Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü.
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış,
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Turbo (2013) & Merhamet
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mahremiyet ve Ayna
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
Septik Bir Müslümanın Yolculuğu
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Bir Bitki Gibi
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü.
Adaletin Amentüsü
Haykırıyor âdem evladı, dillerde adaletin amentüsü,
Dualarla örülüdür yeryüzündeki masumiyetin örtüsü.
Seyyah – III – Masalda üzerinde durulan duygu: Korku
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.