Ben Rachel kırk üç yaşında
Aklımın sivri kalbinse yeğnik
Olacağı belliymiş önceden
Çıtalardan uçurtmalar yontarak
Rüzgâra karşı duracağım
Sınırları cetvelsiz çizeceğim
Nöbet yerini çocuklara bırakacağım
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Kalbimin zambakları besleyen güneşinde İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin. Bak sensiz nice soğuk yıl geçti, Bana gün hep dün, yine dündü İçimde büyüyen el değmemiş …
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Haklı ile haksız birbirine girer.
Alacaklı çıkarır bizim alışık olduğumuz öfkeler.
Hiçbir yüzde göremediğimiz bu öfke hâlbuki,
Kaşını malayani görünceye çatan pirifânininki sanki.
Temiz yüzlü, pak.
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Ben belki de arşın gölgesinde yetişmiş
Bir nergis demetiyim
Kutlu olan yeryüzü
Senin sevincin değil de
Belki içimdeki
Kelimelerin kalbimden elleriyle tutuşu.
Lila’ya Söylem
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Asya’nın bizlere borcudur,
İçimde bir yolcudur yol, içimde bir yancı,
Yola düşmediğim her an içimde bir sancı.
Her yolun sonu olsa da sela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Bir ülke bir şiir filizlendirir,
Her ülke her şairini sesinden yetiştirmez,
Yarınlar hin kahinlerin peşinden gitmez.
Dünümüz bu günümüzden de evla,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Bişkek sükûnet içinde dinler,
Dudaklarımda bir Kırgız kuşu mırıldanır,
Balasagun yalnızca seninle hatırlanır.
O şarkıyı dinliyorsan da hâlâ,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Uzun mesafeler büyük hikayeler doğurur,
Bindik mi atlarımıza eğilmez asla başımız,
Geldiysek bozkırlardan sevdadandır aşımız.
Vazgeçip döneceksen de illa,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Çizilen sınırları çiğnemişim,
Tanrı Dağlarından göndermişim selamımı,
Bağırsam insanlık tarihi de duyar mı meramımı?
Bizim için uzaklarda olsa da sıla,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
İlgili Yazılar
Rachel’lere
Ben Rachel kırk üç yaşında
Aklımın sivri kalbinse yeğnik
Olacağı belliymiş önceden
Çıtalardan uçurtmalar yontarak
Rüzgâra karşı duracağım
Sınırları cetvelsiz çizeceğim
Nöbet yerini çocuklara bırakacağım
Siyah Adam ya da Antirasizm
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni
Bir yakınlık dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Kalbimin zambakları besleyen güneşinde İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin. Bak sensiz nice soğuk yıl geçti, Bana gün hep dün, yine dündü İçimde büyüyen el değmemiş …
Sinvar’ın Âsası
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Haklı ile haksız birbirine girer.
Alacaklı çıkarır bizim alışık olduğumuz öfkeler.
Hiçbir yüzde göremediğimiz bu öfke hâlbuki,
Kaşını malayani görünceye çatan pirifânininki sanki.
Temiz yüzlü, pak.
Yaşı zindanlara sığmayan bir öfke.
Yol Olsun
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Ben belki de arşın gölgesinde yetişmiş
Bir nergis demetiyim
Kutlu olan yeryüzü
Senin sevincin değil de
Belki içimdeki
Kelimelerin kalbimden elleriyle tutuşu.