İnsan hakları kavramını konuşmadan önce sanırım ‘hak’ ve ‘insan’ kavramlarını konuşarak başlamak daha uygun olacaktır.
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı, bana hitap ederken kullandığı dil, kelime ve kavramlar üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştım bütün eşya ve hadiseleri. ‘Din’ dediğim zaman, birileri gibi sadece Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ı anlamam. Din, kişilerin bütün hayatları boyunca kendilerine istikamet veren sahici ve samimi yönelimlerinin adıdır. Mesela mektep arkadaşım Deniz Gezmiş, Marksizm dininin inananı idi. Başka birisi de Nurcu dinine mensuptu. Deizm, ateizm gibi benimsemeler de birer dindir.
Mesela ‘ibadet’ ve ‘millet’ kelimeleri de gündelik dilde maalesef hakları çiğnenerek tüketilmektedir. İbadeti namaz, oruç gibi ritüellere hasretmek, tarihî ve büyük bir hataydı. Oysa ibadetin Türkçesi kulluk şuurudur ki mü’minlerin bütün meşru davranışları ibadet şemsiyesi altındadır. Millet de böyledir. Türk, Kürt, Arap, Acem, İngiliz milleti yoktur. İki millet vardır bize göre: İslam Milleti, Küfür Milleti. Her iki milletin de mensubu muhtelif kavimler mevcuttur. Müslüman Türkler ve Kürtler yanında gayrimüslim Türk ve Kürtler de vardır. O halde evvela dil düzelmelidir. Çünkü bütün zamanlarda evvela dil bozulmuştur. İlahi Kelam’ın önceki kavimlere gönderilen İncil, Tevrat ve Zebur gibi hitaplarına reva görülen de, onların dilini bozarak, beşeri heva ve heveslerin keyfi kelimeleriyle değiştirmek olmamış mıydı?
1- Kelimeler, tercih edilebilen, seçilebilen bir şey midir? Bir metni oluşturma sürecinde kelimelerle olan münasebetiniz nasıldır?
2- Tanık olduğumuz dönemlerde kaleme alınan metinlere ve konuşma diline bakınca, yarına dair ‘kelimeler ve kavramlar’ açısından bir kaygı havası mı yoksa umut mu daha öne çıkıyor?
3- Hayatımızın parçalarını sayarken sosyal medya ve araçlarına da yer açıyoruz. Hatta bu alana ait kelimeler ve kavramların (story, retweet, timeline, flood vs.) edebi türlerde de artarak kullanıldığını gözlemliyoruz. Bu durumun zihin dünyamızı şekillendirmede nasıl bir rolü olduğunu düşüyorsunuz?
Haluk Polat Hattab Özden, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Mezunu Pragmatizm denince aklınızda ne beliriyor? Pragmatizmin sınırları var mıdır? Varsa bu sınırlar nelerdir? Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist …
FERHAT KOÇ Yasin Ağırbaş, Uludağ Üniv. PDR mezunu, Psikolojik Danışman Yardımlaşma denince aklınıza ne geliyor? Yardımı ve yardımlaşmayı ne kadar somut veya ne kadar soyut algılıyorsunuz? Yardım neyden, nereden ve nereye yapılır? Yardım denilince aklıma, kişinin veya bir topluluğun elindekini, gönlündekini bir başka kişi ya da kişilerle paylaşması geliyor. Sanırım gönlündeki derken neyi kastettiğimi biraz …
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyorbize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli sorgulamaların tedbirli fikir sahipleriyle yoğrulması şart. Biri diğerine feda edilebilir gibi değil. Fakat gelişim, cesaret ve olgunlukla buluşabildiğinde olabilen bir şeydir. Sizleri gençlerin …
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık. Acaba Müslümanlar tüketim çılgınlığının neresindeler? İhtiyacımızdan fazlasını tüketmek zorunda mıyız? Dinler ve ideolojiler “tüketim” olgusundan nasıl etkileniyorlar? Diğer bir ifadeyle dinler ve ideolojiler “Tüketim Toplumu” …
Soruşturma
Soruşturan: Nida Dergisi
METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU
İnsan hakları kavramını konuşmadan önce sanırım ‘hak’ ve ‘insan’ kavramlarını konuşarak başlamak daha uygun olacaktır.
