Kötü ve kötülük öyle ya da başka türlü insan oluşun aşamalarından biridir. İster bakışta ister eylemde isterse kutsalda temellendirilmeye çalışılsın, tanımlanamayan ancak işaret edilebilen, sembolleştirilen bir anlatı ve aynı zamanda bir deneyim olarak iyinin karşısında ve/veya yokluğunda varlık kazanan, terbiye eden, “Hakk”a yaklaştıran ya da ondan uzaklaştıran bir “gerçektir.”
Kötülük tartışması teodisenin kaynağı olarak Epikür’ün “Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da, gücü mü yetmiyor? O halde, güçsüzdür. Yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor? O halde, iyi niyetli değildir. Hem güçlü hem de iyi ise, bu kadar kötülük nereden geliyor?” iddiasıyla şekillenip doğal, teolojik, etik ve psişik kötülüklerden başka bir ifadeyle depremler, seller, salgın hastalıklar, sebepsiz cinayetler, kıyımlardan radikal kötülük tartışmalarına kadar devam etmiştir. Tanrı, mükemmel bir şekilde iyilik sever ve aynı zamanda her şeye gücü yeten veya her şeye kadir ise dünyada neden kötülükler vardır? O, neden buna izin veriyor? …ve daha birçok soru analitik, hermenötik ve teolojik temellendirmelerle insanın dünyaya ve dünyadaki konumuna bakışını sorgularken yüzleşmek “zorunda” olduğu bir duraktır. İnsanı beşerden ayıran ve onu yaratılmışların en şereflisi ya da en aşağısı kılacak olan elleriyle inşa etmek zorunda olduğu dünyadaki hâlidir. Hume’un ifadesiyle “bir kötülük, nedeni bizimle bir ilişkisi olmasa da, gerçek olabilir; kendine özgü olmadan da gerçek olabilir; diğerlerine görünmeden de gerçek olabilir; sürekli olmadan da gerçek olabilir ve genel kurallarla açıklanamadan da gerçek olabilir.”
Her acının sonrası daha büyük bir acı mıdır?
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanoğlu tarih boyunca kendisi üzerine düşünmüş ve “insan” tanımlamaları yapmıştır. ”İnsan konuşan bir canlıdır” demiş eski bir Yunan düşünürü. Yine Eski Ahitte de “Önce söz vardı” ifadesi geçer. Konuşmak ya da söz, uzun yıllar insanın ayırıcı vasfı olarak kabul edilmiştir.
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Algı yönetimi, bireylerin veya toplulukların olaylara, kavramlara ya da mesajlara dair algılarını belirli bir yönde şekillendirmek amacıyla kullanılan stratejik bir süreçtir. Bu süreç, insanların bilgi edinme yollarını etkileyerek onların düşünce ve davranışlarını yönlendirmeyi hedefler.
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
Eyüp peygamber…
İbrahim peygamber…
ve Muhammed (s.a.v.)…
“İnsan kalbi: Tanrının açık yarası…” M. Cioran
Kötü ve kötülük öyle ya da başka türlü insan oluşun aşamalarından biridir. İster bakışta ister eylemde isterse kutsalda temellendirilmeye çalışılsın, tanımlanamayan ancak işaret edilebilen, sembolleştirilen bir anlatı ve aynı zamanda bir deneyim olarak iyinin karşısında ve/veya yokluğunda varlık kazanan, terbiye eden, “Hakk”a yaklaştıran ya da ondan uzaklaştıran bir “gerçektir.”
Kötülük tartışması teodisenin kaynağı olarak Epikür’ün “Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da, gücü mü yetmiyor? O halde, güçsüzdür. Yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor? O halde, iyi niyetli değildir. Hem güçlü hem de iyi ise, bu kadar kötülük nereden geliyor?” iddiasıyla şekillenip doğal, teolojik, etik ve psişik kötülüklerden başka bir ifadeyle depremler, seller, salgın hastalıklar, sebepsiz cinayetler, kıyımlardan radikal kötülük tartışmalarına kadar devam etmiştir. Tanrı, mükemmel bir şekilde iyilik sever ve aynı zamanda her şeye gücü yeten veya her şeye kadir ise dünyada neden kötülükler vardır? O, neden buna izin veriyor? …ve daha birçok soru analitik, hermenötik ve teolojik temellendirmelerle insanın dünyaya ve dünyadaki konumuna bakışını sorgularken yüzleşmek “zorunda” olduğu bir duraktır. İnsanı beşerden ayıran ve onu yaratılmışların en şereflisi ya da en aşağısı kılacak olan elleriyle inşa etmek zorunda olduğu dünyadaki hâlidir. Hume’un ifadesiyle “bir kötülük, nedeni bizimle bir ilişkisi olmasa da, gerçek olabilir; kendine özgü olmadan da gerçek olabilir; diğerlerine görünmeden de gerçek olabilir; sürekli olmadan da gerçek olabilir ve genel kurallarla açıklanamadan da gerçek olabilir.”
Her acının sonrası daha büyük bir acı mıdır?
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Kekeleyen Tek Hayvandır
İnsanoğlu tarih boyunca kendisi üzerine düşünmüş ve “insan” tanımlamaları yapmıştır. ”İnsan konuşan bir canlıdır” demiş eski bir Yunan düşünürü. Yine Eski Ahitte de “Önce söz vardı” ifadesi geçer. Konuşmak ya da söz, uzun yıllar insanın ayırıcı vasfı olarak kabul edilmiştir.
Mimarinin Gözü Gözün İmarı
‘Ve lâ galibe illallâh’, ‘üstün olan yalnızca Allah’tır’, ‘Allah’tan başka üstün olan yoktur’ ifadesi, tarihten bir süreliğine çekilen bir toplumun, çekilirken mimariye kazınan inancını imlemektedir. Yıpranmış, zayıflamış ama yitmemiş, yitirilmemiş güvenini… El-Hamrâ’nın birçok yerine nakşedilmiş bu ifadeyle Endülüslüler, “artık bu topraklarda var olmayı sürdürmenin kendileri için ne kadar çetin ve belki de imkânsız bir şey olduğunu anlamış olmalıdırlar.”
Vusûlsüzlüğümüz Samimiyet Yoksunluğundan(mı)dır?
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Algoritmik Değnekler ve Firavun’un Saltanatı: Dijital Dünyanın Yönettiği Manipülatif Krallık
Algı yönetimi, bireylerin veya toplulukların olaylara, kavramlara ya da mesajlara dair algılarını belirli bir yönde şekillendirmek amacıyla kullanılan stratejik bir süreçtir. Bu süreç, insanların bilgi edinme yollarını etkileyerek onların düşünce ve davranışlarını yönlendirmeyi hedefler.
Neden Yardım Ederiz
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.