Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu[1] ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini ve “dışlanmış”, “köktenci batıcı zihniyetinin” sinemada geçerli olduğunu kaydeder. Muhsin Ertuğrul’un filmlerinde Kemalist ideolojinin ön plana çıkarılması ve dinin modernleşme önünde bir engel teşkil ettiğinin vurgulanması ile başlayan süreç 1960’lı yıllarda taşrada hacı, hoca, şeyh gibi figürler üzerinden İslam ve Müslüman manzaraları sunar. Sinemada bu anlatımlar tam da dönemin felsefesine, ideolojisine ışık tutmaktadır. Çünkü cemaat, dindar, dindarlık, camia mefhumları batılı entelijansiyanın ve modernleşmesinin bir sonucu olarak tanımlanan, yorumlanan ve çoğu kez tahrif edilen bir anlayışa hizmet edegelmektedir. Bunun benzer bir sonucunu, özellikle 11 Eylül’ü bir milat olarak aldığımızda, dünya sinemalarında olduğu gibi Türkiye sinemasında da İslam, İslamcılık, hizip, tarikat, radikalleşme, ılımlılaşma, terörizm gibi meseleler etrafında görmemiz mümkündür.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler.
Daha birkaç saat önce toprağı terk eden çiçekler. Daha birkaç saat önce hayatın yabanıl yanında umut diye haykıran! Vurdumduymaz bir insanın elinde; bu uzun bardağın içinde, duyguları adına terkedilen çiçekler. Kimi bir kadının ruhuna ruh oluyor, kimi dinlediği müziği yaşıyordu. Kimisi de rüzgârın özlemiyle gözyaşı döküyordu.
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Modern Dünyada Takva’yı Anlamak
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu[1] ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini ve “dışlanmış”, “köktenci batıcı zihniyetinin” sinemada geçerli olduğunu kaydeder. Muhsin Ertuğrul’un filmlerinde Kemalist ideolojinin ön plana çıkarılması ve dinin modernleşme önünde bir engel teşkil ettiğinin vurgulanması ile başlayan süreç 1960’lı yıllarda taşrada hacı, hoca, şeyh gibi figürler üzerinden İslam ve Müslüman manzaraları sunar. Sinemada bu anlatımlar tam da dönemin felsefesine, ideolojisine ışık tutmaktadır. Çünkü cemaat, dindar, dindarlık, camia mefhumları batılı entelijansiyanın ve modernleşmesinin bir sonucu olarak tanımlanan, yorumlanan ve çoğu kez tahrif edilen bir anlayışa hizmet edegelmektedir. Bunun benzer bir sonucunu, özellikle 11 Eylül’ü bir milat olarak aldığımızda, dünya sinemalarında olduğu gibi Türkiye sinemasında da İslam, İslamcılık, hizip, tarikat, radikalleşme, ılımlılaşma, terörizm gibi meseleler etrafında görmemiz mümkündür.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şiir Hukuku
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler.
Sinvar’ın Âsası
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Kadının Ayağı Gül Oldu
Daha birkaç saat önce toprağı terk eden çiçekler. Daha birkaç saat önce hayatın yabanıl yanında umut diye haykıran! Vurdumduymaz bir insanın elinde; bu uzun bardağın içinde, duyguları adına terkedilen çiçekler. Kimi bir kadının ruhuna ruh oluyor, kimi dinlediği müziği yaşıyordu. Kimisi de rüzgârın özlemiyle gözyaşı döküyordu.
Övdüklerimizden Ne Kaldı?
Masal dinlerdik, dededen, büyükanneden, kıssadan hisse çıkarmaya; “bir varmış bir yokmuş” sevdasına aşılanırdık fark etmeden. Şimdilerde subliminal mesajlarla nitelendirilen, akla ayar verme kavramını gayri ihtiyari büyüklerimiz de tecrübe etmişlerdi.
Neo-Liberal Zincirler: Gig Ekonomisinin Görünmez Prangaları ve Kurye Hayatları
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.