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı, bana hitap ederken kullandığı dil, kelime ve kavramlar üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştım bütün eşya ve hadiseleri. ‘Din’ dediğim zaman, birileri gibi sadece Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ı anlamam. Din, kişilerin bütün hayatları boyunca kendilerine istikamet veren sahici ve samimi yönelimlerinin adıdır. Mesela mektep arkadaşım Deniz Gezmiş, Marksizm dininin inananı idi. Başka birisi de Nurcu dinine mensuptu. Deizm, ateizm gibi benimsemeler de birer dindir.
Mesela ‘ibadet’ ve ‘millet’ kelimeleri de gündelik dilde maalesef hakları çiğnenerek tüketilmektedir. İbadeti namaz, oruç gibi ritüellere hasretmek, tarihî ve büyük bir hataydı. Oysa ibadetin Türkçesi kulluk şuurudur ki mü’minlerin bütün meşru davranışları ibadet şemsiyesi altındadır. Millet de böyledir. Türk, Kürt, Arap, Acem, İngiliz milleti yoktur. İki millet vardır bize göre: İslam Milleti, Küfür Milleti. Her iki milletin de mensubu muhtelif kavimler mevcuttur. Müslüman Türkler ve Kürtler yanında gayrimüslim Türk ve Kürtler de vardır. O halde evvela dil düzelmelidir. Çünkü bütün zamanlarda evvela dil bozulmuştur. İlahi Kelam’ın önceki kavimlere gönderilen İncil, Tevrat ve Zebur gibi hitaplarına reva görülen de, onların dilini bozarak, beşeri heva ve heveslerin keyfi kelimeleriyle değiştirmek olmamış mıydı?
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
197. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Soruşturma Abdullah Harmancı, Engin Elman, Hüseyin Akın, Mustafa Ökkeş Evren
1- Kelimeler, tercih edilebilen, seçilebilen bir şey midir? Bir metni oluşturma sürecinde kelimelerle olan münasebetiniz nasıldır?
2- Tanık olduğumuz dönemlerde kaleme alınan metinlere ve konuşma diline bakınca, yarına dair ‘kelimeler ve kavramlar’ açısından bir kaygı havası mı yoksa umut mu daha öne çıkıyor?
3- Hayatımızın parçalarını sayarken sosyal medya ve araçlarına da yer açıyoruz. Hatta bu alana ait kelimeler ve kavramların (story, retweet, timeline, flood vs.) edebi türlerde de artarak kullanıldığını gözlemliyoruz. Bu durumun zihin dünyamızı şekillendirmede nasıl bir rolü olduğunu düşüyorsunuz?
Soruşturma
Haluk Polat Hattab Özden, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Mezunu Pragmatizm denince aklınızda ne beliriyor? Pragmatizmin sınırları var mıdır? Varsa bu sınırlar nelerdir? Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist …
Soruşturma
FERHAT KOÇ Yasin Ağırbaş, Uludağ Üniv. PDR mezunu, Psikolojik Danışman Yardımlaşma denince aklınıza ne geliyor? Yardımı ve yardımlaşmayı ne kadar somut veya ne kadar soyut algılıyorsunuz? Yardım neyden, nereden ve nereye yapılır? Yardım denilince aklıma, kişinin veya bir topluluğun elindekini, gönlündekini bir başka kişi ya da kişilerle paylaşması geliyor. Sanırım gönlündeki derken neyi kastettiğimi biraz …
Soruşturma
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyorbize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli sorgulamaların tedbirli fikir sahipleriyle yoğrulması şart. Biri diğerine feda edilebilir gibi değil. Fakat gelişim, cesaret ve olgunlukla buluşabildiğinde olabilen bir şeydir. Sizleri gençlerin …
Soruşturma
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık. Acaba Müslümanlar tüketim çılgınlığının neresindeler? İhtiyacımızdan fazlasını tüketmek zorunda mıyız? Dinler ve ideolojiler “tüketim” olgusundan nasıl etkileniyorlar? Diğer bir ifadeyle dinler ve ideolojiler “Tüketim Toplumu” …
Alışverişe devam et