Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına ve/veya olmadıklarına, ne tür bir geçmişe sahip olduklarına, “biz” ve “öteki” denildiğinde aslında kim ve ne kastedildiğine, dün, bugün ve gelecek derken aynı şeyleri nasıl düşüneceklerine kadar birçok alanın tanımlanması gerekecektir. Çünkü artık biyolojik olarak yaratılmış insanı sosyolojik ve hatta psikolojik olarak yeniden yaratma sürecine girmişsiniz demektir.
Bu yeni insanın icadı için kültür politikaları uygulanmıştır. Bu kültür politikalarının temel amacı insanın kendini tanımlarken kullandığı argümanlarını değiştirmesi ve bunun da sosyal hatta çeşitli davranış kalıpları ile meydana gelmesinin sağlanmasıdır. Çünkü her ideolojinin kendisini test etme alanı sosyal alandır ve orada var olmadığı sürece yaşama ve gelecek nesillere aktarılma imkânı yoktur. İşte bu yüzden “ben kimim” sorusunun cevapları hazırlanıp en başta eğitim politikaları aracı ile genç dimağlara yerleştirilmesi gerekmektedir.
Bu yazının devamı
189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Devran dönüyor. Günler, aylar, yıllar… Ve Müslümanlar, sosyal demokratlar, Kemalistler, muhafazakârlar, menfaat için yol arayanlar, solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, lâikler, demokratlar, modernistler, çevreciler, feministler, bir o yanda bir bu yanda olanlar. Evet, bunlar büyük bir tiyatronun aşağı yukarı yüz elli yıllık değişmeyen oyunundaki
Modern Devletin “Kim”liği: Bir İktidardan Fazlası
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına ve/veya olmadıklarına, ne tür bir geçmişe sahip olduklarına, “biz” ve “öteki” denildiğinde aslında kim ve ne kastedildiğine, dün, bugün ve gelecek derken aynı şeyleri nasıl düşüneceklerine kadar birçok alanın tanımlanması gerekecektir. Çünkü artık biyolojik olarak yaratılmış insanı sosyolojik ve hatta psikolojik olarak yeniden yaratma sürecine girmişsiniz demektir.
Bu yeni insanın icadı için kültür politikaları uygulanmıştır. Bu kültür politikalarının temel amacı insanın kendini tanımlarken kullandığı argümanlarını değiştirmesi ve bunun da sosyal hatta çeşitli davranış kalıpları ile meydana gelmesinin sağlanmasıdır. Çünkü her ideolojinin kendisini test etme alanı sosyal alandır ve orada var olmadığı sürece yaşama ve gelecek nesillere aktarılma imkânı yoktur. İşte bu yüzden “ben kimim” sorusunun cevapları hazırlanıp en başta eğitim politikaları aracı ile genç dimağlara yerleştirilmesi gerekmektedir.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Anlamın Çekilişi ve Okuma Eyleminin Krizi
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Hukukun Profesyonelleşmesi ve Yabancılaşma: İbn Haldun’un Devlet Kuramından Bir Okuma
Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır.
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Modern Mitoslar Ya Da Çağdaş Hurafeler
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Vakit Muhasebe Vaktidir
Devran dönüyor. Günler, aylar, yıllar… Ve Müslümanlar, sosyal demokratlar, Kemalistler, muhafazakârlar, menfaat için yol arayanlar, solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, lâikler, demokratlar, modernistler, çevreciler, feministler, bir o yanda bir bu yanda olanlar. Evet, bunlar büyük bir tiyatronun aşağı yukarı yüz elli yıllık değişmeyen oyunundaki
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.