Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
Ben Rachel kırk üç yaşında
Aklımın sivri kalbinse yeğnik
Olacağı belliymiş önceden
Çıtalardan uçurtmalar yontarak
Rüzgâra karşı duracağım
Sınırları cetvelsiz çizeceğim
Nöbet yerini çocuklara bırakacağım
geçer ipliğinden zamanın zorluk denilen katar göğsü yaralayan bir hançer ne ki kuş tüyüdür işte acıtan ağır ağır direnci vardır kolları var sımsıkı tutacak bilekleri tam ışımak üzereyken kılıç boşluğa düşürülür şah-ı merdan kulaklara iliştirilir ferman ferman bütün yollar kısadır dünya bir vakitlik han he! dense çıkılacaktır al! dense alınacak kalır kenarda öylece …
Bir yakınlık dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı
Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım
Dünyanın en gülünç hallerinde
Gençliğimin beyazlamış uğultusu
Bir durmuş zaman.
Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü
Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere.
Zaman,
Kalbimin zambakları besleyen güneşinde
İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin.
Bak sensiz nice soğuk yıl geçti,
Bana gün hep dün, yine dündü
İçimde büyüyen el değmemiş gençliğe
Armağan
Dağ başında bir çınarın yalnızlığı
Masalları kurutmuş susuzluğundan.
Bilinmeyen ama tanınan
Bir yakınlık dibimde.
Yeşermeyi bekleyen kimsesiz hikayeler saklanmış,
Kimseye eğilmeyen boğazın
En derininde.
Bilmiyorum, umut körleşmek miydi bu denli
Koşarken telaş edip düşürdüğüm
Tesellinin çöktüğü gecelerde
Ya da bir yerlerde dökülen,
Çıkarılmayı bekleyen
Saklı, kaynayan vakit.
İstediğim ve sevdiğim mesafeleri
Kana kana bu vakitlerde
Umut diye içeceğim.
İlgili Yazılar
Şiir
vaziyet
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
elinde eksik tarif
önünde müşkül bir yol
kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
geldiğin gibi olmuyorsun hiç
senden değil bu elbet
rahat ol
şamar oğlanı zaman
Dönüşüm
Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
Rachel’lere
Ben Rachel kırk üç yaşında
Aklımın sivri kalbinse yeğnik
Olacağı belliymiş önceden
Çıtalardan uçurtmalar yontarak
Rüzgâra karşı duracağım
Sınırları cetvelsiz çizeceğim
Nöbet yerini çocuklara bırakacağım
neden neden?
geçer ipliğinden zamanın zorluk denilen katar göğsü yaralayan bir hançer ne ki kuş tüyüdür işte acıtan ağır ağır direnci vardır kolları var sımsıkı tutacak bilekleri tam ışımak üzereyken kılıç boşluğa düşürülür şah-ı merdan kulaklara iliştirilir ferman ferman bütün yollar kısadır dünya bir vakitlik han he! dense çıkılacaktır al! dense alınacak kalır kenarda öylece …
MÜDA-Fİ-İL
Lütfen beni anla
Bir ağaç değilim sadece gölgeden
Yapraklarım yok karşılıksız besin üreten
Yaralarım var karşılıklı dünyayla ahidleşen