Böyle başlanıyor ya, alışılan bu… Yok alışkanlıklara vurgu için demiyorum aslında, başka ne diyebilirim diye düşündüm. Bu mektuba başlamadan önce düşündüğüm sadece bu değildi tabii. Yeni yıl meselesi her yıl yaşadığım garip bir hâl. Bende hiçbir yıl eskimiyor aslında, içinde anılarımı biriktiren yıllar sapasağlam beynimde, bazıları yer etmiş gönlümde. O nedenle geçen yıl muhasebeden ibaret, hepsi bu işte… Ne yapabildim geçen yıl, ne yapamadım, planlarımın hangileri yarım kaldı… Rabbim ömür ve izin verirse yeni başlayan takvimle neler yapabilirim, diye düşünürüm sadece. O nedenle kutlamam ben, sevinmem bir yıl bitti diye, başlayınca da kutlama bana göre değil. Ben, benimle başlıyorum, kutlanacak olan bir şey varsa o da insan doğup insan kalmaya gayret edenlerin bu gayretlerindeki samimiyetleri, teslimiyetleri… Yani kul olmanın gereğini yerine getiren herkesi hem kutluyor hem de tebrik ediyorum…
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya …
Şair ve çocuk edebiyatı yazarı olarak tanıdığımız Mustafa Ökkeş Evren bu kez Sus İşaret isimli öykü kitabıyla yetişkin okuyuclarını selalmlıyor. Şiirleri, denemeleri, öyküleri ve çocuklar için yazdığı her türden eserleriyle tanıdığımız
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
İnsanlığın yaratılış amacından uzaklaşıp kendini zihinsel sapmaların içinde bulmadığı bir çağ nerdeyse yok gibidir. Her çağda insanlık çeşitli aldanmalar, bozulmalar ve kendilik değerini düşüren hal ve davranışlar içinde bulunmuştur.
Mektup VII
Tekrar Merhabalar diyorum.
Böyle başlanıyor ya, alışılan bu… Yok alışkanlıklara vurgu için demiyorum aslında, başka ne diyebilirim diye düşündüm. Bu mektuba başlamadan önce düşündüğüm sadece bu değildi tabii. Yeni yıl meselesi her yıl yaşadığım garip bir hâl. Bende hiçbir yıl eskimiyor aslında, içinde anılarımı biriktiren yıllar sapasağlam beynimde, bazıları yer etmiş gönlümde. O nedenle geçen yıl muhasebeden ibaret, hepsi bu işte… Ne yapabildim geçen yıl, ne yapamadım, planlarımın hangileri yarım kaldı… Rabbim ömür ve izin verirse yeni başlayan takvimle neler yapabilirim, diye düşünürüm sadece. O nedenle kutlamam ben, sevinmem bir yıl bitti diye, başlayınca da kutlama bana göre değil. Ben, benimle başlıyorum, kutlanacak olan bir şey varsa o da insan doğup insan kalmaya gayret edenlerin bu gayretlerindeki samimiyetleri, teslimiyetleri… Yani kul olmanın gereğini yerine getiren herkesi hem kutluyor hem de tebrik ediyorum…
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
XIV. Mektup / Son Mektup
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Ev Dünyadaki Köşemizdir
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya …
Mustafa Ökkeş Evren’den Hız Çağına “Sus İşareti”
Şair ve çocuk edebiyatı yazarı olarak tanıdığımız Mustafa Ökkeş Evren bu kez Sus İşaret isimli öykü kitabıyla yetişkin okuyuclarını selalmlıyor. Şiirleri, denemeleri, öyküleri ve çocuklar için yazdığı her türden eserleriyle tanıdığımız
Kötülük Eden Kötülük Bulur
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Acziyetinin Farkında Olmak
İnsanlığın yaratılış amacından uzaklaşıp kendini zihinsel sapmaların içinde bulmadığı bir çağ nerdeyse yok gibidir. Her çağda insanlık çeşitli aldanmalar, bozulmalar ve kendilik değerini düşüren hal ve davranışlar içinde bulunmuştur.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.