“Sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (Mü’minûn, 115)
1980 öncesi…
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar…
Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları…
Okuyabildiğimiz, bildiğimiz birkaç yazar ve kitap var.
Sıramda rahmetli Şule Yüksel Şenler’in “Her Şey İslam İçin” kitabı.
Orta yaşlı, çok ciddi ve disiplinli bayan edebiyat öğretmenimiz kitabıma el koyuyor.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
İrade etmek tercih etmektir. Her tercih de bir vazgeçiş ve bir kabule yaslanır. Ancak yapılan tercihler sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade ederler. İrade dediğimiz öyle güçlü bir mekanizmadır ki insan varlığını en zirveye çıkaran bir güç… Aynı zamanda kullanılmadığında ya da yanlış kullanıldığında insanı en ilkel ve canlıların en şerlisi haline dönüştüren bir güç…
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
İnsanları “İyi” Yapan Değerlerin Görmezden Gelinmesi
“Sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (Mü’minûn, 115)
1980 öncesi…
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar…
Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları…
Okuyabildiğimiz, bildiğimiz birkaç yazar ve kitap var.
Sıramda rahmetli Şule Yüksel Şenler’in “Her Şey İslam İçin” kitabı.
Orta yaşlı, çok ciddi ve disiplinli bayan edebiyat öğretmenimiz kitabıma el koyuyor.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sen Değerlerini Korursan Değerlerin de Seni Korur
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
İmtihandan Çıkış
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Şiirin Burcunda Tanımsal Bir Gezinti
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
Anlamlar Büyük Karakterler Küçük
İrade etmek tercih etmektir. Her tercih de bir vazgeçiş ve bir kabule yaslanır. Ancak yapılan tercihler sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade ederler. İrade dediğimiz öyle güçlü bir mekanizmadır ki insan varlığını en zirveye çıkaran bir güç… Aynı zamanda kullanılmadığında ya da yanlış kullanıldığında insanı en ilkel ve canlıların en şerlisi haline dönüştüren bir güç…
Ali Haydar Haksal’ın Aynamın Sonsuzluğundaki Sen Öyküsü Üzerine
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.