Mektup benim için nasıl bir öneme sahip, bunu çeşitli vesilelerle dile getirdim, getirmeye devam edeceğim. Önemserim yazılı mesajı, bir merakın cevaba gebe postalanışını. Mektubu göndermenin muhataba ulaşınca yaşatacağı olası huzuru ve heyecanı… Sonra cevap beklemeyi; haber salıp haber almaya aday olmayı… Olasılıklar zincirinin her halkasında ümit ile endişe arasındaki yürek yangınının duaya dönüşen yanını…
Bu satırlar NİDA dergisinde sebebi malûm sonucu dua ile beslenmiş bir yolculuktu. Her başlangıcın bir bitişe gebe olması gibi bu yolculukta da şimdilik son durağa geldik. Zira susmalı insan, söz bittiğinden, anlam yittiğinden değil; başkaları da düşüncelerini paylaşsın diye. İşte bu nedenle ben de son mektup dedim, bu yolculuğumun son seslenişi…
Sen ne anladın, senin ne kadar işine yaradı bilemiyorum bu yazılanları okumak, bilmem gerekir mi onu bile tam olarak bilemiyorum. Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde… Çıkışı görmeme yardım ediyorlar, benim henüz uğramadığım patikalarda yol bulmuşlardan örnek alıyorum işte… İze basmak diğer bir ifadeyle, tecrübeyi zayi etmemek.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Herkes bir birey olarak bir aileye, bir akraba grubuna ve bir topluma aittir. Bu toplulukların beraberce ve huzur içinde yaşayabilmeleri için birtakım kurallar vardır. Her bir topluluk kendi kurallarını koyar ve bireyler bu kurallara uyarlar. En üstte dinî değerler vardır. Herkes hassasiyeti oranında dininin gereklerini yerine getirir. Toplum kuralları dinin değerlerine aykırı olmadığı sürece, birlikte yaşamanın gereği olarak bu kurallara da uyulur. Her ailenin de kendince koyduğu birtakım kuralları vardır. Aile bireyleri ancak bu kurallara uyulduğu takdirde bir arada ve huzurlu yaşayabilirler.
Neden geçinemeyiz? Öncelikle geçimsizliğin çoğunlukla hangi alanlarda olduğuna bakalım. Para, mal, mülk, iktidar, şan şöhret, aile, sevgi vb. Tüm saydıklarım sanki iki ortak noktada birleşiyor.
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
11 Eylül’ün yıldönümü zamanlarında kaleme aldığımız bu yazıda, Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare (2010) adlı filmine yer ayırdık ve filmdeki iki farklı kavrama (Ilımlı İslam-Radikal İslam) nasıl bir vurgu yapıldığı, biz ve öteki katmanlarının nasıl kurgulandığı üzerinde düşündük. Bu sebeple ki yazıya, düşünce dünyamızda yer edinmemiş Batılı aklın öne sürdüğü Ilımlı İslam (Moderate Islam) ve Radikal İslam (Radical Islam) tanımlarını açmakla başlayalım.
XIV. Mektup / Son Mektup
Mektup benim için nasıl bir öneme sahip, bunu çeşitli vesilelerle dile getirdim, getirmeye devam edeceğim. Önemserim yazılı mesajı, bir merakın cevaba gebe postalanışını. Mektubu göndermenin muhataba ulaşınca yaşatacağı olası huzuru ve heyecanı… Sonra cevap beklemeyi; haber salıp haber almaya aday olmayı… Olasılıklar zincirinin her halkasında ümit ile endişe arasındaki yürek yangınının duaya dönüşen yanını…
Bu satırlar NİDA dergisinde sebebi malûm sonucu dua ile beslenmiş bir yolculuktu. Her başlangıcın bir bitişe gebe olması gibi bu yolculukta da şimdilik son durağa geldik. Zira susmalı insan, söz bittiğinden, anlam yittiğinden değil; başkaları da düşüncelerini paylaşsın diye. İşte bu nedenle ben de son mektup dedim, bu yolculuğumun son seslenişi…
Sen ne anladın, senin ne kadar işine yaradı bilemiyorum bu yazılanları okumak, bilmem gerekir mi onu bile tam olarak bilemiyorum. Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde… Çıkışı görmeme yardım ediyorlar, benim henüz uğramadığım patikalarda yol bulmuşlardan örnek alıyorum işte… İze basmak diğer bir ifadeyle, tecrübeyi zayi etmemek.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Din, Toplum ve Aile Kuralları – Özgürlüğün sınırı –
Herkes bir birey olarak bir aileye, bir akraba grubuna ve bir topluma aittir. Bu toplulukların beraberce ve huzur içinde yaşayabilmeleri için birtakım kurallar vardır. Her bir topluluk kendi kurallarını koyar ve bireyler bu kurallara uyarlar. En üstte dinî değerler vardır. Herkes hassasiyeti oranında dininin gereklerini yerine getirir. Toplum kuralları dinin değerlerine aykırı olmadığı sürece, birlikte yaşamanın gereği olarak bu kurallara da uyulur. Her ailenin de kendince koyduğu birtakım kuralları vardır. Aile bireyleri ancak bu kurallara uyulduğu takdirde bir arada ve huzurlu yaşayabilirler.
Geçimsizliğin Sebepleri Ve Öngörülen Çıkış Yolları
Neden geçinemeyiz? Öncelikle geçimsizliğin çoğunlukla hangi alanlarda olduğuna bakalım. Para, mal, mülk, iktidar, şan şöhret, aile, sevgi vb. Tüm saydıklarım sanki iki ortak noktada birleşiyor.
Tebliğde Anlatım Yöntemi ve Muhatabı Tanımanın Önemine Dair
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Gökyüzü Kadar Kırmızı ile Eğitimcinin Sinema Rehberine Giriş
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
New York’ta Beş Minare’de Yükselen Ilımlı-Radikal İslam Sesleri
11 Eylül’ün yıldönümü zamanlarında kaleme aldığımız bu yazıda, Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare (2010) adlı filmine yer ayırdık ve filmdeki iki farklı kavrama (Ilımlı İslam-Radikal İslam) nasıl bir vurgu yapıldığı, biz ve öteki katmanlarının nasıl kurgulandığı üzerinde düşündük. Bu sebeple ki yazıya, düşünce dünyamızda yer edinmemiş Batılı aklın öne sürdüğü Ilımlı İslam (Moderate Islam) ve Radikal İslam (Radical Islam) tanımlarını açmakla başlayalım.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.