dönüşüm, belirsizlik, altüst oluş zamanlarından geçilmektedir doğrusu.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Günlük kaosun girdabında kaybolup
çaresiz çırpınışlarla öfke yağdırmak yerine
asıl gündeme bir an evvel dönmenin vaktidir.
Akif Emre (2013)
Merhum Akif Emre, 2013 yılındaki Gündemi Hatırlayan Var mı başlıklı yazısında Müslüman aydınların yaşadığı zihnî daralmayı konu edinmişti. Orada güncel politik tartışmalarda kaybolan Müslümanları, hayattan kopmadan asıl ve kendi gündemlerine dönmeye çağırmıştı. İçerisinde İslâmî semboller, retorikler yer alsa da muhtevası boş gösterişli birtakım etkinliklerle yol alamayacağımızı bu ve başka yazılarında da ısrarla vurgulamıştı ve “Bir zamanlar mütevazı yayınevlerinin, çay ocaklarının alçak iskemlelerinde yapılan dinamik entelektüel tartışmalar terk edileli ne kadar zaman oldu?” diye sormuştu. Bu soruda elbette geçmişin samimiyetine duyulan bir özlem ve bunun meydana getirdiği bir hüzün vardı, fakat Akif Emre’nin en fazla dikkat ettiği hususlardan biri de nostalji ve romantizm tuzağına düşmemekti. Onun için de bu özlem ve hüznü ah çekmek için değil, bugün yapılması gerekenlere motivasyon kaynağı olmasını istediği için zikrediyordu. Onun için de yazısını, okuyucuların kendi hafızalarında gezinerek tatlı hisler duymasını sağlayacak şekilde değil, onları harekete geçirici bir cümleyle bitirmişti: “Müslüman düşünürlerin, ‘ilim erbabının’, aydınların kendine, kendi gündemimize dönmelerinin, sahte ışıltılarıyla gözü kamaştıran hakikat boğucu etkinlikleri terk etmenin vaktidir.”
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kurulu Sistemlerin Truva Atı Olmak
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
İslâm, Yahudilik ve Hıristiyanlık’tan Alıntılanmış ‘Devşirme Bir Din(mi)’dir?
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Gazze Öğretmeninin İnsanlığa Öğrettiği Dersler
7 Ekim 2023, ileride Ortadoğu tarihi yazılırken bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçecek kritik bir tarih. O gün sadece kurulmakta olan yeni bölgesel düzen ve İsrail’in en aşırı sağ hükümetinin Filistin’e dair planları bozulmadı.
Yerleşimci Sömürgeci İsrail’in Kültürel Kodları
Yerleşimci sömürgeci bir aktördür İsrail. Yerleşimci sömürgecilik ise bir siyasal projedir ve bir bölgenin yerli halkını yerinden ederek onun yerine başkalarını yerleştirmeyi amaçlayan, sömürgeciliğe dayalı bir baskı sistemidir.
Hiçbir Şey Taşlaşmış Vicdanları Sızlatmaz
Öyle bir dönemden geçiliyor ki ahlâki ve vicdani değerler kaybolmakta, düzeysizlik dip yapmakta ve adeta bir değerler savrulması yaşanmaktadır. Olağanüstü değişim, dönüşüm, belirsizlik, altüst oluş zamanlarından geçilmektedir doğrusu.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.