İnsanın üzerine sinen en güzel koku çocukluk kokusudur. Üzerinize sinen o kokuyu bir ömür yanınızda taşırsınız ya da taşımak istersiniz. Çünkü bu koku ötelerin cennetin kokusudur. Uçsuz bucaksız hayal dünyasında, ayakları yere basmadan diyarlar aşan çocukluktur. Dinlediği her masal sonrası kendi masalını yazmak, yaşamak isteyen çocukluk…
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
geçer ipliğinden zamanın zorluk denilen katar göğsü yaralayan bir hançer ne ki kuş tüyüdür işte acıtan ağır ağır direnci vardır kolları var sımsıkı tutacak bilekleri tam ışımak üzereyken kılıç boşluğa düşürülür şah-ı merdan kulaklara iliştirilir ferman ferman bütün yollar kısadır dünya bir vakitlik han he! dense çıkılacaktır al! dense alınacak kalır kenarda öylece …
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
İsrail hapishanelerinde sona erdirilen binlerce umut, hayal ve hayat vardır. Bunlardan sadece birinin hikâyesi 3000 Gece’ye konu olur. İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı baskı ve zulümler sebebiyle Filistinli direniş örgütleri de kimi zaman bireysel, kimi zaman da toplu eylemlerle İsraillilere karşılık vermektedirler. İşgalci İsrail askerilerinin kontrol noktasına bir eylem düzenlenmesi sonrasında Filistinli genci arabasına alan Layal, eylemin destekçisi kabul edilir. Sorgu ve işkencelere maruz bırakılır. Layal böylece İsrail hapishanelerinde sayısı bilinemeyen kadınlar arasında bir sayıyla (735) damgalanır.
Rachel’lere
Ben Rachel kırk üç yaşında
Aklımın sivri kalbinse yeğnik
Olacağı belliymiş önceden
Çıtalardan uçurtmalar yontarak
Rüzgâra karşı duracağım
Sınırları cetvelsiz çizeceğim
Nöbet yerini çocuklara bırakacağım
Küçükken sarışın ölümlerle diğerlerini eşitlediğim
Konuşmalarımdan belliymiş
Ben Rachel sizden birisi
Megafonumda kuş sesleri
Ajandamda halka açık gündemler
Ve biraz da savunma sanatlarıyla
-Yarayla kabuk arasına girerek mesela-
Püskürttüm öfkesini dağların
Henüz doğmamış çocukların
Ben Rachel, en son bir buldozeri ezmiştim
Kuşların alnından öperek
Gerek kalmamıştı sesim duyulsun diye
O ağır megafonu taşımaya.
İlgili Yazılar
Çocukluğun Kokusu…
İnsanın üzerine sinen en güzel koku çocukluk kokusudur. Üzerinize sinen o kokuyu bir ömür yanınızda taşırsınız ya da taşımak istersiniz. Çünkü bu koku ötelerin cennetin kokusudur. Uçsuz bucaksız hayal dünyasında, ayakları yere basmadan diyarlar aşan çocukluktur. Dinlediği her masal sonrası kendi masalını yazmak, yaşamak isteyen çocukluk…
Bir An Önce
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
neden neden?
geçer ipliğinden zamanın zorluk denilen katar göğsü yaralayan bir hançer ne ki kuş tüyüdür işte acıtan ağır ağır direnci vardır kolları var sımsıkı tutacak bilekleri tam ışımak üzereyken kılıç boşluğa düşürülür şah-ı merdan kulaklara iliştirilir ferman ferman bütün yollar kısadır dünya bir vakitlik han he! dense çıkılacaktır al! dense alınacak kalır kenarda öylece …
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Filistin Sinemasına 3000 Gece’den Bakmak: Hapishane Ve Kopuş
İsrail hapishanelerinde sona erdirilen binlerce umut, hayal ve hayat vardır. Bunlardan sadece birinin hikâyesi 3000 Gece’ye konu olur. İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı baskı ve zulümler sebebiyle Filistinli direniş örgütleri de kimi zaman bireysel, kimi zaman da toplu eylemlerle İsraillilere karşılık vermektedirler. İşgalci İsrail askerilerinin kontrol noktasına bir eylem düzenlenmesi sonrasında Filistinli genci arabasına alan Layal, eylemin destekçisi kabul edilir. Sorgu ve işkencelere maruz bırakılır. Layal böylece İsrail hapishanelerinde sayısı bilinemeyen kadınlar arasında bir sayıyla (735) damgalanır.