Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki ve hukuki normların kalıcılığına ve bağlayıcılığına sadık kalmaya çalışmaktadır. İşte bu gerilim alanında İslam hukukunun sabitelerinin ne olduğunu bilmek ve onları yasal düzenlemelerde dikkate almak stratejik bir önem taşımaktadır.
İslam hukuku bugüne ne vaat ediyor sorusu, çoğu zaman “tarihsel bir metnin hükümleri bugün geçerli olabilir mi?” şeklindeki daha temel bir soruya bağlanır. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için, İslam hukukunu tek tek hükümler üzerinden değil, o hükümlerin arkasında yer alan üst ilkeler (sabiteler) üzerinden okumak gerekir. Çünkü Kur’an, yalnızca belirli bir tarihsel bağlamda uygulanmış hükümler bütünü sunmaz; bu hükümlerin temelinde yer alan ve farklı zamanlarda yeniden üretilebilecek ilkesel bir çerçeve ortaya koyar. Bu nedenle İslam hukukunun bugüne vaadi, donmuş bir normlar sistemi değil; değişen şartlar içinde yeniden yorumlanabilen, fakat çekirdeğini koruyan bir adalet ve sorumluluk düzenidir.
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
“Kadın”ve “İslam’ın kadına bakışı” meselesi beni her zaman için ilgilendiren konuların başında gelmiştir. Başta İslam düşüncesinin ve Müslüman kadının hayatı kuşatan önemli noktalarda yer alamamasının nedeni yukarıda saydığım, örneklerini çoğaltabileceğimiz “donmuş zihniyet” olduğu açıkça görülmektedir. Kadın konusundaki bakış açısı dinin özünden ve derinliğinden uzaklaşmış adeta taşlaşmış bir düşüncenin ürünüdür. Sözünü ettiğim bakış açısı, kadının İslam’daki ve sosyal hayattaki konumu konusunda zamanın şartlarına ve İslam’ın maslahatına uygun şekilde düşünce üretmek şöyle dursun aksine kadının sosyal alanda yer almasını tehlikeli addetmektedir.
Kuşkusuz toplumun din eğitimi ihtiyacını örgün eğitim sisteminde karşılamak ve devletin din eğitimi üzerindeki tekelini olduğu gibi kabul edip sürdürmek önemli bir tartışma konusudur. Diğer bir ifadeyle din eğitiminin içeriğini, alma yaşını, süresini ve yöntemini laik devletin
İslam Hukuku Bugün Bize Ne Vaat Ediyor?
Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki ve hukuki normların kalıcılığına ve bağlayıcılığına sadık kalmaya çalışmaktadır. İşte bu gerilim alanında İslam hukukunun sabitelerinin ne olduğunu bilmek ve onları yasal düzenlemelerde dikkate almak stratejik bir önem taşımaktadır.
İslam hukuku bugüne ne vaat ediyor sorusu, çoğu zaman “tarihsel bir metnin hükümleri bugün geçerli olabilir mi?” şeklindeki daha temel bir soruya bağlanır. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için, İslam hukukunu tek tek hükümler üzerinden değil, o hükümlerin arkasında yer alan üst ilkeler (sabiteler) üzerinden okumak gerekir. Çünkü Kur’an, yalnızca belirli bir tarihsel bağlamda uygulanmış hükümler bütünü sunmaz; bu hükümlerin temelinde yer alan ve farklı zamanlarda yeniden üretilebilecek ilkesel bir çerçeve ortaya koyar. Bu nedenle İslam hukukunun bugüne vaadi, donmuş bir normlar sistemi değil; değişen şartlar içinde yeniden yorumlanabilen, fakat çekirdeğini koruyan bir adalet ve sorumluluk düzenidir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
223. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Dijital Divan: Çağdaş Oblomovculuğun Ekran Başındaki Dönüşümü
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
“İnsan Topluluğu”ndan “Refah Kitlesi”ne
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
Duvarların Ötesine Yolculuk; İslam Düşünce Geleneğinde Kadın
“Kadın”ve “İslam’ın kadına bakışı” meselesi beni her zaman için ilgilendiren konuların başında gelmiştir. Başta İslam düşüncesinin ve Müslüman kadının hayatı kuşatan önemli noktalarda yer alamamasının nedeni yukarıda saydığım, örneklerini çoğaltabileceğimiz “donmuş zihniyet” olduğu açıkça görülmektedir. Kadın konusundaki bakış açısı dinin özünden ve derinliğinden uzaklaşmış adeta taşlaşmış bir düşüncenin ürünüdür. Sözünü ettiğim bakış açısı, kadının İslam’daki ve sosyal hayattaki konumu konusunda zamanın şartlarına ve İslam’ın maslahatına uygun şekilde düşünce üretmek şöyle dursun aksine kadının sosyal alanda yer almasını tehlikeli addetmektedir.
Din Eğitiminde Devlet, Cemaat, Vizyon ve Misyon
Kuşkusuz toplumun din eğitimi ihtiyacını örgün eğitim sisteminde karşılamak ve devletin din eğitimi üzerindeki tekelini olduğu gibi kabul edip sürdürmek önemli bir tartışma konusudur. Diğer bir ifadeyle din eğitiminin içeriğini, alma yaşını, süresini ve yöntemini laik devletin
Hukukun Profesyonelleşmesi ve Yabancılaşma: İbn Haldun’un Devlet Kuramından Bir Okuma
Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır.
Alışverişe devam et