Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki ve hukuki normların kalıcılığına ve bağlayıcılığına sadık kalmaya çalışmaktadır. İşte bu gerilim alanında İslam hukukunun sabitelerinin ne olduğunu bilmek ve onları yasal düzenlemelerde dikkate almak stratejik bir önem taşımaktadır.
İslam hukuku bugüne ne vaat ediyor sorusu, çoğu zaman “tarihsel bir metnin hükümleri bugün geçerli olabilir mi?” şeklindeki daha temel bir soruya bağlanır. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için, İslam hukukunu tek tek hükümler üzerinden değil, o hükümlerin arkasında yer alan üst ilkeler (sabiteler) üzerinden okumak gerekir. Çünkü Kur’an, yalnızca belirli bir tarihsel bağlamda uygulanmış hükümler bütünü sunmaz; bu hükümlerin temelinde yer alan ve farklı zamanlarda yeniden üretilebilecek ilkesel bir çerçeve ortaya koyar. Bu nedenle İslam hukukunun bugüne vaadi, donmuş bir normlar sistemi değil; değişen şartlar içinde yeniden yorumlanabilen, fakat çekirdeğini koruyan bir adalet ve sorumluluk düzenidir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kur’an’ın kavramlara yüklediği doğru mânâyı bulmak, vahyin kavramı kullandığı zamanki anlamını bilmekle olur. Bunun yolu ise kavramların arka planını bilmekle olur. Cahiliyye kavramı, bugün Kur’ani mânâ dışında kullanılmaktadır. Bugün ‘cahil’e yüklenen anlam okuma-yazmayla
Bâtınî ve felsefî tasavvufun başlıca temsilcilerinden biri olan İbn-i Arabî, vahdet-i vücûd doktrinini temellendirirken naslar üzerinde yaptığı ve çeşitli spekülasyonlara yol açan te’villeri, yaratanla yaratıklar arasındaki kesin ayırımı
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Bir yerde gücü elinde bulunduran, iktidar sahibi muktedirlere sorulacak iki adet soru vardır: neden ve nasıl. İktidar sahibi, bir kişi olabileceği gibi birden fazla kişi ya da zümre de olabilir. Neden siz yönetiyorsunuz? Siz nasıl yönetiyorsunuz? İlk soru iktidarın meşruiyetini anlamak üzere sorulurken; ikincisi iktidarın sahip olduğu aygıtları ve süreçleri ihtiva etmektedir. Birincisi ontolojik bir soruyken; ikincisi teknik bir sorudur. Soruların açık ve netliği cevapların da net ve basit olacağı anlamına gelmiyor elbette. Özellikle “neden” sorusunun cevabı müesses nizam sahipleri için de bir sorgulanma ve hatta tehdit içermektedir. “Nasıl” sorusunun cevabı yasal metinlerde ve görünür uygulamalarda kendini belli etmektedir. Ancak “neden” sorusunun cevabı için verilecek cevabın ötesine gitmek gerekir. Bu yüzden sistemin asıl oyuncuları ve oyun kurucuları bu “neden” sorusunu “nasıl”ın cevaplarıyla geçiştirmektedir.
İslam Hukuku Bugün Bize Ne Vaat Ediyor?
Çağdaş İslam düşüncesinin yeniden inşasında en kritik sorun alanlarından biri, norm ile hayat, hüküm ile amaç, nass ile maslahat, sabite ile değişken arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Modern dünyada Müslüman toplumlar bir yandan hızla değişen sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarla yüz yüze gelirken, diğer yandan ahlâki ve hukuki normların kalıcılığına ve bağlayıcılığına sadık kalmaya çalışmaktadır. İşte bu gerilim alanında İslam hukukunun sabitelerinin ne olduğunu bilmek ve onları yasal düzenlemelerde dikkate almak stratejik bir önem taşımaktadır.
İslam hukuku bugüne ne vaat ediyor sorusu, çoğu zaman “tarihsel bir metnin hükümleri bugün geçerli olabilir mi?” şeklindeki daha temel bir soruya bağlanır. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için, İslam hukukunu tek tek hükümler üzerinden değil, o hükümlerin arkasında yer alan üst ilkeler (sabiteler) üzerinden okumak gerekir. Çünkü Kur’an, yalnızca belirli bir tarihsel bağlamda uygulanmış hükümler bütünü sunmaz; bu hükümlerin temelinde yer alan ve farklı zamanlarda yeniden üretilebilecek ilkesel bir çerçeve ortaya koyar. Bu nedenle İslam hukukunun bugüne vaadi, donmuş bir normlar sistemi değil; değişen şartlar içinde yeniden yorumlanabilen, fakat çekirdeğini koruyan bir adalet ve sorumluluk düzenidir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Cahiliyye Kavramı Ve Cahiliyye Toplumu
Kur’an’ın kavramlara yüklediği doğru mânâyı bulmak, vahyin kavramı kullandığı zamanki anlamını bilmekle olur. Bunun yolu ise kavramların arka planını bilmekle olur. Cahiliyye kavramı, bugün Kur’ani mânâ dışında kullanılmaktadır. Bugün ‘cahil’e yüklenen anlam okuma-yazmayla
İbn-i Arabî’nin Vahdet-i Vücûd Felsefesi
Bâtınî ve felsefî tasavvufun başlıca temsilcilerinden biri olan İbn-i Arabî, vahdet-i vücûd doktrinini temellendirirken naslar üzerinde yaptığı ve çeşitli spekülasyonlara yol açan te’villeri, yaratanla yaratıklar arasındaki kesin ayırımı
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
İktidarın Gücü İle Gücün İktidarı Arasında Meşruiyet Sorunsalı
Bir yerde gücü elinde bulunduran, iktidar sahibi muktedirlere sorulacak iki adet soru vardır: neden ve nasıl. İktidar sahibi, bir kişi olabileceği gibi birden fazla kişi ya da zümre de olabilir. Neden siz yönetiyorsunuz? Siz nasıl yönetiyorsunuz? İlk soru iktidarın meşruiyetini anlamak üzere sorulurken; ikincisi iktidarın sahip olduğu aygıtları ve süreçleri ihtiva etmektedir. Birincisi ontolojik bir soruyken; ikincisi teknik bir sorudur. Soruların açık ve netliği cevapların da net ve basit olacağı anlamına gelmiyor elbette. Özellikle “neden” sorusunun cevabı müesses nizam sahipleri için de bir sorgulanma ve hatta tehdit içermektedir. “Nasıl” sorusunun cevabı yasal metinlerde ve görünür uygulamalarda kendini belli etmektedir. Ancak “neden” sorusunun cevabı için verilecek cevabın ötesine gitmek gerekir. Bu yüzden sistemin asıl oyuncuları ve oyun kurucuları bu “neden” sorusunu “nasıl”ın cevaplarıyla geçiştirmektedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.