‘Ne var ne yok’, sorusu her ne kadar basit bir hal hatır sorma sorusu gibi görünse de esasında düşünmenin dolayısıyla felsefenin zemin sorularındandır. Neye, neden, nasıl ve ne zaman var deriz? Ya da yok, dediğimizde neyi kastederiz? Var’a ne olunca o vakıanın adı yok olur? Kolayca sorulan bu soruların cevabı bir hayli zordur. Var ve yok kelimelerinin dilimizdeki hoyrat kullanımı, bu kelimeleri hakkıyla düşünmenin önündeki engelin sebebidir belki de.
Bazılarınca, varlık; ya zıtlar (ezdad) ile ya da çiftler (ezvac) ile var olur: Ezvac, birinin varlığı diğerinin varlığı ile mümkün olan ikililerin adıdır. Mesela sağ demek için bir sola; sol demek için bir sağa ihtiyaç duyarız. Kadın demek için bir erkeğe; erkek demek için bir kadına ihtiyaç duyulması da bu nevidendir. Bu ikililerde bir efdaliyet sıralaması yoktur zannımca. Zira tarafeynin her biri de diğeri ile müsavidir varlık zemininde. Birinin, yeri geldiğinde, diğerine öncelenmesi, maslahat icabı mümkün olabilir. Bu hal, ontolojik bir hiyerarşi anlamına gelmeyecektir. Çünkü her ikisi de bir varın iki veçhesi şeklindedirler. Bir madalyonun iki yüzü, bir elmanın iki yarısı gibi. Diğer var olan ikili ise ezdaddır. Ezdad ikilisinde, taraflardan birinin zuhuru, diğerinin yokluğu halidir. Yani birinin var olması diğerinin yok olması ile mümkün hale gelir. Mesela gece demek esasında gündüzün olmamasına verilen isimdir. Ya da kötülük, iyiliğin olmaması durumuna verilen isimdir. Sanki biri sabite diğeri ise bu sabiteye bağlı bir değişken gibi de gelir bana. Aslolan ilkidir. Diğeri, müstakil bir vakıa değil ilkinin kaybı/ğaybıdır, denilebilir.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
İrade etmek tercih etmektir. Her tercih de bir vazgeçiş ve bir kabule yaslanır. Ancak yapılan tercihler sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade ederler. İrade dediğimiz öyle güçlü bir mekanizmadır ki insan varlığını en zirveye çıkaran bir güç… Aynı zamanda kullanılmadığında ya da yanlış kullanıldığında insanı en ilkel ve canlıların en şerlisi haline dönüştüren bir güç…
Burası dünya ve bizler imtihandayız. Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz. Bazen ellerimizin işlediği yüzündendir başımıza gelenler… Akletmeyişimizden, düşüncesizliğimizden, gerekeni gerektiği gibi, gerektiği zamanda yapmayışımızdan… Allah’ın …
Ölümün Anlamı – Anlamın Ölümü
‘Ne var ne yok’, sorusu her ne kadar basit bir hal hatır sorma sorusu gibi görünse de esasında düşünmenin dolayısıyla felsefenin zemin sorularındandır. Neye, neden, nasıl ve ne zaman var deriz? Ya da yok, dediğimizde neyi kastederiz? Var’a ne olunca o vakıanın adı yok olur? Kolayca sorulan bu soruların cevabı bir hayli zordur. Var ve yok kelimelerinin dilimizdeki hoyrat kullanımı, bu kelimeleri hakkıyla düşünmenin önündeki engelin sebebidir belki de.
Bazılarınca, varlık; ya zıtlar (ezdad) ile ya da çiftler (ezvac) ile var olur: Ezvac, birinin varlığı diğerinin varlığı ile mümkün olan ikililerin adıdır. Mesela sağ demek için bir sola; sol demek için bir sağa ihtiyaç duyarız. Kadın demek için bir erkeğe; erkek demek için bir kadına ihtiyaç duyulması da bu nevidendir. Bu ikililerde bir efdaliyet sıralaması yoktur zannımca. Zira tarafeynin her biri de diğeri ile müsavidir varlık zemininde. Birinin, yeri geldiğinde, diğerine öncelenmesi, maslahat icabı mümkün olabilir. Bu hal, ontolojik bir hiyerarşi anlamına gelmeyecektir. Çünkü her ikisi de bir varın iki veçhesi şeklindedirler. Bir madalyonun iki yüzü, bir elmanın iki yarısı gibi. Diğer var olan ikili ise ezdaddır. Ezdad ikilisinde, taraflardan birinin zuhuru, diğerinin yokluğu halidir. Yani birinin var olması diğerinin yok olması ile mümkün hale gelir. Mesela gece demek esasında gündüzün olmamasına verilen isimdir. Ya da kötülük, iyiliğin olmaması durumuna verilen isimdir. Sanki biri sabite diğeri ise bu sabiteye bağlı bir değişken gibi de gelir bana. Aslolan ilkidir. Diğeri, müstakil bir vakıa değil ilkinin kaybı/ğaybıdır, denilebilir.
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
211. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Dikkat! Hayat Çıkabilir.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Tevbe Hayat Yolunun Neresindedir?
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Anlamlar Büyük Karakterler Küçük
İrade etmek tercih etmektir. Her tercih de bir vazgeçiş ve bir kabule yaslanır. Ancak yapılan tercihler sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade ederler. İrade dediğimiz öyle güçlü bir mekanizmadır ki insan varlığını en zirveye çıkaran bir güç… Aynı zamanda kullanılmadığında ya da yanlış kullanıldığında insanı en ilkel ve canlıların en şerlisi haline dönüştüren bir güç…
İmtihanı Zorlaştırmak
Burası dünya ve bizler imtihandayız. Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz. Bazen ellerimizin işlediği yüzündendir başımıza gelenler… Akletmeyişimizden, düşüncesizliğimizden, gerekeni gerektiği gibi, gerektiği zamanda yapmayışımızdan… Allah’ın …
Alışverişe devam et