İyi olduğunu düşünmeye yaptığım yatırım benim gönlümü hoş ediyor, bilmiyorum sana faydası var mı lakin beni hoş ediyor dediğim gibi. Biliyorum kaç kez seslendim, bilemiyorum kaç kez daha sesleneceğim; yazmalısın, bana yazmasan da olur. Sessizliği kâğıt ve kalemle bozmalısın, zihninden akan her tecrübe kâğıtta inşa olmalı yeni okuyacaklar için. Mesela bizden öncekiler için sıradan olan bazı şeyler bizim için nasıl da sıradışı olarak tarif edilir oldu. Onlar anlatırdı, bence sen de dinlemişsindir. “Biz birbirimize yardım ederdik. Diğerinin acısını tam olarak hissedemesek bile hafifletmek için gayret ederdik. Komşu komşunun külüne muhtaç olmasın diye özel gayret eder, yediklerimizi paylaşır, giyeceklerimizi ödünç verirdik. Yokluğun sancısını çekmesine izin vermemeye çalışırdık yoksulların. Üzüntüsüne sevinmezdik sevmesek bile, diğerinin. Ayıp diye bir kelime vardı sıkça duymadığımız ama duyduğumuz zaman başımızı önümüze eğdiğimiz. Büyüklerimize inanmak mıydı bilmiyorum ama biz büyüklerimiz bir şey söylediğinde onu gerçeğin yansıması olarak algılar ve yapmaya gayret ederdik.” Yok yok, biz çok iyiydik demek için anlatmıyorum bunları… Kaybedilenlerin nelere mal olduğunu gördükçe canım yanıyor da ondan yazıyorum inan…
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan olmanın ağır sorumluluğunu taşırken, insan olamayanların acısı çökertir omuzlarımızı. Ayaklar altına almışlardır insanlıklarını. Hiçbir şey anlatamazsınız onlara. Anlamaları için biraz vicdan taşımaları gerektir çünkü. Zulmettikleri insanlara mı yanarsınız, yoksa kendilerinin insanlıktan çıkışlarına mı? İnsan olabilmenin şerefi dururken, aşağıların aşağısına yuvarlanmayı tercih edişlerine şaşarsınız. Kendilerinde, kendi cinslerine karşı böylesine zulmü reva görecek bir cüreti nasıl …
Fıtratında bulunan merhamet özelliğini yeniden kazanmadan, sevmeden, sevindirmeden, güldürmeden, yüzü gülmeyecek âdemoğlunun. Yitirdiği birçok güzel meziyetlerine yeniden kavuşması için aramaya buradan başlamalı önce.
Işıl ışıl yüzler, gözlerdeki pırıltı bakmalara doyamayacak yansımada. Şantiye olan dünyada, ilk inşaatını almış müteahhidin heyecanı gibi itinayla, mimarı olan rabbi Allah’ın projesini uygulamaya koymakta.. Aksamalar ve eksiklikler onun heyecanını söndürmemekte. Çünkü o heyecanını kat sakinlerinin vereceği meblağda değil âlemlerin rabbi Allah’tan alacağını bilerek inşasına devam etmekte.. Proje o kadar güzel ki hevâ ve hevesinin projeyi bozması ihtimaline karşı sadece projeye itaat etmekte.. Ve çıktığı her kat ve her dizayn, içerde ve dışarıda onu heyecanlandırmakta ve yeniden yeniden diyerek zamanın bitmesinden endişelenmekte.
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Mektup XI
İyi olduğunu düşünmeye yaptığım yatırım benim gönlümü hoş ediyor, bilmiyorum sana faydası var mı lakin beni hoş ediyor dediğim gibi. Biliyorum kaç kez seslendim, bilemiyorum kaç kez daha sesleneceğim; yazmalısın, bana yazmasan da olur. Sessizliği kâğıt ve kalemle bozmalısın, zihninden akan her tecrübe kâğıtta inşa olmalı yeni okuyacaklar için. Mesela bizden öncekiler için sıradan olan bazı şeyler bizim için nasıl da sıradışı olarak tarif edilir oldu. Onlar anlatırdı, bence sen de dinlemişsindir. “Biz birbirimize yardım ederdik. Diğerinin acısını tam olarak hissedemesek bile hafifletmek için gayret ederdik. Komşu komşunun külüne muhtaç olmasın diye özel gayret eder, yediklerimizi paylaşır, giyeceklerimizi ödünç verirdik. Yokluğun sancısını çekmesine izin vermemeye çalışırdık yoksulların. Üzüntüsüne sevinmezdik sevmesek bile, diğerinin. Ayıp diye bir kelime vardı sıkça duymadığımız ama duyduğumuz zaman başımızı önümüze eğdiğimiz. Büyüklerimize inanmak mıydı bilmiyorum ama biz büyüklerimiz bir şey söylediğinde onu gerçeğin yansıması olarak algılar ve yapmaya gayret ederdik.” Yok yok, biz çok iyiydik demek için anlatmıyorum bunları… Kaybedilenlerin nelere mal olduğunu gördükçe canım yanıyor da ondan yazıyorum inan…
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sesler Kesildi, Vicdanlar Konuştu!
İnsan olmanın ağır sorumluluğunu taşırken, insan olamayanların acısı çökertir omuzlarımızı. Ayaklar altına almışlardır insanlıklarını. Hiçbir şey anlatamazsınız onlara. Anlamaları için biraz vicdan taşımaları gerektir çünkü. Zulmettikleri insanlara mı yanarsınız, yoksa kendilerinin insanlıktan çıkışlarına mı? İnsan olabilmenin şerefi dururken, aşağıların aşağısına yuvarlanmayı tercih edişlerine şaşarsınız. Kendilerinde, kendi cinslerine karşı böylesine zulmü reva görecek bir cüreti nasıl …
Müslümanların Merhamet Sınavı
Fıtratında bulunan merhamet özelliğini yeniden kazanmadan, sevmeden, sevindirmeden, güldürmeden, yüzü gülmeyecek âdemoğlunun. Yitirdiği birçok güzel meziyetlerine yeniden kavuşması için aramaya buradan başlamalı önce.
Adaletin Amentüsü
Haykırıyor âdem evladı, dillerde adaletin amentüsü,
Dualarla örülüdür yeryüzündeki masumiyetin örtüsü.
Yılgınlık Neyin Habercisi…
Işıl ışıl yüzler, gözlerdeki pırıltı bakmalara doyamayacak yansımada. Şantiye olan dünyada, ilk inşaatını almış müteahhidin heyecanı gibi itinayla, mimarı olan rabbi Allah’ın projesini uygulamaya koymakta.. Aksamalar ve eksiklikler onun heyecanını söndürmemekte. Çünkü o heyecanını kat sakinlerinin vereceği meblağda değil âlemlerin rabbi Allah’tan alacağını bilerek inşasına devam etmekte.. Proje o kadar güzel ki hevâ ve hevesinin projeyi bozması ihtimaline karşı sadece projeye itaat etmekte.. Ve çıktığı her kat ve her dizayn, içerde ve dışarıda onu heyecanlandırmakta ve yeniden yeniden diyerek zamanın bitmesinden endişelenmekte.
Okumaktan Mânâ Ne?
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.