Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir. Sekülarizm, dünyevîleşmenin daha bir özel ve sınırlı karşılığıdır. Modern olanın bu paradoksu, özünde hiçbir iddianın ve yaşam tarzının dinsiz olamayacağı gerçeği dikkate alındığında çok da garipsenecek değildir. İster her şeyin kendi içinde kutsala dair metafizik bir boyut içermesi isterse dünyacı yaklaşımların pragmacı (faydacı) eğilimlerden rafine olamadıkları gerçeğinden ötürü olsun, Sekülarizm bugün ironik yönüyle karşımızda durmaktadır. Konunun nirengi noktası, kendini tanımlayıcı ve ayırt edici-kurucu iddiaları ortadayken, Sekülarizmin, ‘putunu yiyen putçuluk’ olarak savunusunun uzağına düştüğü gerçeğidir.
Yaşanılan bu paradoks salt modern olana münhasır değildir. Gelenek/ Gelenekçilik (Tradition/ Traditionalism) de kendini modern olanı reddetmekle tanımlarken -Rasyonalizme dair analitik verileri muteber kabul etmediği halde- yeni olandan kendini azade kılamamıştır. Sekülarizm kendi kutsallarını ürettiği ve hurafelerini ördüğü gibi Gelenekçilik de yer yer modern olana kapı aralamakla iddialarıyla çelişik alana savrulmaktadır. İşin Gelenekçilik tarafı belki bir başka yazının konusudur.
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
Müslümanlar olarak, inşa ettiğimiz bir uygarlık içinde yaşamıyoruz bilakis başkaları tarafından Müslümanca olmayan dinamiklerle inşa edilmiş bir uygarlık içerisinde yaşıyoruz. Yalnızca Müslümanlar değil Batı dışı topluluklar kendilerinin inşa etmediği var edilmiş bir dünyada yaşamaktadırlar. Batı dışı toplumlar, 300 yıldır Batı ontolojisinin ve epistemolojisinin inşa ettiği (ç)ağlara, mekânlara ve olaylara maruz kalmaktadırlar. Tarihsel olarak “güç” ve “iktidar” varlığını çok mühim gören Batı inanç ve düşünce tarihinde Mitoloji (tasavvuri varlıkların hâkim olduğu bakış), Kilise (din adamlarının ve dogmaların hâkim olduğu yapılanma) ve Devlet (seküler aklın inşa ettiği kurumlaşma) son olarak meydana gelen Şirketleşme (rasyonel akıl gücünün bireyselleşme ile buluştuğu kurumlaşma türü) süreçleri yaşanmıştır.
Allah, insanları bir şeyden haberdar etmek, onlara bir takım emir ve yasaklar getirmek veya onlara bir takım sorumluluklar vermek istediğinde, mutlaka onların anlayacağı bir seviyede bunları bildirir.
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Modern Mitoslar Ya Da Çağdaş Hurafeler
-Sekülerleşmeye Kutsalları Üzerinden Bakmak-
Giriş
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir. Sekülarizm, dünyevîleşmenin daha bir özel ve sınırlı karşılığıdır. Modern olanın bu paradoksu, özünde hiçbir iddianın ve yaşam tarzının dinsiz olamayacağı gerçeği dikkate alındığında çok da garipsenecek değildir. İster her şeyin kendi içinde kutsala dair metafizik bir boyut içermesi isterse dünyacı yaklaşımların pragmacı (faydacı) eğilimlerden rafine olamadıkları gerçeğinden ötürü olsun, Sekülarizm bugün ironik yönüyle karşımızda durmaktadır. Konunun nirengi noktası, kendini tanımlayıcı ve ayırt edici-kurucu iddiaları ortadayken, Sekülarizmin, ‘putunu yiyen putçuluk’ olarak savunusunun uzağına düştüğü gerçeğidir.
Yaşanılan bu paradoks salt modern olana münhasır değildir. Gelenek/ Gelenekçilik (Tradition/ Traditionalism) de kendini modern olanı reddetmekle tanımlarken -Rasyonalizme dair analitik verileri muteber kabul etmediği halde- yeni olandan kendini azade kılamamıştır. Sekülarizm kendi kutsallarını ürettiği ve hurafelerini ördüğü gibi Gelenekçilik de yer yer modern olana kapı aralamakla iddialarıyla çelişik alana savrulmaktadır. İşin Gelenekçilik tarafı belki bir başka yazının konusudur.
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dijital Divan: Çağdaş Oblomovculuğun Ekran Başındaki Dönüşümü
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
Mekanik Panoptikon’dan Sanal Panoptikon’a: Gözetim
Müslümanlar olarak, inşa ettiğimiz bir uygarlık içinde yaşamıyoruz bilakis başkaları tarafından Müslümanca olmayan dinamiklerle inşa edilmiş bir uygarlık içerisinde yaşıyoruz. Yalnızca Müslümanlar değil Batı dışı topluluklar kendilerinin inşa etmediği var edilmiş bir dünyada yaşamaktadırlar. Batı dışı toplumlar, 300 yıldır Batı ontolojisinin ve epistemolojisinin inşa ettiği (ç)ağlara, mekânlara ve olaylara maruz kalmaktadırlar. Tarihsel olarak “güç” ve “iktidar” varlığını çok mühim gören Batı inanç ve düşünce tarihinde Mitoloji (tasavvuri varlıkların hâkim olduğu bakış), Kilise (din adamlarının ve dogmaların hâkim olduğu yapılanma) ve Devlet (seküler aklın inşa ettiği kurumlaşma) son olarak meydana gelen Şirketleşme (rasyonel akıl gücünün bireyselleşme ile buluştuğu kurumlaşma türü) süreçleri yaşanmıştır.
Kur’an’ı Anlamak Farzdır
Allah, insanları bir şeyden haberdar etmek, onlara bir takım emir ve yasaklar getirmek veya onlara bir takım sorumluluklar vermek istediğinde, mutlaka onların anlayacağı bir seviyede bunları bildirir.
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Garibal Enfeksiyonlar-2
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.