Ortaya çıkan öngörülemeyen(!) gerçekler karşısında edindikleri merkeziliği her duruma göre sürdürme arzusu taşıyanların, öngörülere ve senaryolara bağlı olarak uygulamaya koydukları dünya sistemini meşrûlaştırma çabası yeni bir durum değil. Gerçeklik tanımlarını, kaos üzerinden yeniden inşâ eden ideolojiler, iç içe geçmişliklerini farklı isimlerle aynı dünya görüşünün yörüngesinde sürüklerken, aksini iddia etseler de bu çabanın farklı bir boyutu var. Peki, farklı olan ne?
Temelini, ekonomik bütünlüğün ve politik faydacılığın oluşturduğuna inandıkları mekanizmaların, tahminlerinden önce silikleşmeye başlamasıyla, odaklandıkları yeni organizmaların kabuk değişimini hararetle savunmaya başladılar. Aslında fosilleşmiş seleflerinden farklı olmadıklarının ortaya çıkması nedeniyle suçüstü yakalandıklarını çok iyi biliyorlardı. Bu yüzden, yer altı kaynakları, doğal kaynaklar ve insan kaynağı bakımından tamamen bağımlı oldukları toplumların, sistem içerisinde tutulması için sergiledikleri gayretin nasıl görüneceğinin de hemen hemen farkındaydılar. Sergilenen gösterilerin bir vicdani sorumluluğu, ahlakîliği ve suçluluk duygusunu içermediği tarihin farklı dönüm noktalarında sahnelenmişti. 11 Eylül sonrası ‘dış güçler’ üzerinden derlenip toparlanan ve aslında, J. Foster Dulles’in ‘ahlaki’lik kriterinin[1] ‘ulusal dayanışma’ ruhuna evrilmesinden başka bir amaca hizmet etmeyen kutsallıktan kimin nasipleneceğini herkes biliyordu. Bu, 1945’den sonra taktıkları “ulusal güvenlik” maskesinin tozlu raflardaki yeni maskeyle değiştirilmesiydi. Sonuna geldiğine iman ettikleri tarihin ulaşabileceği ideal sistemin herkesçe kabul edilebilirliği sorgulanmamalıydı.
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modern yaşamlar içinde dağılan dikkatlerimiz, savrulan zihinlerimiz. Disipline edemediğimiz iç selliğimiz. Dalıp, dalıp çıktığımız gaflet anlarımız. Ve çıkarken gösterdiğimiz pişmanlıklarımız. Pişman olduğumuz ama bir o kadar da vazgeçemediğimiz
Âdem’in iki oğlu Allah’a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edildi diğerininse kabul edilmedi. Kurbanı kabul edilmeyen (Kâbil), kardeşine “seni öldüreceğim” dedi. Kardeşiyse Allah’ın, takva sahiplerinin kurbanlarını kabul edeceğini söyledi ve
Nerededir bu aranıp da bulunamayan adalet. Saklanmış mıdır yoksa mahkûm mu edilmiştir? Yoksa idealize edildiği için realiteye ilişememiş midir?
Toplumların adalet istemi niye özlem olarak kalmış, bir türlü vuslat gerçekleşmemiştir?
Hammurabi yasaları, insan hakları beyannameleri, mecelleler yetersiz mi gelmiştir adalet özlemi için?
Neden insanlık tarih boyunca haksızlık üretmiş; sonra da onun altında ezilmiş de ezilmiştir?
Neden insan insanın kurdu olmuş, birbirini parçalayıp parçalayıp kenara atmıştır?
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Te’vil kelimesi; tefsir etmek, yorumlamak, uzak ve gizli mânâlarını açığa çıkarmak, rüyayı tabir etmek;, sözü iyice inceleyip varacağı mânâya vardırmak, bir şeyi, amaçlanan son noktaya ulaştırmak gibi anlamları içermektedir. Rağıb el-İsfahânî te’vilin, “asla dönüş” anlamına gelen “evl” kökünden türediğini belirtmekte ve te’vili, “bir şeyi ilmen veya fiilen kendisinden kastedilen mânâya çevirmek” olarak tanımlamaktadır. İsfahânî evl’den türeyen evvel’e de açıklık getirmektedir: Temel evveldir, sonra bina gelir. Allah evveldir, hiçbir varlık Allah’a sebkat etmez. “Ben Müslimlerin/mü’minlerin ilkiyim.” sözü şu anlama gelir: İslam ve iman konusunda ben, kendisine uyulacak kişiyim. “Onu küfredenlerin ilki siz olmayın.” sözü de, kâfirlikte kendisine uyulan kişi siz olmayın, anlamında bir uyarıdır.
Yeni Olan Ne?
