Bu kısa yazımızda istiyorum ki, bizi bugünlere taşıyan tarihi oluşumlar, içlerinde sakladıkları kimliklerle birlikte tıpkı birer zafer armadası gibi gözümüzün önünden birer birer geçsinler ve bizler de onları hayatımızın yaşanmış en gerçek öyküleri olarak seyredelim. Bunu yaparken kendimize karşı koruyucu merhamet duygularımızı bir tarafa koyalım ve herhangi bir ahlâkî sapma göstermeden ve izzet-i nefis meselesi de yapmadan olayları, yani kendimizi görmeye çalışalım. Çünkü toplum olarak kendimizi kandırmada ve bile bile kendimize yalanlar söylemede iyi bir şöhretimiz var. Kimse buna itiraz etmesin, çünkü tarih, başa çıkamayacağınız kadar yakın tanığımızdır. Hayatın gerçek yasaları önünde, tesellilerin, kaçışların neler olduğunu ve hayatın asıl mânâsı ile gönülleri dolduran boş hayalleri anlamaya çalışalım istiyorum. İdeallerin beslediği, ama gerçek temalar üzerine oturtulmaya çalışılan başka coğrafyadaki bir zihniyetin nasıl toplumsal bir gerçeklik haline getirildiği ile bizim sahibi olduğumuz zayıf, iradesiz, çelimsiz, tabansız ve aciz anlayışların nasıl kahramanlık hayalleri üzerine oturtulmaya çalışıldığının çok kısa bir analizini yapalım istiyorum.
Ziya Paşa’nın bir beyiti var ki, bütün zamanları kuşatıcı ve ders alma istidadında olan insanlara ibretler verici mahiyettedir.
“Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Görünür kişinin rütbe-i aklı eserinde”
Bu yazının devamı
183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
İsmini andığımızda bize uzak ve yabancı gibi gelen Ortadoğu dediğimiz bu yere ismini veren, İngiltere’dir. Bu topraklara Ortadoğu dediğimizde, esasında trajik bir şekilde İngiltere’ye göre mekânlaştırılmış bir yerden ve isimlendirmeden bahsediyoruz.
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Dreyfüs, Herzl Ve Bizim Çelebiler
Bu kısa yazımızda istiyorum ki, bizi bugünlere taşıyan tarihi oluşumlar, içlerinde sakladıkları kimliklerle birlikte tıpkı birer zafer armadası gibi gözümüzün önünden birer birer geçsinler ve bizler de onları hayatımızın yaşanmış en gerçek öyküleri olarak seyredelim. Bunu yaparken kendimize karşı koruyucu merhamet duygularımızı bir tarafa koyalım ve herhangi bir ahlâkî sapma göstermeden ve izzet-i nefis meselesi de yapmadan olayları, yani kendimizi görmeye çalışalım. Çünkü toplum olarak kendimizi kandırmada ve bile bile kendimize yalanlar söylemede iyi bir şöhretimiz var. Kimse buna itiraz etmesin, çünkü tarih, başa çıkamayacağınız kadar yakın tanığımızdır. Hayatın gerçek yasaları önünde, tesellilerin, kaçışların neler olduğunu ve hayatın asıl mânâsı ile gönülleri dolduran boş hayalleri anlamaya çalışalım istiyorum. İdeallerin beslediği, ama gerçek temalar üzerine oturtulmaya çalışılan başka coğrafyadaki bir zihniyetin nasıl toplumsal bir gerçeklik haline getirildiği ile bizim sahibi olduğumuz zayıf, iradesiz, çelimsiz, tabansız ve aciz anlayışların nasıl kahramanlık hayalleri üzerine oturtulmaya çalışıldığının çok kısa bir analizini yapalım istiyorum.
Ziya Paşa’nın bir beyiti var ki, bütün zamanları kuşatıcı ve ders alma istidadında olan insanlara ibretler verici mahiyettedir.
“Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Görünür kişinin rütbe-i aklı eserinde”
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Filistin: Dünyayı İkiye Bölen Dünya
İsmini andığımızda bize uzak ve yabancı gibi gelen Ortadoğu dediğimiz bu yere ismini veren, İngiltere’dir. Bu topraklara Ortadoğu dediğimizde, esasında trajik bir şekilde İngiltere’ye göre mekânlaştırılmış bir yerden ve isimlendirmeden bahsediyoruz.
Bir Metin Usûlü Önerisi Olarak “Bütünsel Yaklaşım Metodu”
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.