Kötü ve kötülük öyle ya da başka türlü insan oluşun aşamalarından biridir. İster bakışta ister eylemde isterse kutsalda temellendirilmeye çalışılsın, tanımlanamayan ancak işaret edilebilen, sembolleştirilen bir anlatı ve aynı zamanda bir deneyim olarak iyinin karşısında ve/veya yokluğunda varlık kazanan, terbiye eden, “Hakk”a yaklaştıran ya da ondan uzaklaştıran bir “gerçektir.”
Kötülük tartışması teodisenin kaynağı olarak Epikür’ün “Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da, gücü mü yetmiyor? O halde, güçsüzdür. Yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor? O halde, iyi niyetli değildir. Hem güçlü hem de iyi ise, bu kadar kötülük nereden geliyor?” iddiasıyla şekillenip doğal, teolojik, etik ve psişik kötülüklerden başka bir ifadeyle depremler, seller, salgın hastalıklar, sebepsiz cinayetler, kıyımlardan radikal kötülük tartışmalarına kadar devam etmiştir. Tanrı, mükemmel bir şekilde iyilik sever ve aynı zamanda her şeye gücü yeten veya her şeye kadir ise dünyada neden kötülükler vardır? O, neden buna izin veriyor? …ve daha birçok soru analitik, hermenötik ve teolojik temellendirmelerle insanın dünyaya ve dünyadaki konumuna bakışını sorgularken yüzleşmek “zorunda” olduğu bir duraktır. İnsanı beşerden ayıran ve onu yaratılmışların en şereflisi ya da en aşağısı kılacak olan elleriyle inşa etmek zorunda olduğu dünyadaki hâlidir. Hume’un ifadesiyle “bir kötülük, nedeni bizimle bir ilişkisi olmasa da, gerçek olabilir; kendine özgü olmadan da gerçek olabilir; diğerlerine görünmeden de gerçek olabilir; sürekli olmadan da gerçek olabilir ve genel kurallarla açıklanamadan da gerçek olabilir.”
Erdem ile bu adaletin arasında ne fark olduğu söylediklerimizden bellidir;
bu adalet erdemle aynı şeydir ama adaletin olduğu şey ile
erdemin olduğu şey aynı değildir:
Başkasıyla ilişkide söz konusu olduğunda adalettir;
kendi başına böyle bir huy söz konusu olduğunda erdemdir.
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
Eyüp peygamber…
İbrahim peygamber…
ve Muhammed (s.a.v.)…
“İnsan kalbi: Tanrının açık yarası…” M. Cioran
Kötü ve kötülük öyle ya da başka türlü insan oluşun aşamalarından biridir. İster bakışta ister eylemde isterse kutsalda temellendirilmeye çalışılsın, tanımlanamayan ancak işaret edilebilen, sembolleştirilen bir anlatı ve aynı zamanda bir deneyim olarak iyinin karşısında ve/veya yokluğunda varlık kazanan, terbiye eden, “Hakk”a yaklaştıran ya da ondan uzaklaştıran bir “gerçektir.”
Kötülük tartışması teodisenin kaynağı olarak Epikür’ün “Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da, gücü mü yetmiyor? O halde, güçsüzdür. Yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor? O halde, iyi niyetli değildir. Hem güçlü hem de iyi ise, bu kadar kötülük nereden geliyor?” iddiasıyla şekillenip doğal, teolojik, etik ve psişik kötülüklerden başka bir ifadeyle depremler, seller, salgın hastalıklar, sebepsiz cinayetler, kıyımlardan radikal kötülük tartışmalarına kadar devam etmiştir. Tanrı, mükemmel bir şekilde iyilik sever ve aynı zamanda her şeye gücü yeten veya her şeye kadir ise dünyada neden kötülükler vardır? O, neden buna izin veriyor? …ve daha birçok soru analitik, hermenötik ve teolojik temellendirmelerle insanın dünyaya ve dünyadaki konumuna bakışını sorgularken yüzleşmek “zorunda” olduğu bir duraktır. İnsanı beşerden ayıran ve onu yaratılmışların en şereflisi ya da en aşağısı kılacak olan elleriyle inşa etmek zorunda olduğu dünyadaki hâlidir. Hume’un ifadesiyle “bir kötülük, nedeni bizimle bir ilişkisi olmasa da, gerçek olabilir; kendine özgü olmadan da gerçek olabilir; diğerlerine görünmeden de gerçek olabilir; sürekli olmadan da gerçek olabilir ve genel kurallarla açıklanamadan da gerçek olabilir.”
Her acının sonrası daha büyük bir acı mıdır?
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
221. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Ahlaktan Arındırılmış Hukuk; Adaletten Arıtılmış Hüküm
Erdem ile bu adaletin arasında ne fark olduğu söylediklerimizden bellidir;
bu adalet erdemle aynı şeydir ama adaletin olduğu şey ile
erdemin olduğu şey aynı değildir:
Başkasıyla ilişkide söz konusu olduğunda adalettir;
kendi başına böyle bir huy söz konusu olduğunda erdemdir.
Modernizmden Çıktık Yola Post-modernizm’de Verdik Mola;
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Adayış ve Adanış
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
İslam Toplumu, Kur’an Eğitimli Ve Peygamber Örnekli Bir Toplumdur
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
Alışverişe devam et