İnsan, tarih boyunca düzen kurma arzusuyla hareket etmiş; bu arzunun sonucu olarak da hukuk sistemlerini, kurumları ve bürokrasiyi inşa etmiştir. Ancak bu yapıların doğasında taşıdığı bir risk vardır: Başlangıçta insanı korumak ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla kurulan sistemler, zamanla kendi iç mantıklarını üretir ve bu mantık, insanı merkeze almak yerine onu araçsallaştırmaya başlayabilir. İşte bu dönüşümün en çarpıcı ve sarsıcı anlatımlarından biri, Franz Kafka’nın Dava adlı eserinde karşımıza çıkar.
Kafka’nın Dava’sı, yalnızca bir bireyin başına gelen tuhaf bir yargılama sürecini anlatmaz; aynı zamanda modern bürokrasinin görünmez duvarlarını, anlaşılmaz işleyişini ve insanı yutan doğasını gözler önüne seren güçlü bir alegoridir. Josef K.’nın bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklanmasıyla başlayan süreç, aslında bir suç soruşturmasından çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi kurduğu sistem karşısında nasıl çaresizleştiğinin, anlam arayışının nasıl karşılıksız kaldığının ve nihayetinde bireyin nasıl silindiğinin hikâyesidir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hukukun bulunduğu yeri, ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlamak için cesur sorular sorulmalıdır. Verilecek cevaplar bizlere zarar verse dahi. Hukuk, adil bir düzen yaratmak için var ise, adalet acı da olsa talep edilebilmeli. Ancak geçen zamana bakıldığında; gücü elinde bulunduran erk, hukuku kontrol etmiş ve hukuk ile kendi menfaatleri çerçevesinde toplumu şekillendirmiştir.
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Giderek yaygınlaşan bir serzeniş var: “Suçlunun yanına kâr kalıyor.” Sokakta, özel sohbetlerde, sosyal medyada hemen her gün, “Nasıl olsa iki gün sonra serbest kalır.” sözü dile getirilir. İnsanlar yalnızca dâvaları değil, trafikteki kural ihlallerini, iş cinayetlerini, nefret söylemlerini, çevre
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık …
Bürokrasinin Görünmez Duvarları: Kafkaesk Adalet ve “Dava”
İnsan, tarih boyunca düzen kurma arzusuyla hareket etmiş; bu arzunun sonucu olarak da hukuk sistemlerini, kurumları ve bürokrasiyi inşa etmiştir. Ancak bu yapıların doğasında taşıdığı bir risk vardır: Başlangıçta insanı korumak ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla kurulan sistemler, zamanla kendi iç mantıklarını üretir ve bu mantık, insanı merkeze almak yerine onu araçsallaştırmaya başlayabilir. İşte bu dönüşümün en çarpıcı ve sarsıcı anlatımlarından biri, Franz Kafka’nın Dava adlı eserinde karşımıza çıkar.
Kafka’nın Dava’sı, yalnızca bir bireyin başına gelen tuhaf bir yargılama sürecini anlatmaz; aynı zamanda modern bürokrasinin görünmez duvarlarını, anlaşılmaz işleyişini ve insanı yutan doğasını gözler önüne seren güçlü bir alegoridir. Josef K.’nın bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklanmasıyla başlayan süreç, aslında bir suç soruşturmasından çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi kurduğu sistem karşısında nasıl çaresizleştiğinin, anlam arayışının nasıl karşılıksız kaldığının ve nihayetinde bireyin nasıl silindiğinin hikâyesidir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukuk: Devletin Manipülatif Bir Aracı mı Yoksa Toplumsal Düzenin Temeli mi?
Hukukun bulunduğu yeri, ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlamak için cesur sorular sorulmalıdır. Verilecek cevaplar bizlere zarar verse dahi. Hukuk, adil bir düzen yaratmak için var ise, adalet acı da olsa talep edilebilmeli. Ancak geçen zamana bakıldığında; gücü elinde bulunduran erk, hukuku kontrol etmiş ve hukuk ile kendi menfaatleri çerçevesinde toplumu şekillendirmiştir.
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Kur’an ve Cihad Ayı Ramazan
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
İdeal Olan Hukuk İle Vicdani Olanın Örtüşmesidir
Giderek yaygınlaşan bir serzeniş var: “Suçlunun yanına kâr kalıyor.” Sokakta, özel sohbetlerde, sosyal medyada hemen her gün, “Nasıl olsa iki gün sonra serbest kalır.” sözü dile getirilir. İnsanlar yalnızca dâvaları değil, trafikteki kural ihlallerini, iş cinayetlerini, nefret söylemlerini, çevre
Silinmemiş Bir Hayâl’in Adı: Bektaş
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.