İlk yazı çalışmalarının yayımlandığı dergilerden birinde, Nida dergisinde yıllar sonra söyleşimizin konuğusun. Bunun sende nasıl bir duygu ve düşünce dalgalanması yarattığını sormak isterim.
Nida’da yayımlanan öykülerim yazın kariyerimde önemli bir yerde duruyor. Çünkü dergilerin doğal formatları gereği kısa yazı isteği, biz yazarların öykülerinin niceliksel boyutunu ciddi mânâda etkiliyor. Uzun öykülerin arzıendam edeceği ortamlar bulması maalesef pek mümkün olmuyordu, hâlâ da olmuyor. Benim uzun öykülerimin ilk yayımlandığı dergilerden biriydi Nida. Bunun yanında Nida’da yayımlanan öykülerimin mizahi ve hiciv yönünün ağır bastığını hatırlıyorum. Bu bilinçli bir şekilde yapılmış bir tercih değildi elbette. Ama o zamanlar yayın kurulundan öykülerin mizahi yönünün beğenildiğine dair gelen dönüş beni ziyadesiyle mutlu etmiş, yazı adına güvenimi derinleştirmişti. Dilinin anlaşıldığı, değer gördüğü bir zemin her yazara nasip olmuyor.
Ne demiş Nef’i:
“Ehl-i dildür diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil”
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Doğa, insanın özüne açılan büyük bir kapı gibidir. Her an yeni bir şeyler keşfedecek, her an yeni şeyler öğrenecek büyük bir ansiklopedi misali… Doğa, izlediğin her anında duygu cümbüşü yaşayacağın, hissiyatının neşv-ü nemâ bulacağı büyük bir açık hava sineması gibidir.
Özellikle ebeveynin, çocuğun dünyasına girmekten ziyade çocuğu, cep telefonunun, televizyonun terk etiğini görmek bizi üzüyor. Büyükler çocuklara bir şeyler öğretme telaşındalarsa alsında onların dünyalarına kendilerini bıraksalar, onlardan öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki…
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Kurmacanın İzinden
Söyleşi: Salih Erayabakan
İlk yazı çalışmalarının yayımlandığı dergilerden birinde, Nida dergisinde yıllar sonra söyleşimizin konuğusun. Bunun sende nasıl bir duygu ve düşünce dalgalanması yarattığını sormak isterim.
Nida’da yayımlanan öykülerim yazın kariyerimde önemli bir yerde duruyor. Çünkü dergilerin doğal formatları gereği kısa yazı isteği, biz yazarların öykülerinin niceliksel boyutunu ciddi mânâda etkiliyor. Uzun öykülerin arzıendam edeceği ortamlar bulması maalesef pek mümkün olmuyordu, hâlâ da olmuyor. Benim uzun öykülerimin ilk yayımlandığı dergilerden biriydi Nida. Bunun yanında Nida’da yayımlanan öykülerimin mizahi ve hiciv yönünün ağır bastığını hatırlıyorum. Bu bilinçli bir şekilde yapılmış bir tercih değildi elbette. Ama o zamanlar yayın kurulundan öykülerin mizahi yönünün beğenildiğine dair gelen dönüş beni ziyadesiyle mutlu etmiş, yazı adına güvenimi derinleştirmişti. Dilinin anlaşıldığı, değer gördüğü bir zemin her yazara nasip olmuyor.
Ne demiş Nef’i:
“Ehl-i dildür diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil”
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Doğada Olmak Dua da Olmaktır
Doğa, insanın özüne açılan büyük bir kapı gibidir. Her an yeni bir şeyler keşfedecek, her an yeni şeyler öğrenecek büyük bir ansiklopedi misali… Doğa, izlediğin her anında duygu cümbüşü yaşayacağın, hissiyatının neşv-ü nemâ bulacağı büyük bir açık hava sineması gibidir.
“Çocukları Keşfetmek” Üzerine
Özellikle ebeveynin, çocuğun dünyasına girmekten ziyade çocuğu, cep telefonunun, televizyonun terk etiğini görmek bizi üzüyor. Büyükler çocuklara bir şeyler öğretme telaşındalarsa alsında onların dünyalarına kendilerini bıraksalar, onlardan öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki…
Özgür Ruhların ve Tutsak Bedenlerin Şehri
Özgürlükler ülkesi amerika!
Her şey var orda, Özgürlük dışında
Ve dağıtıyor özgürlüğü Ortadoğuya
Kara Tahta’dan Öğretmenliğe Dair Notlar
Sinemada eğitimcileri, muallimleri konu alan filmlerin mühim bir bölümünde onların yaşadıkları zorluklardan bahsedilir.
Şam’dan Dostum Geldi: Bin Dilde Hakikat Şarkısı Söyledi
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.