Yalnızlık Allah’a mahsustur. Onun yarattığı her varlık bir şeyi sarar, sarmalar. Sarmaladığı ya yavrusudur, ya zevci (eşi), ya malı, ya da makamı vs…
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Adanmak denince aklıma bir metafor olarak ada gelir. Adanmak, ada gibi olmaktır. Dış dünyaya ihtiyaç olmadıkça adadan uzaklaşmamak, gitmemektir. Adada inşa olmak ve adayı inşa etmek demektir. Bunun içindir ki ancak kendini bir inanca ve dâvâsına adayanlar dış dünya ile bağlantılarını kontrol edebilirler. İnsan bir dâvâya inandı mı, onun arındırıcılığını ve felah/huzur vericiliğini idrak etti mi, işte o zaman inancı onun çevresini çepeçevre kuşatır. O inanç ona öyle bir umut, öyle bir huzur verir ki onun uğrunda sarfedeceği her çaba onun için varlık sebebidir. O inancı çekip alırsanız hiçleşir, hissizleşir, güçsüzleşir ve ruhsuzlaşır. Şu da bir gerçek ki sahibi terk etmedikçe, ihanet etmedikçe, inanç ve hakikat dışardan bir güçle çekilip alınarak sahibinden koparılamaz.
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Dünya Kızılderili’nin evidir derler. Bu sebeple küçük ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayı tanır, açık havada, dağlarda dolaşır. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi. İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı , niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap
Modernizmin dayattığı şeffaf ağ toplumu projesi insanı insan kılan pek çok dini, fıtri veya kültürel değeri kendi varoluşu için tehdit olarak görmektedir. Bu değerlerin en başında ise şüphesiz mahremiyet gelmektedir. Çünkü; biricikliğimizi, özgünlüğümüzü ve kişisel varlığımızı mahrem sınırlarımız korur. Oysa bizim olanı, bize ait olanı başkalarına açtığımızda artık o aynı zamanda kamusallaşmıştır da. Ancak insan, ahlakı, bilgisi, tecrübesi gibi ulvi değerleriyle kamusal alana katkı sağlayan bir özne olmalıyken, kamusal alanın bir nesnesi olmamalıdır.
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Adamak Üstüne
Yalnızlık Allah’a mahsustur. Onun yarattığı her varlık bir şeyi sarar, sarmalar. Sarmaladığı ya yavrusudur, ya zevci (eşi), ya malı, ya da makamı vs…
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Adanmak denince aklıma bir metafor olarak ada gelir. Adanmak, ada gibi olmaktır. Dış dünyaya ihtiyaç olmadıkça adadan uzaklaşmamak, gitmemektir. Adada inşa olmak ve adayı inşa etmek demektir. Bunun içindir ki ancak kendini bir inanca ve dâvâsına adayanlar dış dünya ile bağlantılarını kontrol edebilirler. İnsan bir dâvâya inandı mı, onun arındırıcılığını ve felah/huzur vericiliğini idrak etti mi, işte o zaman inancı onun çevresini çepeçevre kuşatır. O inanç ona öyle bir umut, öyle bir huzur verir ki onun uğrunda sarfedeceği her çaba onun için varlık sebebidir. O inancı çekip alırsanız hiçleşir, hissizleşir, güçsüzleşir ve ruhsuzlaşır. Şu da bir gerçek ki sahibi terk etmedikçe, ihanet etmedikçe, inanç ve hakikat dışardan bir güçle çekilip alınarak sahibinden koparılamaz.
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şiirin Burcunda Tanımsal Bir Gezinti
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
Septik Bir Müslümanın Yolculuğu
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Küçük Ağaç’ın Eğitimi ya da Çeroki’nin Özgür Ruhu
Dünya Kızılderili’nin evidir derler. Bu sebeple küçük ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayı tanır, açık havada, dağlarda dolaşır. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi. İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı , niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap
Ağ Toplumu ve Mahremin İfşası
Modernizmin dayattığı şeffaf ağ toplumu projesi insanı insan kılan pek çok dini, fıtri veya kültürel değeri kendi varoluşu için tehdit olarak görmektedir. Bu değerlerin en başında ise şüphesiz mahremiyet gelmektedir. Çünkü; biricikliğimizi, özgünlüğümüzü ve kişisel varlığımızı mahrem sınırlarımız korur. Oysa bizim olanı, bize ait olanı başkalarına açtığımızda artık o aynı zamanda kamusallaşmıştır da. Ancak insan, ahlakı, bilgisi, tecrübesi gibi ulvi değerleriyle kamusal alana katkı sağlayan bir özne olmalıyken, kamusal alanın bir nesnesi olmamalıdır.
Okumaktan Mânâ Ne?
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.