Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan 7 Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız? Kimine göre ‘doğru ile yanlışı’ birbirinden ayırma yetisi, kimine göreyse ahlâki ilkeler farkındalığı. Kimliğin bölünerek, ikiye yarılarak, birinin diğerine soru ve hesap sorması… Kişini kendi benliyle ahlâki bir hesaplaşmaya, sorgulamaya girmesi…
İçimizdeki mahkeme… İşte biz bu son söylediğimizi daha fazlasıyla vurgulayacağız. ‘içimizdeki mahkeme’! Yargıcı da yargılananı da aynı olan bir mahkeme! Ne yaparsak yapalım kendimizden atıp uzaklaşamayacağımız, eksilen ve artan oranlarda bizi rahat bırakmayacak, inanç, kabul ve imani ilkelerden beslenen ‘iç-fısıltı’, ‘yargıcımız’.
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet… Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık, kimlerine göreyse susuzluk… İnsanların çoğunun susuzluğundan açlığından bahsetmesi de ilgin. Zira bu oruç. Doğasında açlık, susuzluk, biraz yoksunluk biraz yorgunluk var. Arınma …
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı ne de taşındığımız uzayı yerli yerince değerlendirebilecek durumdayız.
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp bir türlü diyememeyi kastediyoruz… Konuşmada kekelemek… Alay etmek yok… Fakat kimi türü yüzümüzde hafif bir tebessüm bile bırakırken; fikir adamı için durum aynı …
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı, bana hitap ederken kullandığı dil, kelime ve kavramlar üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştım bütün eşya ve hadiseleri. ‘Din’ dediğim zaman, birileri gibi sadece Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ı anlamam.
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’, Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir. Hey kardeşim, Kendi tercihin sanıyorsan, senin değil senin için tercih edileni yaşıyorsun çoğu kez. Bu yazının devamı …
Soruşturma
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan 7 Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız? Kimine göre ‘doğru ile yanlışı’ birbirinden ayırma yetisi, kimine göreyse ahlâki ilkeler farkındalığı. Kimliğin bölünerek, ikiye yarılarak, birinin diğerine soru ve hesap sorması… Kişini kendi benliyle ahlâki bir hesaplaşmaya, sorgulamaya girmesi…
İçimizdeki mahkeme… İşte biz bu son söylediğimizi daha fazlasıyla vurgulayacağız. ‘içimizdeki mahkeme’! Yargıcı da yargılananı da aynı olan bir mahkeme! Ne yaparsak yapalım kendimizden atıp uzaklaşamayacağımız, eksilen ve artan oranlarda bizi rahat bırakmayacak, inanç, kabul ve imani ilkelerden beslenen ‘iç-fısıltı’, ‘yargıcımız’.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
185. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Soruşturma
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet… Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık, kimlerine göreyse susuzluk… İnsanların çoğunun susuzluğundan açlığından bahsetmesi de ilgin. Zira bu oruç. Doğasında açlık, susuzluk, biraz yoksunluk biraz yorgunluk var. Arınma …
Soruşturma İhsan Toker
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı ne de taşındığımız uzayı yerli yerince değerlendirebilecek durumdayız.
Soruşturma
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp bir türlü diyememeyi kastediyoruz… Konuşmada kekelemek… Alay etmek yok… Fakat kimi türü yüzümüzde hafif bir tebessüm bile bırakırken; fikir adamı için durum aynı …
Soruşturma
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı, bana hitap ederken kullandığı dil, kelime ve kavramlar üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştım bütün eşya ve hadiseleri. ‘Din’ dediğim zaman, birileri gibi sadece Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ı anlamam.
Gençlerle Soruşturma
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’, Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir. Hey kardeşim, Kendi tercihin sanıyorsan, senin değil senin için tercih edileni yaşıyorsun çoğu kez. Bu yazının devamı …
Alışverişe devam et