Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda…
Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler yaşanmaktadır. Müslüman aydınlar eski-yeni karşılaştırması yaparak görece olumluluklarla yetinip İslâmi söylem, eylem, ilke ve kavramlarla mesafe koymuştur arasına. Hatta sistem içindeki değişikliklere teolojik dayanak sağlayıp meşruiyet kazandırmak istercesine bu değişiklikleri desteklemeyi ibadet olarak niteleyenler de var. İstikamet krizi yaşayan Müslüman aydınların “emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker” sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmeleri gerekirken; olup bitenler karşısındaki suskunluk, giderek susanların da değişimine yol açmaktadır maalesef. Yoz aydınların kof gurur ve bencillikleri yüzünden kitlelerin İslâmi yorumlarında da sıkıntılar yaşanmaktadır.
Hak ve hakikati tebliğ görevini herkesten önce yapması gereken Müslüman aydınların, nedense gündemde tartışılan konulara değinmekten kaçındıkları, bazen güçten yana tavır aldıkları görülmektedir. Örneğin birçok konu Türkiye gündeminde tartışılır, son noktayı yönetimin üst kademelerinden birileri koyar, kendilerini aydın olarak gören bazıları da tüm bunlar olup bittikten sonra tartışılan konu hakkında açıklama yapar. Yapılan açıklama doğru olsa bile, geç yapılan açıklama bir değer ifade etmez. Oysa “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Ebû Dâvûd) hadisinin öncü muhataplarıdır aydınlar.
Müslüman aydından beklenen nedir?
Bu yazının devamı
179. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
‘Ölüm fikri’ ile ‘dünyevîleşme’ arasında doğrudan bir ilişki vardır. Dünyevîleşme, ölümü unutmanın, ahiret yokmuş gibi yaşamanın diğer adıdır. Dünyevîleşme zilletinden kurtulmanın önemli bir imkânı, ölüm üzerine tefekkür etmektir.
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
İslâmî Mücadele’nin kendisi “İyilik Hareketi”dir. Bireyden başlayarak topluma yayılan bir hareket… İyilik hareketinin söze ve amele dayalı temelleri açısından iyi/güzel/tayyib olanın kabul edilebilir bir üslup ile harman olarak salih amele dönüşmesinden bahsediyoruz. Salih amelin, güzel sözleri Allah katına
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Kurulu Sistemlerin Truva Atı Olmak
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda…
Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler yaşanmaktadır. Müslüman aydınlar eski-yeni karşılaştırması yaparak görece olumluluklarla yetinip İslâmi söylem, eylem, ilke ve kavramlarla mesafe koymuştur arasına. Hatta sistem içindeki değişikliklere teolojik dayanak sağlayıp meşruiyet kazandırmak istercesine bu değişiklikleri desteklemeyi ibadet olarak niteleyenler de var. İstikamet krizi yaşayan Müslüman aydınların “emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker” sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmeleri gerekirken; olup bitenler karşısındaki suskunluk, giderek susanların da değişimine yol açmaktadır maalesef. Yoz aydınların kof gurur ve bencillikleri yüzünden kitlelerin İslâmi yorumlarında da sıkıntılar yaşanmaktadır.
Hak ve hakikati tebliğ görevini herkesten önce yapması gereken Müslüman aydınların, nedense gündemde tartışılan konulara değinmekten kaçındıkları, bazen güçten yana tavır aldıkları görülmektedir. Örneğin birçok konu Türkiye gündeminde tartışılır, son noktayı yönetimin üst kademelerinden birileri koyar, kendilerini aydın olarak gören bazıları da tüm bunlar olup bittikten sonra tartışılan konu hakkında açıklama yapar. Yapılan açıklama doğru olsa bile, geç yapılan açıklama bir değer ifade etmez. Oysa “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Ebû Dâvûd) hadisinin öncü muhataplarıdır aydınlar.
Müslüman aydından beklenen nedir?
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Ölüm Üzerine Tefekkür
‘Ölüm fikri’ ile ‘dünyevîleşme’ arasında doğrudan bir ilişki vardır. Dünyevîleşme, ölümü unutmanın, ahiret yokmuş gibi yaşamanın diğer adıdır. Dünyevîleşme zilletinden kurtulmanın önemli bir imkânı, ölüm üzerine tefekkür etmektir.
Şef Mahko Ve Oğuz’un Fatiha’sı
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
İslâmî Mücadelede Dil, Üslup Ve Estetik
İslâmî Mücadele’nin kendisi “İyilik Hareketi”dir. Bireyden başlayarak topluma yayılan bir hareket… İyilik hareketinin söze ve amele dayalı temelleri açısından iyi/güzel/tayyib olanın kabul edilebilir bir üslup ile harman olarak salih amele dönüşmesinden bahsediyoruz. Salih amelin, güzel sözleri Allah katına
Gaslighting: Gaz Lambasının Unutulmaz Marifetleri
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.