Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki ve hukuki normların kalıcılığına ve bağlayıcılığına sadık kalmaya çalışmaktadır. İşte bu gerilim alanında İslam hukukunun sabitelerinin ne olduğunu bilmek ve onları yasal düzenlemelerde dikkate almak stratejik bir önem taşımaktadır.
İslam hukuku bugüne ne vaat ediyor sorusu, çoğu zaman “tarihsel bir metnin hükümleri bugün geçerli olabilir mi?” şeklindeki daha temel bir soruya bağlanır. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için, İslam hukukunu tek tek hükümler üzerinden değil, o hükümlerin arkasında yer alan üst ilkeler (sabiteler) üzerinden okumak gerekir. Çünkü Kur’an, yalnızca belirli bir tarihsel bağlamda uygulanmış hükümler bütünü sunmaz; bu hükümlerin temelinde yer alan ve farklı zamanlarda yeniden üretilebilecek ilkesel bir çerçeve ortaya koyar. Bu nedenle İslam hukukunun bugüne vaadi, donmuş bir normlar sistemi değil; değişen şartlar içinde yeniden yorumlanabilen, fakat çekirdeğini koruyan bir adalet ve sorumluluk düzenidir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur.
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Alışkanlıklar insanın hayatını idame ettirebilmesi için gereklidir. Bir babanın her gün işe gitmesi, bir annenin çocuklarıyla ilgilenebilmesi, bir öğrencinin derslerini zamanında yapabilmesi gibi alışkanlıklar son derece faydalıdır. Bu tür alışkanlıklarını terk eden bir baba, anne ya da öğrenci ise sıkıntı yaşayacaktır. Fakat iş, düşünce eylemine gelince durum biraz değişmektedir. Hep aynı tarz düşünen, herhangi bir konuda düşüncelerini değiştirmemekte ısrar eden bir kişi için bu alışkanlık zararlıdır. Fakat insanların çoğu fikri anlamda şüphe içinde bir hayat yaşamaktansa içinde şüpheye yer olmayan rahat bir hayatı tercih ederler.
Pragmatistlere göre önemli olan, sadece kanaatlerimizi nasıl edindiğimiz değil, aynı zamanda, edinilen kanaatlerin gerçek (true) olup olmadığıdır… Pragmatizm, Pragmatistlere göre önemli olan, sadece kanaatlerimizi nasıl edindiğimiz değil, aynı zamanda, edinilen kanaatlerin gerçek (true) olup olmadığıdır… Pragmatizm, düşünce
İslam Hukuku Bugün Bize Ne Vaat Ediyor?
Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki ve hukuki normların kalıcılığına ve bağlayıcılığına sadık kalmaya çalışmaktadır. İşte bu gerilim alanında İslam hukukunun sabitelerinin ne olduğunu bilmek ve onları yasal düzenlemelerde dikkate almak stratejik bir önem taşımaktadır.
İslam hukuku bugüne ne vaat ediyor sorusu, çoğu zaman “tarihsel bir metnin hükümleri bugün geçerli olabilir mi?” şeklindeki daha temel bir soruya bağlanır. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için, İslam hukukunu tek tek hükümler üzerinden değil, o hükümlerin arkasında yer alan üst ilkeler (sabiteler) üzerinden okumak gerekir. Çünkü Kur’an, yalnızca belirli bir tarihsel bağlamda uygulanmış hükümler bütünü sunmaz; bu hükümlerin temelinde yer alan ve farklı zamanlarda yeniden üretilebilecek ilkesel bir çerçeve ortaya koyar. Bu nedenle İslam hukukunun bugüne vaadi, donmuş bir normlar sistemi değil; değişen şartlar içinde yeniden yorumlanabilen, fakat çekirdeğini koruyan bir adalet ve sorumluluk düzenidir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çağdaş Dünyada Manipülasyonun İnşası
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur.
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
İslam’ın Vaadleri İle Müslümanların Hayatı Arasındaki Mesafeye Dair Bir Açıklama Denemesi
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Eleştirel Düşünebilmek ve Eleştiri Geleneğimiz
Alışkanlıklar insanın hayatını idame ettirebilmesi için gereklidir. Bir babanın her gün işe gitmesi, bir annenin çocuklarıyla ilgilenebilmesi, bir öğrencinin derslerini zamanında yapabilmesi gibi alışkanlıklar son derece faydalıdır. Bu tür alışkanlıklarını terk eden bir baba, anne ya da öğrenci ise sıkıntı yaşayacaktır. Fakat iş, düşünce eylemine gelince durum biraz değişmektedir. Hep aynı tarz düşünen, herhangi bir konuda düşüncelerini değiştirmemekte ısrar eden bir kişi için bu alışkanlık zararlıdır. Fakat insanların çoğu fikri anlamda şüphe içinde bir hayat yaşamaktansa içinde şüpheye yer olmayan rahat bir hayatı tercih ederler.
Pragmatizm; Şimdiki Doğrunun Geleceksizliği
Pragmatistlere göre önemli olan, sadece kanaatlerimizi nasıl edindiğimiz değil, aynı zamanda, edinilen kanaatlerin gerçek (true) olup olmadığıdır… Pragmatizm, Pragmatistlere göre önemli olan, sadece kanaatlerimizi nasıl edindiğimiz değil, aynı zamanda, edinilen kanaatlerin gerçek (true) olup olmadığıdır… Pragmatizm, düşünce
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.