Gözünü yumup geçip gidememektir. ’Başka türlü yapamazdım’ deme hasletidir.
Kemal Sayar
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor olmak korkutuyor bizleri…
Bu gökyüzü altında herkese yer varken; kalbi çürümüş bu vahşi canlılar yüzünden dünyanın mavisine, yeşiline, gün doğumuna, gün batımına zulmün amansız karanlığı çöktü… Artık ne mavi ne yeşil; bütün renkler siyahımsı ve gri…
Şimdi gök semada ki yıldızlarımız bir bir kararıyor. Işığını yitiriyor, ısıtmıyor güneşimiz. Çünkü adalet yeryüzünü aydınlatmayınca; umudun, merhametin aydınlık yüzü karanlığa teslim oluyor.
Bu muydu gözümüzü açtığımızda umut ettiğimiz dünya… Bu muydu hayat denen yolculuğumuzda beklentimiz… Hayallerimiz, ideallerimiz, hedeflerimiz… Gülen yüzümüz, umut dolu bakışımız… Heyecanlarımız…
(1)Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a yatılı okumaya gönderilmişti. Aileden uzak kalmaya alışır mıydı? Bir başına yapabilir miydi? Bakkala gönderilirken evin penceresinden yol gözleyen anne dayanabilir miydi? Baba daha dayanıklı. Ona …
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu. İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip …
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında. Hazırlanıp ayrılmaya boya kalemleri eşlik ediyor belli ki. Çocuk her gün kapıya tekrar tekrar bakıyor. Kapı büyük küçük herkesin zihninde geçiştir. Bir odadan diğer bir odaya geçtiğimizde bile zihnimiz hemen başka bir sayfaya geçer.
Anneden, babadan uzaklaşan çocukların (ölüm, ayrılık vs.) başat temalardan biri olduğu çocuk edebiyatında, hem yol hikâyesi anlatıp hem de temel ihtiyaçlardan mahrum kalışı duygu sağanağının altında sakince önümüze seren kitaplardan biriyle kesişti yolum.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Vicdan, etrafımızda olup biten şeylere şehadet etmek, etkin bir şekilde
yanıt vermektir. Haksızlığı, adaletsizliği, hakkaniyetsizliği umursamaktır.
Gözünü yumup geçip gidememektir. ’Başka türlü yapamazdım’ deme hasletidir.
Kemal Sayar
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor olmak korkutuyor bizleri…
Bu gökyüzü altında herkese yer varken; kalbi çürümüş bu vahşi canlılar yüzünden dünyanın mavisine, yeşiline, gün doğumuna, gün batımına zulmün amansız karanlığı çöktü… Artık ne mavi ne yeşil; bütün renkler siyahımsı ve gri…
Şimdi gök semada ki yıldızlarımız bir bir kararıyor. Işığını yitiriyor, ısıtmıyor güneşimiz. Çünkü adalet yeryüzünü aydınlatmayınca; umudun, merhametin aydınlık yüzü karanlığa teslim oluyor.
Bu muydu gözümüzü açtığımızda umut ettiğimiz dünya… Bu muydu hayat denen yolculuğumuzda beklentimiz… Hayallerimiz, ideallerimiz, hedeflerimiz… Gülen yüzümüz, umut dolu bakışımız… Heyecanlarımız…
Hepsini almaya mı geldiniz?
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Ne Yapmalı (Bir Dönemin Hikâyeleri)
(1)Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a yatılı okumaya gönderilmişti. Aileden uzak kalmaya alışır mıydı? Bir başına yapabilir miydi? Bakkala gönderilirken evin penceresinden yol gözleyen anne dayanabilir miydi? Baba daha dayanıklı. Ona …
Aynı Dili Konuşmak
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu. İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip …
Hayat Yansıttıklarımızdan mı İbaret
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Anne kendime benziyor muyum?
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında. Hazırlanıp ayrılmaya boya kalemleri eşlik ediyor belli ki. Çocuk her gün kapıya tekrar tekrar bakıyor. Kapı büyük küçük herkesin zihninde geçiştir. Bir odadan diğer bir odaya geçtiğimizde bile zihnimiz hemen başka bir sayfaya geçer.
Kaybolmamak İçin Yola Çıkanlara; Hiç Durmayanlara
Anneden, babadan uzaklaşan çocukların (ölüm, ayrılık vs.) başat temalardan biri olduğu çocuk edebiyatında, hem yol hikâyesi anlatıp hem de temel ihtiyaçlardan mahrum kalışı duygu sağanağının altında sakince önümüze seren kitaplardan biriyle kesişti yolum.
Alışverişe devam et