İnsan, tarih boyunca düzen kurma arzusuyla hareket etmiş; bu arzunun sonucu olarak da hukuk sistemlerini, kurumları ve bürokrasiyi inşa etmiştir. Ancak bu yapıların doğasında taşıdığı bir risk vardır: Başlangıçta insanı korumak ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla kurulan sistemler, zamanla kendi iç mantıklarını üretir ve bu mantık, insanı merkeze almak yerine onu araçsallaştırmaya başlayabilir. İşte bu dönüşümün en çarpıcı ve sarsıcı anlatımlarından biri, Franz Kafka’nın Dava adlı eserinde karşımıza çıkar.
Kafka’nın Dava’sı, yalnızca bir bireyin başına gelen tuhaf bir yargılama sürecini anlatmaz; aynı zamanda modern bürokrasinin görünmez duvarlarını, anlaşılmaz işleyişini ve insanı yutan doğasını gözler önüne seren güçlü bir alegoridir. Josef K.’nın bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklanmasıyla başlayan süreç, aslında bir suç soruşturmasından çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi kurduğu sistem karşısında nasıl çaresizleştiğinin, anlam arayışının nasıl karşılıksız kaldığının ve nihayetinde bireyin nasıl silindiğinin hikâyesidir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
“İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Bürokrasinin Görünmez Duvarları: Kafkaesk Adalet ve “Dava”
İnsan, tarih boyunca düzen kurma arzusuyla hareket etmiş; bu arzunun sonucu olarak da hukuk sistemlerini, kurumları ve bürokrasiyi inşa etmiştir. Ancak bu yapıların doğasında taşıdığı bir risk vardır: Başlangıçta insanı korumak ve toplumsal düzeni sağlamak amacıyla kurulan sistemler, zamanla kendi iç mantıklarını üretir ve bu mantık, insanı merkeze almak yerine onu araçsallaştırmaya başlayabilir. İşte bu dönüşümün en çarpıcı ve sarsıcı anlatımlarından biri, Franz Kafka’nın Dava adlı eserinde karşımıza çıkar.
Kafka’nın Dava’sı, yalnızca bir bireyin başına gelen tuhaf bir yargılama sürecini anlatmaz; aynı zamanda modern bürokrasinin görünmez duvarlarını, anlaşılmaz işleyişini ve insanı yutan doğasını gözler önüne seren güçlü bir alegoridir. Josef K.’nın bir sabah hiçbir açıklama yapılmadan tutuklanmasıyla başlayan süreç, aslında bir suç soruşturmasından çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi kurduğu sistem karşısında nasıl çaresizleştiğinin, anlam arayışının nasıl karşılıksız kaldığının ve nihayetinde bireyin nasıl silindiğinin hikâyesidir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
İslâm’ın İnsanlığa Vadettikleri -I-
“İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
İslam Dinin’de Tevhid-Adalet İlişkisi
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Anlamın Çekilişi ve Okuma Eyleminin Krizi
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Dinsel Sanat Dindar Sanatçı
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.