Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Haklı ile haksız birbirine girer.
Alacaklı çıkarır bizim alışık olduğumuz öfkeler.
Hiçbir yüzde göremediğimiz bu öfke hâlbuki,
Kaşını malayani görünceye çatan pirifânininki sanki.
Temiz yüzlü, pak.
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Ben belki de arşın gölgesinde yetişmiş
Bir nergis demetiyim
Kutlu olan yeryüzü
Senin sevincin değil de
Belki içimdeki
Kelimelerin kalbimden elleriyle tutuşu.
Bir yakınlık dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı
Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım
Dünyanın en gülünç hallerinde
Gençliğimin beyazlamış uğultusu
Bir durmuş zaman.
Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü
Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere.
Zaman,
Kalbimin zambakları besleyen güneşinde
İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin.
Bak sensiz nice soğuk yıl geçti,
Bana gün hep dün, yine dündü
İçimde büyüyen el değmemiş gençliğe
Armağan
Dağ başında bir çınarın yalnızlığı
Masalları kurutmuş susuzluğundan.
Bilinmeyen ama tanınan
Bir yakınlık dibimde.
Yeşermeyi bekleyen kimsesiz hikayeler saklanmış,
Kimseye eğilmeyen boğazın
En derininde.
Bilmiyorum, umut körleşmek miydi bu denli
Koşarken telaş edip düşürdüğüm
Tesellinin çöktüğü gecelerde
Ya da bir yerlerde dökülen,
Çıkarılmayı bekleyen
Saklı, kaynayan vakit.
İstediğim ve sevdiğim mesafeleri
Kana kana bu vakitlerde
Umut diye içeceğim.
İlgili Yazılar
Sinvar’ın Âsası
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Haklı ile haksız birbirine girer.
Alacaklı çıkarır bizim alışık olduğumuz öfkeler.
Hiçbir yüzde göremediğimiz bu öfke hâlbuki,
Kaşını malayani görünceye çatan pirifânininki sanki.
Temiz yüzlü, pak.
Yaşı zindanlara sığmayan bir öfke.
Şiir / Adaletin Amentüsü
Haykırıyor âdem evladı, dillerde adaletin amentüsü,
Dualarla örülüdür yeryüzündeki masumiyetin örtüsü.
Kurmadığımız cümlelerden imtihan ediliyoruz,
Kurulan türlü tezgâhların ağırlığında eziliyoruz.
Bu dönen devrandır, şu hayat seyrandır der misin?
Ziyan olan her yaşantın için tövbe eder misin?
Gün geliyor ve bizler yek sıra halinde diziliyoruz,
Gidilen iki yolun sonunda tek sonuca seçiliyoruz.
Değişmez kanundur bu, hak daima galip gelecek,
Yetersizlik içinde olanlar yeter demeye devam edecek.
Yol Olsun
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Ben belki de arşın gölgesinde yetişmiş
Bir nergis demetiyim
Kutlu olan yeryüzü
Senin sevincin değil de
Belki içimdeki
Kelimelerin kalbimden elleriyle tutuşu.
Mavi Kardelenler Borçlusu
Kırsal hakikatler besliyorum, kentler ki samimiyetten küçüktür,
Köylerdeki inancı kuşanıp da geldim, şehirler ki ağır bir yüktür.
Bildiklerim, çıktığım yolların tarifine yetmiyor,
Bu kara yazı, şu koca ömrün tarihine gitmiyor.
Hayal, zihnin kapısına itinayla vurulmuş alımlı bir rüyadır,
Aşk, uçsuz bucaksız sahradan denizler çıkaran bir deryadır.
Ezgiler mırıldandık, üstelik sevdalar satın aldık,
Gündüzleri güneşe, her gece aya hasret kaldık.
MÜDA-Fİ-İL
Lütfen beni anla
Bir ağaç değilim sadece gölgeden
Yapraklarım yok karşılıksız besin üreten
Yaralarım var karşılıklı dünyayla ahidleşen