Güzellik meselesini felsefî boyutu yerine, ahlâkî yönü itibariyle değerlendiren, “Önce Güzeli Görmeli” başlığıyla bir deneme metni kaleme almış ve “Anladıkça Artan” adlı eserime yerleştirmiştim. Şimdi güzellik bahsinde hem etimolojik hem estetik hem de yeniden etik anlamda daha geniş bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Esasen “Vahiy ve Sanat” adlı deneme kitabımda bir nebze değinip geçmiştim. Hiç şüphesiz güzellik kavramını gündemine alan bütün çalışmalar sanat, dil ve belki edebiyat alanına da bakmak durumunda kalacaklardır. Ben, “Vahiy ve Sanat” çalışmamı daha ziyade Müslüman çevrelerdeki yanlış anlamalara tahsis ederek, bir tashih çabası ve endişesi taşımıştım. Sanatın birçok alanına eksik ve yanlış bakışlara dair eleştirel yaklaşımım, bir hayli genç insanın zihninde, yeni özgürlük pencereleri açmıştı. Düşünce ve yazı hayatımın bir yarısı bilgi, bir diğer yarısı ise duygu yoğunluklu arayışların bir toplamı sayılabilir.
Bu kısa açıklamadan sonra öncelikle Türkçe düşünen birisi sıfatıyla, güzel kelimesini tanımaya çalışalım. Sözlüklerin bize aktardığına göre Türkçedeki ‘güzel’ kelimesi, ‘göz’ ile ‘el’ kelimelerinin buluşmasıyla oluşturulmuş gibidir.
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Muhyiddin b. Arabî’nin (v.638/1240) düşünceleri ve söylemi, ona yönelik bir muhalefetin doğmasına sebep olmuştur. Ondan sonra, başta onun felsefesinin esasını oluşturan vahdet-i vücûd öğretisi olmak üzere ulûhîyet, nübûvvet, velâyet, hayır, şer, âhiret ahvâli ve din telâkkîsine
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Bakma Biçimlerinden Güzellik Olgusuna
Güzellik meselesini felsefî boyutu yerine, ahlâkî yönü itibariyle değerlendiren, “Önce Güzeli Görmeli” başlığıyla bir deneme metni kaleme almış ve “Anladıkça Artan” adlı eserime yerleştirmiştim. Şimdi güzellik bahsinde hem etimolojik hem estetik hem de yeniden etik anlamda daha geniş bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Esasen “Vahiy ve Sanat” adlı deneme kitabımda bir nebze değinip geçmiştim. Hiç şüphesiz güzellik kavramını gündemine alan bütün çalışmalar sanat, dil ve belki edebiyat alanına da bakmak durumunda kalacaklardır. Ben, “Vahiy ve Sanat” çalışmamı daha ziyade Müslüman çevrelerdeki yanlış anlamalara tahsis ederek, bir tashih çabası ve endişesi taşımıştım. Sanatın birçok alanına eksik ve yanlış bakışlara dair eleştirel yaklaşımım, bir hayli genç insanın zihninde, yeni özgürlük pencereleri açmıştı. Düşünce ve yazı hayatımın bir yarısı bilgi, bir diğer yarısı ise duygu yoğunluklu arayışların bir toplamı sayılabilir.
Bu kısa açıklamadan sonra öncelikle Türkçe düşünen birisi sıfatıyla, güzel kelimesini tanımaya çalışalım. Sözlüklerin bize aktardığına göre Türkçedeki ‘güzel’ kelimesi, ‘göz’ ile ‘el’ kelimelerinin buluşmasıyla oluşturulmuş gibidir.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsani Yardım Stratejisinin ve İnfak Fıkhının Üretilmesi Neden Gereklidir
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Modernizme İtirazdan Hakikatin Yıkılışına Post-modernizm
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Modernizmden Çıktık Yola Post-modernizm’de Verdik Mola;
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
İbnü’l-Arabî’ye Yönelik Eleştiriler ve Mahiyeti
Muhyiddin b. Arabî’nin (v.638/1240) düşünceleri ve söylemi, ona yönelik bir muhalefetin doğmasına sebep olmuştur. Ondan sonra, başta onun felsefesinin esasını oluşturan vahdet-i vücûd öğretisi olmak üzere ulûhîyet, nübûvvet, velâyet, hayır, şer, âhiret ahvâli ve din telâkkîsine
‘Şartlar’ Neyi Belirler
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.