Yorgun bedenler, bıkkın gönüller… Kendilerine bile izahını yapamadıkları bir çağda her türlü ikilemin kıskacında aradıklarının derman sunamamasının verdiği sancıyla can çekişmekteler.
Yalnız değiller; yalnız değiliz…
Muhabbet ve merhametin, sadakat ve adaletin, kanaat ve sabrın, itaat ve istişarenin, saygı ve sevginin tasfiye edildiği bir toplumda, ebeveyn çaresizliği arasına sıkıştırılmış çocukların dünyasına dair bir şeyler söylemek için önce onları tanımak gerekiyor. ‘Tanım’lamanın işimize gelen ve rahatsızlık vermeyen tarafı, ‘tanıma’yı silikleştirdiği için bilimsel tasnifler “çocuğa göre” olması gereken davranışlarımızı mekanikleştirmeye başlıyor. İlişkilerin ‘ne’ üzerinden ve ‘ne ile’ kurulacağı karmaşası, ‘tekno-çağ’ın mekanik her aracını tutarsız ilişkiler sarmalında asgari saçmalık seviyesine taşımayı kolaylaştırıyor.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
Şu soruların yöneltilmesi gerek: Kendimiz olmamız için ne kadar izin verilmektedir? Kendi kararlarımızla mı yoksa başkalarının kararlarıyla mı hareket ediyoruz? Özgür irademizle mi meylettiğimiz şeylere yöneliyoruz? Sosyal medyayı sürekli takip eden birisi takip ettiklerini kendi tercihleri ile mi gerçekleştiriyor?
Çocukluğun Görsel Devinimi: Teyakkûz Hâlleri
Yorgun bedenler, bıkkın gönüller… Kendilerine bile izahını yapamadıkları bir çağda her türlü ikilemin kıskacında aradıklarının derman sunamamasının verdiği sancıyla can çekişmekteler.
Yalnız değiller; yalnız değiliz…
Muhabbet ve merhametin, sadakat ve adaletin, kanaat ve sabrın, itaat ve istişarenin, saygı ve sevginin tasfiye edildiği bir toplumda, ebeveyn çaresizliği arasına sıkıştırılmış çocukların dünyasına dair bir şeyler söylemek için önce onları tanımak gerekiyor. ‘Tanım’lamanın işimize gelen ve rahatsızlık vermeyen tarafı, ‘tanıma’yı silikleştirdiği için bilimsel tasnifler “çocuğa göre” olması gereken davranışlarımızı mekanikleştirmeye başlıyor. İlişkilerin ‘ne’ üzerinden ve ‘ne ile’ kurulacağı karmaşası, ‘tekno-çağ’ın mekanik her aracını tutarsız ilişkiler sarmalında asgari saçmalık seviyesine taşımayı kolaylaştırıyor.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ölümlülük Tedavisinde Yeni Nesil Şirketler
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Pragmatizm Müslümana Uyar Mı
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
İslam Toplumu, Kur’an Eğitimli Ve Peygamber Örnekli Bir Toplumdur
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
Hakkı Bâtıl ile Örtmek
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
Manipüle Edilmiş Zihinler ya da Başkaları için Yaşamak
Şu soruların yöneltilmesi gerek: Kendimiz olmamız için ne kadar izin verilmektedir? Kendi kararlarımızla mı yoksa başkalarının kararlarıyla mı hareket ediyoruz? Özgür irademizle mi meylettiğimiz şeylere yöneliyoruz? Sosyal medyayı sürekli takip eden birisi takip ettiklerini kendi tercihleri ile mi gerçekleştiriyor?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.