Nüfusu dört yüz bin civarında olan, buna mukabil iki milyondan fazla yabancı işçinin kendilerine hizmet için çalıştığı Körfez’deki bir şeyhliğin hariciye bakanı bir toplantıda Etiyopyalı meslektaşına şöyle der: “O kadar çok çocuk doğuruyorsunuz ki bir türlü yoksulluktan kurtulamıyorsunuz!” Muhatabı ise ona: “Bunca zenginliğinize rağmen sizin de nüfusunuz ülkenizdeki bir gökdelene doldurulsa yarısı boş kalır; üstelik peygamberimiz demiyor mu, öbür dünyada soyumuzun çokluğuyla övüneceğim!” şeklinde mukabelede bulunur. Bir devlet için savaş, askerî kuvvete; bir halk içinse sayısının çokluğuna dayanır. Ne zaman Yahudi zulmünden dolayı Filistin ile ilgili bir haber görüntüsü seyretsem, kapısı açılan her evden düzinelerce çocuğun dışarıya “sökün” ettiğini gördüğümde; “Ben İsrail Devleti’nin yerinde olsaydım bundan korkardım!” diye düşünürüm. “Modern hayatın nimet olarak gösterdiği haram dolu zenginliğe karşı, yoksulluk sebebi sayılarak irrasyonel gösterilen bu çocuk sayısı Filistin’de neyi temsil eder?” diye sorulsaydı, derdim ki: “Bu, cihad hâlindeki bir halk için kuvvet toplayan anneleri temsil etmektedir.” Ayrıca buna şunu da eklerdim: “Nüfus, her türlü silahtan daha tesirli bir kuvvet ve kesilen zürriyet de bir topluluğa verilen en büyük cezalardan biridir.” Üstelik bir annenin, şehit olacağını bilerek dünyaya seve seve bir çocuk getirmesi karşısında; konfor bataklığı içinde uyuşup yatmak için doğumu unutmuş ve unutmak isteyen bizim gibi Müslümanların da “kadın” dediğimiz “mesele”yi nikâh cüzdanlarındaki öncelikten çok “Annelik nedir?” sorusu üzerinden yeniden düşünmenin zaruret olduğunu hatırlamalıyız.
II.
Ulus devlet merkezli düşünülüp tasarlanmış çağdaş siyaset ve strateji paradigmaları, kazanmak ve kaybetmek kavramları üzerine kuruludur.
Bu yazının devamı
214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Kuşkusuz toplumun din eğitimi ihtiyacını örgün eğitim sisteminde karşılamak ve devletin din eğitimi üzerindeki tekelini olduğu gibi kabul edip sürdürmek önemli bir tartışma konusudur. Diğer bir ifadeyle din eğitiminin içeriğini, alma yaşını, süresini ve yöntemini laik devletin
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Filistin: Dünyayı İkiye Bölen Dünya
I.
Nüfusu dört yüz bin civarında olan, buna mukabil iki milyondan fazla yabancı işçinin kendilerine hizmet için çalıştığı Körfez’deki bir şeyhliğin hariciye bakanı bir toplantıda Etiyopyalı meslektaşına şöyle der: “O kadar çok çocuk doğuruyorsunuz ki bir türlü yoksulluktan kurtulamıyorsunuz!” Muhatabı ise ona: “Bunca zenginliğinize rağmen sizin de nüfusunuz ülkenizdeki bir gökdelene doldurulsa yarısı boş kalır; üstelik peygamberimiz demiyor mu, öbür dünyada soyumuzun çokluğuyla övüneceğim!” şeklinde mukabelede bulunur.
Bir devlet için savaş, askerî kuvvete; bir halk içinse sayısının çokluğuna dayanır. Ne zaman Yahudi zulmünden dolayı Filistin ile ilgili bir haber görüntüsü seyretsem, kapısı açılan her evden düzinelerce çocuğun dışarıya “sökün” ettiğini gördüğümde; “Ben İsrail Devleti’nin yerinde olsaydım bundan korkardım!” diye düşünürüm. “Modern hayatın nimet olarak gösterdiği haram dolu zenginliğe karşı, yoksulluk sebebi sayılarak irrasyonel gösterilen bu çocuk sayısı Filistin’de neyi temsil eder?” diye sorulsaydı, derdim ki: “Bu, cihad hâlindeki bir halk için kuvvet toplayan anneleri temsil etmektedir.” Ayrıca buna şunu da eklerdim: “Nüfus, her türlü silahtan daha tesirli bir kuvvet ve kesilen zürriyet de bir topluluğa verilen en büyük cezalardan biridir.” Üstelik bir annenin, şehit olacağını bilerek dünyaya seve seve bir çocuk getirmesi karşısında; konfor bataklığı içinde uyuşup yatmak için doğumu unutmuş ve unutmak isteyen bizim gibi Müslümanların da “kadın” dediğimiz “mesele”yi nikâh cüzdanlarındaki öncelikten çok “Annelik nedir?” sorusu üzerinden yeniden düşünmenin zaruret olduğunu hatırlamalıyız.
II.
Ulus devlet merkezli düşünülüp tasarlanmış çağdaş siyaset ve strateji paradigmaları, kazanmak ve kaybetmek kavramları üzerine kuruludur.
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Çocuk Kitapları Çocukların mı?
Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen
Kur’ân Ahlâkı Üzerine Bazı Düşünceler
Her ne kadar klasik ahlâk, iyi, güzel ve doğru arasında bir bağlantı görmekteyse de, derinlemesine bir bakış bu kavramların (hasletlerin) kimi zaman örtüşseler de, kimileyin de çatıştıklarını ortaya koyabilecektir. Belli ki güzel estetikle ilgilidir, doğru hakikatle, iyi ise fayda ile.
Din Eğitiminde Devlet, Cemaat, Vizyon ve Misyon
Kuşkusuz toplumun din eğitimi ihtiyacını örgün eğitim sisteminde karşılamak ve devletin din eğitimi üzerindeki tekelini olduğu gibi kabul edip sürdürmek önemli bir tartışma konusudur. Diğer bir ifadeyle din eğitiminin içeriğini, alma yaşını, süresini ve yöntemini laik devletin
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.