İyi olduğunu düşünmeye yaptığım yatırım benim gönlümü hoş ediyor, bilmiyorum sana faydası var mı lakin beni hoş ediyor dediğim gibi. Biliyorum kaç kez seslendim, bilemiyorum kaç kez daha sesleneceğim; yazmalısın, bana yazmasan da olur. Sessizliği kâğıt ve kalemle bozmalısın, zihninden akan her tecrübe kâğıtta inşa olmalı yeni okuyacaklar için. Mesela bizden öncekiler için sıradan olan bazı şeyler bizim için nasıl da sıradışı olarak tarif edilir oldu. Onlar anlatırdı, bence sen de dinlemişsindir. “Biz birbirimize yardım ederdik. Diğerinin acısını tam olarak hissedemesek bile hafifletmek için gayret ederdik. Komşu komşunun külüne muhtaç olmasın diye özel gayret eder, yediklerimizi paylaşır, giyeceklerimizi ödünç verirdik. Yokluğun sancısını çekmesine izin vermemeye çalışırdık yoksulların. Üzüntüsüne sevinmezdik sevmesek bile, diğerinin. Ayıp diye bir kelime vardı sıkça duymadığımız ama duyduğumuz zaman başımızı önümüze eğdiğimiz. Büyüklerimize inanmak mıydı bilmiyorum ama biz büyüklerimiz bir şey söylediğinde onu gerçeğin yansıması olarak algılar ve yapmaya gayret ederdik.” Yok yok, biz çok iyiydik demek için anlatmıyorum bunları… Kaybedilenlerin nelere mal olduğunu gördükçe canım yanıyor da ondan yazıyorum inan…
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Herkes bir birey olarak bir aileye, bir akraba grubuna ve bir topluma aittir. Bu toplulukların beraberce ve huzur içinde yaşayabilmeleri için birtakım kurallar vardır. Her bir topluluk kendi kurallarını koyar ve bireyler bu kurallara uyarlar. En üstte dinî değerler vardır. Herkes hassasiyeti oranında dininin gereklerini yerine getirir. Toplum kuralları dinin değerlerine aykırı olmadığı sürece, birlikte yaşamanın gereği olarak bu kurallara da uyulur. Her ailenin de kendince koyduğu birtakım kuralları vardır. Aile bireyleri ancak bu kurallara uyulduğu takdirde bir arada ve huzurlu yaşayabilirler.
Doğa, insanın özüne açılan büyük bir kapı gibidir. Her an yeni bir şeyler keşfedecek, her an yeni şeyler öğrenecek büyük bir ansiklopedi misali… Doğa, izlediğin her anında duygu cümbüşü yaşayacağın, hissiyatının neşv-ü nemâ bulacağı büyük bir açık hava sineması gibidir.
Çağlar çağları aştı. Çağlar hep sonsuzlukla yarıştı. İnsan hep daha iyi, daha rahat ve daha gamsız olabilmenin ardına düştü. Medeniyet basamaklarını üçer beşer tırmanırken garibanın, mazlumun elinden tutmak aklına bile gelmedi. Çünkü acelesi vardı “Modern İnsanın.”
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Mektup XI
İyi olduğunu düşünmeye yaptığım yatırım benim gönlümü hoş ediyor, bilmiyorum sana faydası var mı lakin beni hoş ediyor dediğim gibi. Biliyorum kaç kez seslendim, bilemiyorum kaç kez daha sesleneceğim; yazmalısın, bana yazmasan da olur. Sessizliği kâğıt ve kalemle bozmalısın, zihninden akan her tecrübe kâğıtta inşa olmalı yeni okuyacaklar için. Mesela bizden öncekiler için sıradan olan bazı şeyler bizim için nasıl da sıradışı olarak tarif edilir oldu. Onlar anlatırdı, bence sen de dinlemişsindir. “Biz birbirimize yardım ederdik. Diğerinin acısını tam olarak hissedemesek bile hafifletmek için gayret ederdik. Komşu komşunun külüne muhtaç olmasın diye özel gayret eder, yediklerimizi paylaşır, giyeceklerimizi ödünç verirdik. Yokluğun sancısını çekmesine izin vermemeye çalışırdık yoksulların. Üzüntüsüne sevinmezdik sevmesek bile, diğerinin. Ayıp diye bir kelime vardı sıkça duymadığımız ama duyduğumuz zaman başımızı önümüze eğdiğimiz. Büyüklerimize inanmak mıydı bilmiyorum ama biz büyüklerimiz bir şey söylediğinde onu gerçeğin yansıması olarak algılar ve yapmaya gayret ederdik.” Yok yok, biz çok iyiydik demek için anlatmıyorum bunları… Kaybedilenlerin nelere mal olduğunu gördükçe canım yanıyor da ondan yazıyorum inan…
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Din, Toplum ve Aile Kuralları – Özgürlüğün sınırı –
Herkes bir birey olarak bir aileye, bir akraba grubuna ve bir topluma aittir. Bu toplulukların beraberce ve huzur içinde yaşayabilmeleri için birtakım kurallar vardır. Her bir topluluk kendi kurallarını koyar ve bireyler bu kurallara uyarlar. En üstte dinî değerler vardır. Herkes hassasiyeti oranında dininin gereklerini yerine getirir. Toplum kuralları dinin değerlerine aykırı olmadığı sürece, birlikte yaşamanın gereği olarak bu kurallara da uyulur. Her ailenin de kendince koyduğu birtakım kuralları vardır. Aile bireyleri ancak bu kurallara uyulduğu takdirde bir arada ve huzurlu yaşayabilirler.
Doğada Olmak Dua da Olmaktır
Doğa, insanın özüne açılan büyük bir kapı gibidir. Her an yeni bir şeyler keşfedecek, her an yeni şeyler öğrenecek büyük bir ansiklopedi misali… Doğa, izlediğin her anında duygu cümbüşü yaşayacağın, hissiyatının neşv-ü nemâ bulacağı büyük bir açık hava sineması gibidir.
Soru(Yorum)
Çağlar çağları aştı. Çağlar hep sonsuzlukla yarıştı. İnsan hep daha iyi, daha rahat ve daha gamsız olabilmenin ardına düştü. Medeniyet basamaklarını üçer beşer tırmanırken garibanın, mazlumun elinden tutmak aklına bile gelmedi. Çünkü acelesi vardı “Modern İnsanın.”
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Nils Holgersson Dedemin Nesi Olur? Bayburt-İsveç Hattında Bir Çocuk Edebiyatı Kanonunun Öyküsü
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.