Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan fıtratı her yönüyle yozlaşmaya başlamıştır. İnsanların düşünme, davranış ve yaşam biçimlerinin temel referansı olan din ve toplumsal değerlerin yerine; hazların ve arzuların kutsandığı bir dönem başlamıştır. Böylece sosyal medyanın dayattığı ‘’görünür’’ olma, ifşa ve itirafla gelen popülarite kültürü mekânsal, bireysel, toplumsal veya inanç biçimimizden kaynaklı tüm sınırların kalktığı şeffaf bir ‘’ağ’’ toplumu oluşturmuştur.
Modernizmin dayattığı şeffaf ağ toplumu projesi insanı insan kılan pek çok dini, fıtri veya kültürel değeri kendi varoluşu için tehdit olarak görmektedir. Bu değerlerin en başında ise şüphesiz mahremiyet gelmektedir. Çünkü;
Yaşam ve ölüm ikilisi hangi ikili kümesine dâhil edilebilir? Ölüm denen gerçeklik yaşamın olmaması hali midir; yoksa ölüm denen gerçeklik yaşam gerçekliğinin ikizi midir? İlki daha makul görünmektedir. Ezdad ikilisindendir yaşam ve ölüm kavramları. Bir olgunun iki ayrı olayı gibidir sanki.
Adanmak denince aklıma bir metafor olarak ada gelir. Adanmak, ada gibi olmaktır. Dış dünyaya ihtiyaç olmadıkça adadan uzaklaşmamak, gitmemektir. Adada inşa olmak ve adayı inşa etmek demektir. Bunun içindir ki ancak kendini bir inanca ve dâvâsına adayanlar dış dünya ile bağlantılarını kontrol edebilirler. İnsan bir dâvâya inandı mı, onun arındırıcılığını ve felah/huzur vericiliğini idrak etti mi, işte o zaman inancı onun çevresini çepeçevre kuşatır. O inanç ona öyle bir umut, öyle bir huzur verir ki onun uğrunda sarfedeceği her çaba onun için varlık sebebidir.
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
“Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed! Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap, senin sözlerin değildir. Bunun Allah’tan geldiğini inkâr etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru muhabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim.” Otto Von Bismarck.
İnsanın davranışını, karakterini, başarısını, kısaca hayatının tamamını etkileyen en temel iki unsurdan biri doğuştan gelen yetenekleri, diğeri de eğitimle sonradan kazandıklarıdır. Bilgi ve yetenek bir güçtür ve bu güç doğruya, iyiye eğitimle yönlendirilebilir ancak. Genel anlamıyla eğitim insan hayatındaki farklı disiplinleri bir düzene sokan, hayat boyu kalıcı davranış değişikliklerine neden olan işlevsel bir süreçtir.
Ağ Toplumu ve Mahremin İfşası
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan fıtratı her yönüyle yozlaşmaya başlamıştır. İnsanların düşünme, davranış ve yaşam biçimlerinin temel referansı olan din ve toplumsal değerlerin yerine; hazların ve arzuların kutsandığı bir dönem başlamıştır. Böylece sosyal medyanın dayattığı ‘’görünür’’ olma, ifşa ve itirafla gelen popülarite kültürü mekânsal, bireysel, toplumsal veya inanç biçimimizden kaynaklı tüm sınırların kalktığı şeffaf bir ‘’ağ’’ toplumu oluşturmuştur.
Modernizmin dayattığı şeffaf ağ toplumu projesi insanı insan kılan pek çok dini, fıtri veya kültürel değeri kendi varoluşu için tehdit olarak görmektedir. Bu değerlerin en başında ise şüphesiz mahremiyet gelmektedir. Çünkü;
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
215. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Ölümün Anlamı – Anlamın Ölümü
Yaşam ve ölüm ikilisi hangi ikili kümesine dâhil edilebilir? Ölüm denen gerçeklik yaşamın olmaması hali midir; yoksa ölüm denen gerçeklik yaşam gerçekliğinin ikizi midir? İlki daha makul görünmektedir. Ezdad ikilisindendir yaşam ve ölüm kavramları. Bir olgunun iki ayrı olayı gibidir sanki.
Adamak Üstüne
Adanmak denince aklıma bir metafor olarak ada gelir. Adanmak, ada gibi olmaktır. Dış dünyaya ihtiyaç olmadıkça adadan uzaklaşmamak, gitmemektir. Adada inşa olmak ve adayı inşa etmek demektir. Bunun içindir ki ancak kendini bir inanca ve dâvâsına adayanlar dış dünya ile bağlantılarını kontrol edebilirler. İnsan bir dâvâya inandı mı, onun arındırıcılığını ve felah/huzur vericiliğini idrak etti mi, işte o zaman inancı onun çevresini çepeçevre kuşatır. O inanç ona öyle bir umut, öyle bir huzur verir ki onun uğrunda sarfedeceği her çaba onun için varlık sebebidir.
Evi Yuva Yapan
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
“Çün Okudun Bilmezsin Ha Bir Kuru Emektir”
“Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed! Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap, senin sözlerin değildir. Bunun Allah’tan geldiğini inkâr etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru muhabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim.” Otto Von Bismarck.
Eğitimden Beklenen Nedir?
İnsanın davranışını, karakterini, başarısını, kısaca hayatının tamamını etkileyen en temel iki unsurdan biri doğuştan gelen yetenekleri, diğeri de eğitimle sonradan kazandıklarıdır. Bilgi ve yetenek bir güçtür ve bu güç doğruya, iyiye eğitimle yönlendirilebilir ancak. Genel anlamıyla eğitim insan hayatındaki farklı disiplinleri bir düzene sokan, hayat boyu kalıcı davranış değişikliklerine neden olan işlevsel bir süreçtir.
Alışverişe devam et