Ortaya çıkan öngörülemeyen(!) gerçekler karşısında edindikleri merkeziliği her duruma göre sürdürme arzusu taşıyanların, öngörülere ve senaryolara bağlı olarak uygulamaya koydukları dünya sistemini meşrûlaştırma çabası yeni bir durum değil. Gerçeklik tanımlarını, kaos üzerinden yeniden inşâ eden ideolojiler, iç içe geçmişliklerini farklı isimlerle aynı dünya görüşünün yörüngesinde sürüklerken, aksini iddia etseler de bu çabanın farklı bir boyutu var. Peki, farklı olan ne?
Temelini, ekonomik bütünlüğün ve politik faydacılığın oluşturduğuna inandıkları mekanizmaların, tahminlerinden önce silikleşmeye başlamasıyla, odaklandıkları yeni organizmaların kabuk değişimini hararetle savunmaya başladılar. Aslında fosilleşmiş seleflerinden farklı olmadıklarının ortaya çıkması nedeniyle suçüstü yakalandıklarını çok iyi biliyorlardı. Bu yüzden, yer altı kaynakları, doğal kaynaklar ve insan kaynağı bakımından tamamen bağımlı oldukları toplumların, sistem içerisinde tutulması için sergiledikleri gayretin nasıl görüneceğinin de hemen hemen farkındaydılar. Sergilenen gösterilerin bir vicdani sorumluluğu, ahlakîliği ve suçluluk duygusunu içermediği tarihin farklı dönüm noktalarında sahnelenmişti. 11 Eylül sonrası ‘dış güçler’ üzerinden derlenip toparlanan ve aslında, J. Foster Dulles’in ‘ahlaki’lik kriterinin[1] ‘ulusal dayanışma’ ruhuna evrilmesinden başka bir amaca hizmet etmeyen kutsallıktan kimin nasipleneceğini herkes biliyordu. Bu, 1945’den sonra taktıkları “ulusal güvenlik” maskesinin tozlu raflardaki yeni maskeyle değiştirilmesiydi. Sonuna geldiğine iman ettikleri tarihin ulaşabileceği ideal sistemin herkesçe kabul edilebilirliği sorgulanmamalıydı.
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yolda Olmanın Adıdır Takva
Modern yaşamlar içinde dağılan dikkatlerimiz, savrulan zihinlerimiz. Disipline edemediğimiz iç selliğimiz. Dalıp, dalıp çıktığımız gaflet anlarımız. Ve çıkarken gösterdiğimiz pişmanlıklarımız. Pişman olduğumuz ama bir o kadar da vazgeçemediğimiz
Pişmanlık ve Tövbe -Âdem’in İki Oğlu; Hâbil ve Kâbil-
Âdem’in iki oğlu Allah’a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edildi diğerininse kabul edilmedi. Kurbanı kabul edilmeyen (Kâbil), kardeşine “seni öldüreceğim” dedi. Kardeşiyse Allah’ın, takva sahiplerinin kurbanlarını kabul edeceğini söyledi ve
Terazinin Adaleti
Nerededir bu aranıp da bulunamayan adalet. Saklanmış mıdır yoksa mahkûm mu edilmiştir? Yoksa idealize edildiği için realiteye ilişememiş midir?
Toplumların adalet istemi niye özlem olarak kalmış, bir türlü vuslat gerçekleşmemiştir?
Hammurabi yasaları, insan hakları beyannameleri, mecelleler yetersiz mi gelmiştir adalet özlemi için?
Neden insanlık tarih boyunca haksızlık üretmiş; sonra da onun altında ezilmiş de ezilmiştir?
Neden insan insanın kurdu olmuş, birbirini parçalayıp parçalayıp kenara atmıştır?
Hayat Bir Yük Değil
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Kâfirûn Suresi Örneğinde İslam’ın Nebevî Te’vili ve Sonrası
Te’vil kelimesi; tefsir etmek, yorumlamak, uzak ve gizli mânâlarını açığa çıkarmak, rüyayı tabir etmek;, sözü iyice inceleyip varacağı mânâya vardırmak, bir şeyi, amaçlanan son noktaya ulaştırmak gibi anlamları içermektedir. Rağıb el-İsfahânî te’vilin, “asla dönüş” anlamına gelen “evl” kökünden türediğini belirtmekte ve te’vili, “bir şeyi ilmen veya fiilen kendisinden kastedilen mânâya çevirmek” olarak tanımlamaktadır. İsfahânî evl’den türeyen evvel’e de açıklık getirmektedir: Temel evveldir, sonra bina gelir. Allah evveldir, hiçbir varlık Allah’a sebkat etmez. “Ben Müslimlerin/mü’minlerin ilkiyim.” sözü şu anlama gelir: İslam ve iman konusunda ben, kendisine uyulacak kişiyim. “Onu küfredenlerin ilki siz olmayın.” sözü de, kâfirlikte kendisine uyulan kişi siz olmayın, anlamında bir uyarıdır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.