“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır. Bu bakımdan İslam dünyasının krizi, fıkıh ve tefsir gibi uygulamalı dini bilimlerden ziyade düşünce ve teorik bilimlerdedir. Müslümanlar dünyaya açıklama, isim verme, anlamlandırma ve müeyyide koyma gücünü yitirmiştir. Kuşkusuz bu durum hayatın bütün alanlarına sirayet ettiğinden dini ve felsefi pratik ilimler de krizden derinlemesine etkilenmektedir. Krizin kaynaklarını doğru tespit etmediğimiz sürece çözüm arayışlarımız da sorunlu olacaktır. İğneyi karanlıkta kaybedip aydınlıkta arama işini tadını kaçıracak şekilde uzattığımız söylemek abartı olmaz.”
İslam Düşünce Tarihi için bir milat verilecek olsa bu behemehâl Hz. Peygamberin dar-ı bekaya irtihali olurdu. Çünkü Hz. Peygamber’in vefatıyla vahiy kesilmiş Müslümanlar sadece Kur’an ve Sünnetle baş başa kalmışlardır. Bu durum kısa bir müddet içerisinde yeni birtakım sorunların teşkil etmesine sebebiyet vermiştir. Dahası üzerine yapılan fetihler neticesinde kadim dünyanın bilgi havzaları Müslümanların yönetimine geçmiş ve burada pek çok din, dil ve kültürle tanışılması sorunları katmerlendirmiştir. Müellif, tüm bu sorunlarla beraber İslam düşünce geleneğinin bütün sorunlarının en temelde Akıl-Vahiy ilişkisinden türediğini tartışmaya açmaktadır. Bu düşünce geleneklerinin tikel olarak Tanrı, Âlem ve İnsan hakkındaki görüşleri ortaya konulmakta ve bu kavramların birbirleriyle ilişkisini yani Tanrı-Âlem, Tanrı-İnsan ilişkisini nasıl anladıklarını belirtmektedir. Nihayetinde mezkûr ilimlerin alamet-i farikaları tespit edilip ‘çağdaş meseleleri nasıl ele alacağımız ‘sorusu değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Müslümanların birlik içinde olduğu inancı da tarihi temelleri bulunmayan bir yanılgıdır. Hatta bunun tam tersi doğrudur; şöyle ki, aslında sömürgeciliğin yarattığı kötü koşulların saikiyle Müslümanlar arasında küresel bir
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
“1905’de Japon filosu, Uzakdoğu’ya ulaşmak için dünyanın yarısını dolanıp gelen Rus donanmasının büyük bölümünü imha etti. Ortaçağ’dan beri ilk kez Avrupalı olmayan bir ülke, büyük bir savaşta bir Avrupa gücünü yenmişti. 1905’in sonunda Çinli komutan Sun
Çocuk Edebiyatına Büyükçe Meraklar
İSLAM DÜŞÜNCE GELENEKLERİ
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır. Bu bakımdan İslam dünyasının krizi, fıkıh ve tefsir gibi uygulamalı dini bilimlerden ziyade düşünce ve teorik bilimlerdedir. Müslümanlar dünyaya açıklama, isim verme, anlamlandırma ve müeyyide koyma gücünü yitirmiştir. Kuşkusuz bu durum hayatın bütün alanlarına sirayet ettiğinden dini ve felsefi pratik ilimler de krizden derinlemesine etkilenmektedir. Krizin kaynaklarını doğru tespit etmediğimiz sürece çözüm arayışlarımız da sorunlu olacaktır. İğneyi karanlıkta kaybedip aydınlıkta arama işini tadını kaçıracak şekilde uzattığımız söylemek abartı olmaz.”
İslam Düşünce Tarihi için bir milat verilecek olsa bu behemehâl Hz. Peygamberin dar-ı bekaya irtihali olurdu. Çünkü Hz. Peygamber’in vefatıyla vahiy kesilmiş Müslümanlar sadece Kur’an ve Sünnetle baş başa kalmışlardır. Bu durum kısa bir müddet içerisinde yeni birtakım sorunların teşkil etmesine sebebiyet vermiştir. Dahası üzerine yapılan fetihler neticesinde kadim dünyanın bilgi havzaları Müslümanların yönetimine geçmiş ve burada pek çok din, dil ve kültürle tanışılması sorunları katmerlendirmiştir. Müellif, tüm bu sorunlarla beraber İslam düşünce geleneğinin bütün sorunlarının en temelde Akıl-Vahiy ilişkisinden türediğini tartışmaya açmaktadır. Bu düşünce geleneklerinin tikel olarak Tanrı, Âlem ve İnsan hakkındaki görüşleri ortaya konulmakta ve bu kavramların birbirleriyle ilişkisini yani Tanrı-Âlem, Tanrı-İnsan ilişkisini nasıl anladıklarını belirtmektedir. Nihayetinde mezkûr ilimlerin alamet-i farikaları tespit edilip ‘çağdaş meseleleri nasıl ele alacağımız ‘sorusu değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam’ın Düşük Düzeyde Temsili (!) Dil, Zihin ve Ufuk Daralması
“Müslümanların birlik içinde olduğu inancı da tarihi temelleri bulunmayan bir yanılgıdır. Hatta bunun tam tersi doğrudur; şöyle ki, aslında sömürgeciliğin yarattığı kötü koşulların saikiyle Müslümanlar arasında küresel bir
Bellek Yitimine Karşı KİMLİK
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
Bedeni Yeniden Kurgulamak ve Serginin Nesnesi Yapmak
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
Bir Üst Eylem Olarak ADANMA
“1905’de Japon filosu, Uzakdoğu’ya ulaşmak için dünyanın yarısını dolanıp gelen Rus donanmasının büyük bölümünü imha etti. Ortaçağ’dan beri ilk kez Avrupalı olmayan bir ülke, büyük bir savaşta bir Avrupa gücünü yenmişti. 1905’in sonunda Çinli komutan Sun
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.