Kadın hakları ve kadının sosyal konumu gerek toplumumuzda gerekse de dünyada her zaman için tartışılan ve bir şekilde gündeme gelen/getirilen bir konu olmuştur. Bundan yıllar önce kazandığım bir bursla söz gelimi -her ne kadar bu tarz isimlendirmeleri sevmesem de- ‘Ortadoğu ülkelerinden birine gidecek ve bir süre eğitim için orada kalacaktım. Yani Müslüman ülkelerden birine gidiyordum. Hazırlıklarımı yapmaya devam ederken çok yakın bir arkadaşım gitmeden önce coğrafya hakkında bilgi edinmeme yardımcı olacak bir belgesel serisini elime tutuşturdu ve “gitmeden mutlaka izlemelisin“ dedi. Elime tutuşturduğu belgesel Ayşe Böhürler’in hazırlayıp sunduğu “Duvarların Arkasında: Müslüman Ülkelerde Kadın” belgeseliydi. Büyük bir iştahla izledim ve bir kısmını duyduğum bir kısmını ise belgesel sayesinde öğrenmiş bulunduğum Müslüman kadının sorunları, toplum içindeki yeri ve geçmişten bugüne getirilen kültürel algılar beni Müslüman kadın üzerine düşünmeye daha çok yaklaştırdı diyebilirim. Elbette bir belgesel sayesinde birdenbire bir aydınlanma yaşamıyordum ama daha çok dikkat kesilmiştim. Ortadoğu’ya gidiyordum ne de olsa, kadınların en çok mahrum bırakıldıkları, her alanda haklarının olmadığı mahrumiyetler bölgesine!
Bu yazının devamı
205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Akıl ve irade sahibi her insan, yeryüzünü imar ve ıslahla mükelleftir. İnsanın hem kendi hayatını dengeli bir şekilde idame ettirmesi hem de toplumla ilişkilerinde dengeli bir tavır sergilemesi bireysel hayatla birlikte siyasetin ve dolayısıyla devlet mekanizmasının İslami prensiplere göre düzenlenmesi ve ıslahı ile mümkündür.
Duvarların Ötesine Yolculuk; İslam Düşünce Geleneğinde Kadın
Kadın hakları ve kadının sosyal konumu gerek toplumumuzda gerekse de dünyada her zaman için tartışılan ve bir şekilde gündeme gelen/getirilen bir konu olmuştur. Bundan yıllar önce kazandığım bir bursla söz gelimi -her ne kadar bu tarz isimlendirmeleri sevmesem de- ‘Ortadoğu ülkelerinden birine gidecek ve bir süre eğitim için orada kalacaktım. Yani Müslüman ülkelerden birine gidiyordum. Hazırlıklarımı yapmaya devam ederken çok yakın bir arkadaşım gitmeden önce coğrafya hakkında bilgi edinmeme yardımcı olacak bir belgesel serisini elime tutuşturdu ve “gitmeden mutlaka izlemelisin“ dedi. Elime tutuşturduğu belgesel Ayşe Böhürler’in hazırlayıp sunduğu “Duvarların Arkasında: Müslüman Ülkelerde Kadın” belgeseliydi. Büyük bir iştahla izledim ve bir kısmını duyduğum bir kısmını ise belgesel sayesinde öğrenmiş bulunduğum Müslüman kadının sorunları, toplum içindeki yeri ve geçmişten bugüne getirilen kültürel algılar beni Müslüman kadın üzerine düşünmeye daha çok yaklaştırdı diyebilirim. Elbette bir belgesel sayesinde birdenbire bir aydınlanma yaşamıyordum ama daha çok dikkat kesilmiştim. Ortadoğu’ya gidiyordum ne de olsa, kadınların en çok mahrum bırakıldıkları, her alanda haklarının olmadığı mahrumiyetler bölgesine!
Bu yazının devamı 205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Neden Yardım Ederiz
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
İslam, Devlet ve Siyaset
Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Akıl ve irade sahibi her insan, yeryüzünü imar ve ıslahla mükelleftir. İnsanın hem kendi hayatını dengeli bir şekilde idame ettirmesi hem de toplumla ilişkilerinde dengeli bir tavır sergilemesi bireysel hayatla birlikte siyasetin ve dolayısıyla devlet mekanizmasının İslami prensiplere göre düzenlenmesi ve ıslahı ile mümkündür.
Alışverişe devam et