İnsan, tarih boyunca düzen kurma arzusuyla hareket etmiş; bu arzunun sonucu olarak da hukuk sistemlerini, kurumları ve bürokrasiyi inşa etmiştir. Ancak bu yapıların doğasında taşıdığı bir risk vardır: Başlangıçta insanı korumak ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla kurulan sistemler, zamanla kendi iç mantıklarını üretir ve bu mantık, insanı merkeze almak yerine onu araçsallaştırmaya başlayabilir. İşte bu dönüşümün en çarpıcı ve sarsıcı anlatımlarından biri, Franz Kafka’nın Dava adlı eserinde karşımıza çıkar.
Kafka’nın Dava’sı, yalnızca bir bireyin başına gelen tuhaf bir yargılama sürecini anlatmaz; aynı zamanda modern bürokrasinin görünmez duvarlarını, anlaşılmaz işleyişini ve insanı yutan doğasını gözler önüne seren güçlü bir alegoridir. Josef K.’nın bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklanmasıyla başlayan süreç, aslında bir suç soruşturmasından çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi kurduğu sistem karşısında nasıl çaresizleştiğinin, anlam arayışının nasıl karşılıksız kaldığının ve nihayetinde bireyin nasıl silindiğinin hikâyesidir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
WordPress adlı Batılı bir araştırma şirketinin WEN Themes Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen 2019 yılına ait “İslamilik Endeksleri” başlıklı istatistik çalışması dikkat çekici tespitlerle kamuoyuna sunulmuştur. İşbu tespitler üzerinden ana başlığı “İslam İnsanlığa Ne Vadediyor” olan değerlendirme dosyasına bir yazıyla katkıda bulunmayı düşünürken ister istemez söz konusu istatistiğin üst ve alt sıralarına bakarak bir mukayese yapma ihtiyacı doğdu. Öteden beri, benzer istatistikler karşısında mesafeli bir duruşum vardı; mevcut endeks aramızdaki makası biraz daha açtı, öncelikle okuyucularıma bu kanaatimi iletmek istiyorum.
“İslâm insanlığa ne vâdediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakîkat sarkacında incelenmiş, soruna İslâm’ın temel kaynakları ekseninde cevaplar aranmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde,* kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, beyan öncesinde durum tespitine dair mülâhaza yer almıştı. Yazının bu bölümünde ise ‘insan’ ve ‘tasavvur’ konusu ele alınmıştır. Makalede, İslâm’da insan anlayışı ve tasavvur inşâsı, ‘İslâm’ın İnsanlığa Vâdettikleri’ üst başlığı ekseninde ehem mühim makamında incelenmiştir.
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
Müzik, sesin bestelenip icra edilen ve böylelikle üretilip tüketilen bir kültür öğesinden ziyade, üzerinde felsefi düşüncelerin kabuk bağladığı, aynı zamanda kültürel, sosyolojik, psikolojik, siyasal ve ekonomik bağlamları olan bir fenomendir.
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Bürokrasinin Görünmez Duvarları: Kafkaesk Adalet ve “Dava”
İnsan, tarih boyunca düzen kurma arzusuyla hareket etmiş; bu arzunun sonucu olarak da hukuk sistemlerini, kurumları ve bürokrasiyi inşa etmiştir. Ancak bu yapıların doğasında taşıdığı bir risk vardır: Başlangıçta insanı korumak ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla kurulan sistemler, zamanla kendi iç mantıklarını üretir ve bu mantık, insanı merkeze almak yerine onu araçsallaştırmaya başlayabilir. İşte bu dönüşümün en çarpıcı ve sarsıcı anlatımlarından biri, Franz Kafka’nın Dava adlı eserinde karşımıza çıkar.
Kafka’nın Dava’sı, yalnızca bir bireyin başına gelen tuhaf bir yargılama sürecini anlatmaz; aynı zamanda modern bürokrasinin görünmez duvarlarını, anlaşılmaz işleyişini ve insanı yutan doğasını gözler önüne seren güçlü bir alegoridir. Josef K.’nın bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklanmasıyla başlayan süreç, aslında bir suç soruşturmasından çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi kurduğu sistem karşısında nasıl çaresizleştiğinin, anlam arayışının nasıl karşılıksız kaldığının ve nihayetinde bireyin nasıl silindiğinin hikâyesidir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslamilik Endeksi Ne Kadar İnsanidir
WordPress adlı Batılı bir araştırma şirketinin WEN Themes Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen 2019 yılına ait “İslamilik Endeksleri” başlıklı istatistik çalışması dikkat çekici tespitlerle kamuoyuna sunulmuştur. İşbu tespitler üzerinden ana başlığı “İslam İnsanlığa Ne Vadediyor” olan değerlendirme dosyasına bir yazıyla katkıda bulunmayı düşünürken ister istemez söz konusu istatistiğin üst ve alt sıralarına bakarak bir mukayese yapma ihtiyacı doğdu. Öteden beri, benzer istatistikler karşısında mesafeli bir duruşum vardı; mevcut endeks aramızdaki makası biraz daha açtı, öncelikle okuyucularıma bu kanaatimi iletmek istiyorum.
İslâm’ın İnsanlığa Vâdettikleri – İnsan ve Tasavvur Üzerine – II
“İslâm insanlığa ne vâdediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakîkat sarkacında incelenmiş, soruna İslâm’ın temel kaynakları ekseninde cevaplar aranmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde,* kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, beyan öncesinde durum tespitine dair mülâhaza yer almıştı. Yazının bu bölümünde ise ‘insan’ ve ‘tasavvur’ konusu ele alınmıştır. Makalede, İslâm’da insan anlayışı ve tasavvur inşâsı, ‘İslâm’ın İnsanlığa Vâdettikleri’ üst başlığı ekseninde ehem mühim makamında incelenmiştir.
Eleştiri, Bize Yabancı Bir Mefhum..
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
Müzik Üzerine Değiniler
Müzik, sesin bestelenip icra edilen ve böylelikle üretilip tüketilen bir kültür öğesinden ziyade, üzerinde felsefi düşüncelerin kabuk bağladığı, aynı zamanda kültürel, sosyolojik, psikolojik, siyasal ve ekonomik bağlamları olan bir fenomendir.
Mimarinin Gözü Gözün İmarı
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.