M.Lipman’ın P4C uygulamasında rasyonel, iletişimsel kapasitelerin gelişimini, fikirlerin alış verişine dayanan, başkalarına, çoğulluğa ve çeşitliliğe açık kolektif bir tartışma pratiğine bağlaması, ahlaklı eylemin motivasyonu nedir, sorusunu akla getirmektedir. Karşıdaki kişinin duygularını anlamak, karşıdaki kişiyi dinlemek ahlaklı eylemin motivasyonun temelleri gibi dursa da ihtiyaç duyulan başka noktalar mevcuttur. Karşıdaki kişinin gözüyle hayata bakmak, hayalgücü kapasitesini geliştirmekle alakalı görünmektedir. Empati yapabilmek ve ötekinin gözüyle hayata bakabilmek, ahlaklı eylemin sürekliliğini sağlar mı?
Çocuklar için Felsefe Pratiğinin zeminlerini inşa ederken Mathew Lipman entelektüel yaşamda duygulanımın önemini, “Duygu bir düşünce biçimidir. (…) Bilmelisiniz ki duygu yokluğu, yargının gerçekte var olmadığı anlamına gelir. (…) Kanıtlanmış fikirlere ulaşmak için duyguları aktarmamız gerektiği anlamına gelir”[1] düşüncesiyle geliştirmiştir. Bazı durumlarda, duygu ve fikir üst üste bindirilir ve duygusal düşünce, bu anlama gelmektedir. Ahlaki veya politik yansıma durumlarında entelektüel konumlandırma, duygusal alan içinde ve bu alan aracılığıyla oluşturulur. Bugün burada bana görünen duygu, öfke fenomeninde, adaletsizlik duygusundan ötürü görülebilir. Çocuklar tarafından bu en temeldeki duygusu hissetme hususunda büyüklerden daha iyi görünmektedirler.
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Her din, dünya görüşü ve ideoloji bir ‘hakikat’ iddiası içerir. Bu hakikat insanı öyle bir kuşatır ki, insan onunla görür, onunla düşünür, onunla işitir ve onunla hisseder. Hiçbirşeyi onun dışında yorumlayamaz olur! Bunun güzel bir örneği Orphalese halkına giderayak hitâb eden Ermiş’de görülür.
Âdem’in iki oğlu arasında gerçekleşen durum detaya inildiğinde iki açıdan çok önemlidir. Birincisi,insanlık tarihinde ilk kez yasak olan; yani insan fıtratına aykırı olan, insanın yaratılış amacına aykırı olan bir eylem gerçekleşmiş oldu.Bu, kötülüğün, yanlışlığın tohumunun yeryüzüne atılışıydı; dosdoğru olan gidişattan ayrılıştı. İkincisi ve daha da önemlisi ise yanlış ve dolayısıyla yasak olan bu eylem bir şeylerle gerekçelendirilip meşrulaştırılmaya çalışıldı.Sonraki tüm kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların, ahlaksızlıkların, yanlışlıkların ilk tohumunu insanlık toprağına atan Kabil,kendince yaptığı yanlışı meşrulaştırmıştı.
Hiç akla gelir miydi bu âşıklığım ey dil Kim derdi ki bir gün bana divane desinler Lâ Edrî Muhitimde çok sık telâffuz edilen bir kavram var; şartlar kavramı… “Efendim, şartlar bunu gerektiriyor. Bu böyle oldu çünkü şartlar bunu zorunlu kıldı. Mevcut şartlar gereği böyle olmasında fayda vardır. Öyle yapmak zorundaydılar çünkü şartlar öyle …
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Felsefe Atölyeleri Kapsamında Ahlaklı Eylemlere Dair Süreklilik : Öteki, Empati, Çeşitlilik, Çoğulluk
M.Lipman’ın P4C uygulamasında rasyonel, iletişimsel kapasitelerin gelişimini, fikirlerin alış verişine dayanan, başkalarına, çoğulluğa ve çeşitliliğe açık kolektif bir tartışma pratiğine bağlaması, ahlaklı eylemin motivasyonu nedir, sorusunu akla getirmektedir. Karşıdaki kişinin duygularını anlamak, karşıdaki kişiyi dinlemek ahlaklı eylemin motivasyonun temelleri gibi dursa da ihtiyaç duyulan başka noktalar mevcuttur. Karşıdaki kişinin gözüyle hayata bakmak, hayalgücü kapasitesini geliştirmekle alakalı görünmektedir. Empati yapabilmek ve ötekinin gözüyle hayata bakabilmek, ahlaklı eylemin sürekliliğini sağlar mı?
Çocuklar için Felsefe Pratiğinin zeminlerini inşa ederken Mathew Lipman entelektüel yaşamda duygulanımın önemini, “Duygu bir düşünce biçimidir. (…) Bilmelisiniz ki duygu yokluğu, yargının gerçekte var olmadığı anlamına gelir. (…) Kanıtlanmış fikirlere ulaşmak için duyguları aktarmamız gerektiği anlamına gelir”[1] düşüncesiyle geliştirmiştir. Bazı durumlarda, duygu ve fikir üst üste bindirilir ve duygusal düşünce, bu anlama gelmektedir. Ahlaki veya politik yansıma durumlarında entelektüel konumlandırma, duygusal alan içinde ve bu alan aracılığıyla oluşturulur. Bugün burada bana görünen duygu, öfke fenomeninde, adaletsizlik duygusundan ötürü görülebilir. Çocuklar tarafından bu en temeldeki duygusu hissetme hususunda büyüklerden daha iyi görünmektedirler.
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gücünü ‘Hakikat’ten Almayan ‘İktidar’
Her din, dünya görüşü ve ideoloji bir ‘hakikat’ iddiası içerir. Bu hakikat insanı öyle bir kuşatır ki, insan onunla görür, onunla düşünür, onunla işitir ve onunla hisseder. Hiçbirşeyi onun dışında yorumlayamaz olur! Bunun güzel bir örneği Orphalese halkına giderayak hitâb eden Ermiş’de görülür.
İnsan ve İslam
Âdem’in iki oğlu arasında gerçekleşen durum detaya inildiğinde iki açıdan çok önemlidir. Birincisi,insanlık tarihinde ilk kez yasak olan; yani insan fıtratına aykırı olan, insanın yaratılış amacına aykırı olan bir eylem gerçekleşmiş oldu.Bu, kötülüğün, yanlışlığın tohumunun yeryüzüne atılışıydı; dosdoğru olan gidişattan ayrılıştı. İkincisi ve daha da önemlisi ise yanlış ve dolayısıyla yasak olan bu eylem bir şeylerle gerekçelendirilip meşrulaştırılmaya çalışıldı.Sonraki tüm kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların, ahlaksızlıkların, yanlışlıkların ilk tohumunu insanlık toprağına atan Kabil,kendince yaptığı yanlışı meşrulaştırmıştı.
Efendim Şartlar Böyle
Hiç akla gelir miydi bu âşıklığım ey dil Kim derdi ki bir gün bana divane desinler Lâ Edrî Muhitimde çok sık telâffuz edilen bir kavram var; şartlar kavramı… “Efendim, şartlar bunu gerektiriyor. Bu böyle oldu çünkü şartlar bunu zorunlu kıldı. Mevcut şartlar gereği böyle olmasında fayda vardır. Öyle yapmak zorundaydılar çünkü şartlar öyle …
İslam Dinin’de Tevhid-Adalet İlişkisi
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.