Mektup benim için nasıl bir öneme sahip, bunu çeşitli vesilelerle dile getirdim, getirmeye devam edeceğim. Önemserim yazılı mesajı, bir merakın cevaba gebe postalanışını. Mektubu göndermenin muhataba ulaşınca yaşatacağı olası huzuru ve heyecanı… Sonra cevap beklemeyi; haber salıp haber almaya aday olmayı… Olasılıklar zincirinin her halkasında ümit ile endişe arasındaki yürek yangınının duaya dönüşen yanını…
Bu satırlar NİDA dergisinde sebebi malûm sonucu dua ile beslenmiş bir yolculuktu. Her başlangıcın bir bitişe gebe olması gibi bu yolculukta da şimdilik son durağa geldik. Zira susmalı insan, söz bittiğinden, anlam yittiğinden değil; başkaları da düşüncelerini paylaşsın diye. İşte bu nedenle ben de son mektup dedim, bu yolculuğumun son seslenişi…
Sen ne anladın, senin ne kadar işine yaradı bilemiyorum bu yazılanları okumak, bilmem gerekir mi onu bile tam olarak bilemiyorum. Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde… Çıkışı görmeme yardım ediyorlar, benim henüz uğramadığım patikalarda yol bulmuşlardan örnek alıyorum işte… İze basmak diğer bir ifadeyle, tecrübeyi zayi etmemek.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Farukî, eserin girişinde İslam kültür ve medeniyetine dair yapılmış birçok araştırmanın bölgesel ya da kronolojik olarak yürütüldüğünü belirtir. Bu araştırma usullerinden ilkini Batılı araştırmacıların,
İnsan, yaşamı boyunca her zaman ilişki içinde olacağı doğayı anlamaya çalışmıştır. İnsan ve doğa ilişkisi insanlık var olmaya başladığından beri süregelen bir durumdur. Nitekim bu ilişki aslında insanlık için bir zorunluluktur.
Arap edebiyatının önemli ekollerinden biri olan Mehcer Edebiyatına değinmeden evvel “Mehcer” kelimesini tanımlamakta fayda görüyorum. Mehcer; Arapça bir kelime olup hicret edilen yer manasına gelir.Bugün artık Türkçede sıklıkla duyduğumuz göç kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Hicret (göç) ve muhacir (göç eden kimse) kelimeleri ile de aynı kökten gelmektedir.
XIV. Mektup / Son Mektup
Mektup benim için nasıl bir öneme sahip, bunu çeşitli vesilelerle dile getirdim, getirmeye devam edeceğim. Önemserim yazılı mesajı, bir merakın cevaba gebe postalanışını. Mektubu göndermenin muhataba ulaşınca yaşatacağı olası huzuru ve heyecanı… Sonra cevap beklemeyi; haber salıp haber almaya aday olmayı… Olasılıklar zincirinin her halkasında ümit ile endişe arasındaki yürek yangınının duaya dönüşen yanını…
Bu satırlar NİDA dergisinde sebebi malûm sonucu dua ile beslenmiş bir yolculuktu. Her başlangıcın bir bitişe gebe olması gibi bu yolculukta da şimdilik son durağa geldik. Zira susmalı insan, söz bittiğinden, anlam yittiğinden değil; başkaları da düşüncelerini paylaşsın diye. İşte bu nedenle ben de son mektup dedim, bu yolculuğumun son seslenişi…
Sen ne anladın, senin ne kadar işine yaradı bilemiyorum bu yazılanları okumak, bilmem gerekir mi onu bile tam olarak bilemiyorum. Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde… Çıkışı görmeme yardım ediyorlar, benim henüz uğramadığım patikalarda yol bulmuşlardan örnek alıyorum işte… İze basmak diğer bir ifadeyle, tecrübeyi zayi etmemek.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
İslam Kültür Atlası Hakkında Bir Değerlendirme
Farukî, eserin girişinde İslam kültür ve medeniyetine dair yapılmış birçok araştırmanın bölgesel ya da kronolojik olarak yürütüldüğünü belirtir. Bu araştırma usullerinden ilkini Batılı araştırmacıların,
Özgür Ruhların ve Tutsak Bedenlerin Şehri
Özgürlükler ülkesi amerika!
Her şey var orda, Özgürlük dışında
Ve dağıtıyor özgürlüğü Ortadoğuya
Bal Ülkesinin Acı Tadı
İnsan, yaşamı boyunca her zaman ilişki içinde olacağı doğayı anlamaya çalışmıştır. İnsan ve doğa ilişkisi insanlık var olmaya başladığından beri süregelen bir durumdur. Nitekim bu ilişki aslında insanlık için bir zorunluluktur.
Mehcerde Bir Hayat Ozanı Cibran Halil Cibran
Arap edebiyatının önemli ekollerinden biri olan Mehcer Edebiyatına değinmeden evvel “Mehcer” kelimesini tanımlamakta fayda görüyorum. Mehcer; Arapça bir kelime olup hicret edilen yer manasına gelir.Bugün artık Türkçede sıklıkla duyduğumuz göç kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Hicret (göç) ve muhacir (göç eden kimse) kelimeleri ile de aynı kökten gelmektedir.
Alışverişe devam et