El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız. Gerçi para vermeden nice şeyler almışlığımız da vaki! Babamı tanıyan, dedemi tanıyan, çocuk ruhundan anlayan esnaf amcalarımız vererek çoğalma formülünü hiç unutmazlardı. Birlikte binilen arabanın benzin masrafını paylaşmak diye bir namertlik icat edilmemiş, kiracılar altın yumurtlayan tavuklar olarak görülmemiş, yedinci evi alıp boş yatırmak için banka müdürlerine otuz iki dişle sırıtmak literatüre girmemişti daha.
Şu günlerde bile ticari hayatı kara düzenden uzaklaşmamış bizim topraklarda olsa neyse, ticaretin vahşi yüz koleksiyonuna sahip olduğu, kaftanlı geleni üryan bırakan New York’ta ahilik rayihalı bir ticari dayanışma öyküsü anlatılınca insan bir afallıyor haliyle. Jean Merrill, kapitalizmin içini oyup insanca alışveriş imkânına ses veriyor. Tezgâh Savaşı (The Pushcart War) çocuk edebiyatında çok sık rastlamadığımız siyasallığa sahip, hani neredeyse ekonomi politiğin çocuğa ayarlı doğrucu eleştirisini sırtlanıyor.
Tarihçinin itibarını soğuran giriş yazısıyla başlayarak kitap daima ironi sularında yüzüyor. Anlatımın sakinliği; yer yer rapor edasında, kayıt deşifresi nesnelliğindeki yapısı, duygusal çalkantılara set çekiyor.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Sinemada “ötekiler” üzerine düşüncelerin ele alındığı filmlerin ana ekseninde birbirinden farklı dünyaların, olguların, özel durumların derinlemesine analizleri değil, genellemelere dayalı bakış açıları daha çok ön plandadır.
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Ekonomi-politiğin Çocukça Dile Gelişi: Kahraman Seyyar Satıcılar Devasa Kamyonlara Karşı
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız. Gerçi para vermeden nice şeyler almışlığımız da vaki! Babamı tanıyan, dedemi tanıyan, çocuk ruhundan anlayan esnaf amcalarımız vererek çoğalma formülünü hiç unutmazlardı. Birlikte binilen arabanın benzin masrafını paylaşmak diye bir namertlik icat edilmemiş, kiracılar altın yumurtlayan tavuklar olarak görülmemiş, yedinci evi alıp boş yatırmak için banka müdürlerine otuz iki dişle sırıtmak literatüre girmemişti daha.
Şu günlerde bile ticari hayatı kara düzenden uzaklaşmamış bizim topraklarda olsa neyse, ticaretin vahşi yüz koleksiyonuna sahip olduğu, kaftanlı geleni üryan bırakan New York’ta ahilik rayihalı bir ticari dayanışma öyküsü anlatılınca insan bir afallıyor haliyle. Jean Merrill, kapitalizmin içini oyup insanca alışveriş imkânına ses veriyor. Tezgâh Savaşı (The Pushcart War) çocuk edebiyatında çok sık rastlamadığımız siyasallığa sahip, hani neredeyse ekonomi politiğin çocuğa ayarlı doğrucu eleştirisini sırtlanıyor.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Film Nasıl İzlenir?‘Kısa’dan ‘Uzun’a Çocuklar ve Aileler için Film Rehberine Giriş
Filmler günümüz kültürünün o kadar büyük bir parçasını oluşturuyor ki hiç var olmadıkları bir zamanı hayal etmek meşakkatli bir duruma benziyor.
Adını Sen Koy
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Timbuktu’da İslamcılık, Şiddetin Estetiği Üzerine
Sinemada “ötekiler” üzerine düşüncelerin ele alındığı filmlerin ana ekseninde birbirinden farklı dünyaların, olguların, özel durumların derinlemesine analizleri değil, genellemelere dayalı bakış açıları daha çok ön plandadır.
Mektup III
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
İmtihanı Zorlaştırmak
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.