Gölgeler tesbihindir.
Ey! Ağır başlı yankısı kayıp çığlıkların…
Takdir beklemeden sürdüğün tarlalara
Sunabileceği en üstün merhameti sunan
Senden başka bir varlık yoktur.
Yaşamış, yaşayan ve yaşayacak
Taze ormanlar için tutuşan ağaçlar
Kanatlarını parlatır.
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni
Tuz basılan yaralara tel tel akan tere tezeneye türküye
Uykular ısmarlanmış dalgalar vururken
‘ey cehennem böyle bir kurban gerekmiş sana’
bu ağıtların gitmeyle derdin ne?
bu azgın sulardan süzülerek gelen
Sallanıp duruyor altımda deniz
Kalbinde bir sır doğduysa, Bırak benzesin, Biraz yağmura, Biraz güneşe, Biraz da denize… Hakikate benzesin yüksek sesle… Senin ellerin rahle, Gözlerin cüz gülleri… Bekle, Pay-ı tahtı kurulsun gerçeğin, Yarana merhem sürsün zaman, Unut bu akşam hüznü, Rahmettir içtiğin… Kalbin diyar diyar gezmiş sırrı Lakin, ne lügatler çözebilmiş lisanını, Ne de gönlün bulmuş gerçek Hira’sını… Ey …
Bir Yakınlık Dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı
Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım
Dünyanın en gülünç hallerinde
Gençliğimin beyazlamış uğultusu
Bir durmuş zaman.
Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü
Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere.
Zaman,
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
210. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Yitik Temenna
Yankısız övüntülerde yenilmelerin
Yolların elinde rengârenk görüngüler.
Eskil korkulardan geçmekte küçüklüğün
ve savunmasız izlerde didinmeler.
Geçici siluetlerden dörtnala uzaklaşıp.
Kaybolup bitik sevinçlerde;
gölgesinde hatıranın.
Sessizliğin bölünüşünde saatlerin
an’larla izler
alışkanlıkları.
Kambur Birakmazsin
Gölgeler tesbihindir.
Ey! Ağır başlı yankısı kayıp çığlıkların…
Takdir beklemeden sürdüğün tarlalara
Sunabileceği en üstün merhameti sunan
Senden başka bir varlık yoktur.
Yaşamış, yaşayan ve yaşayacak
Taze ormanlar için tutuşan ağaçlar
Kanatlarını parlatır.
Siyah Adam ya da Antirasizm
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni
Tuz Basılan
Tuz basılan yaralara tel tel akan tere tezeneye türküye
Uykular ısmarlanmış dalgalar vururken
‘ey cehennem böyle bir kurban gerekmiş sana’
bu ağıtların gitmeyle derdin ne?
bu azgın sulardan süzülerek gelen
Sallanıp duruyor altımda deniz
Sır
Kalbinde bir sır doğduysa, Bırak benzesin, Biraz yağmura, Biraz güneşe, Biraz da denize… Hakikate benzesin yüksek sesle… Senin ellerin rahle, Gözlerin cüz gülleri… Bekle, Pay-ı tahtı kurulsun gerçeğin, Yarana merhem sürsün zaman, Unut bu akşam hüznü, Rahmettir içtiğin… Kalbin diyar diyar gezmiş sırrı Lakin, ne lügatler çözebilmiş lisanını, Ne de gönlün bulmuş gerçek Hira’sını… Ey …
Alışverişe devam et